<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:yt="http://gdata.youtube.com/schemas/2007">
   <channel>
      <title>Hürriyet - Yazarlar</title>
      <description>Pipes Output</description>
      <link>http://pipes.yahoo.com/pipes/pipe.info?_id=9f32b36c3ea518329b969ca3ca165598</link>
      <pubDate>Tue, 24 Nov 2009 00:43:48 -0800</pubDate>
      <generator>http://pipes.yahoo.com/pipes/</generator>
      <item>
         <title>Kanat ATKAYA - Diskler Lennon’un çenesine ulaşınca</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995503.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Yazılacak albümleri ayırdığım köşede göz kararı ölçtüğüm bir öbeklenme limiti var.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; Yeni CD eklendiği zaman öbeğin yüksekliği, kitaplıkta Hunter Daviesin The Beatlesına erişince Kabakulak Operasyonu yapma zamanı geldiğini anlıyorum.&lt;br&gt;Ang Leenin 1969daki Woodstock Festivalde geçen Taking Woodstock filminin soundtrackini dinledikten sonra kutusunu öbeğe bırakınca John Lennonun çene bölümünün kapandığını gördüm.&lt;br&gt;O zaman madem Taking Woodstock dedim, oradan başlayayım...&lt;br&gt;&lt;br&gt;*&lt;br&gt;&lt;br&gt;Taking Woodstock/ Orijinal Film Müziği (Rhino): Bir dönem filmi için Woodstockı seçmek, işin müzik kısmını hem kolay hem zor hale getiriyor. Kolay çünkü malzeme çok; zor çünkü yine malzeme çok! Ang Leenin filmi için 17 parçalık bir albüm hazırlanmış. 4 parça Danny Elfman imzalı ve bu film için üretilmiş. Geriye kalan 13 parça ise festivalin parlak yıldızlarının canlı veya stüdyo kayıtlarından seçilmiş. Dönemin ruhunu yansıtan, küçük bir yardım çantası havasındaki albümde şu isimler var:&lt;br&gt;The Doors, Arlo Guthrie, Grateful Dead, The Band, Canned Heat, Janis Joplin, The Paul Butterfield Blues Band, Country Joe McDonald, Love... Woodstockın 40ıncı yılı nedeniyle pek çok iyi ve kapsamlı derlemenin çıktığı dönemde kavruk kalabilir. Ancak işlevsel ve pratik olduğunu düşünene de hak veririm.&lt;br&gt;&lt;br&gt;*&lt;br&gt;&lt;br&gt;Arctic Monkeys/ Humbug (Domino): Albümü dinlemeye başlayalı çok oldu. Fakat yazmak için Aaa unuttum! demem gerekiyormuş.&lt;br&gt;İlk albümden itibaren dikkatli sayılabilecek şekilde takip ettim Arctic Monkeysi.&lt;br&gt;Britanya müzik basını bazen vasat grupları feci gazlar. Temkini elden bırakmadan takip ettim o yüzden.&lt;br&gt;Alex Turner parlak bir insan. Koşusunu tökezlemeden, hızla ve dengesini koruyarak ilerliyor.&lt;br&gt;Bu albüm için prodüktör Josh Hommeyi seçmek bile başlı başına dahiyane bir fikir.&lt;br&gt;Heyecan verici yeni rock grubu bulmak konusu giderek zorlayıcı bir hal alırken Kings of Leon gibi, Yeah Yeah Yeahs gibi itinayla korunması gereken bir ekip olduğunu kanıtlıyor Humbugda Monkeys.&lt;br&gt;Coşmuş gitarlar, ciğerden söylenen şarkılar iyidir, takılın. &lt;br&gt;&lt;br&gt;*&lt;br&gt;&lt;br&gt;The Jacksons (Sony BMG)/ John McLaughlin (Sony BMG): Sonynin hesaplı beşi bir yerde serisi Original Album Classicste sıra bu kez The Jacksons ve John McLaughlin kutucuklarında.&lt;br&gt;Önce Jacksons... 1968de Diana Rossun ellerinden tutup efsanevi Motown şirketine götürdüğü Jackson Biraderler, Jackson Five adı altında şöhreti bulmuştu. Fakat 1976da Motownı terk ettiler, The Jacksons olarak Epic şirketiyle anlaştılar. Bu sadece mali yapıda değil müzikal yapıda da değişimi işaret ediyordu.&lt;br&gt;Filizlenen disko müziği için yüksek kalibre şarkılar üretmeyi başardılar elbette. Blame It On The Boogie ve Can You Feel It bu dönemden çıkma klasiklerdir mesela.&lt;br&gt;Fakat küçük kardeş Michaelın solo yıldızının parlaması, karizmasının kardeşlerini kat be kat aşması The Jacksonsı da etkisizleştirdi. Bu kutudaki 5 albüm (The Jacksons, Goin Places, Destiny, Triumph, Victory) Michael Jackson fanatikleri için arşiv değeri taşıyor. &lt;br&gt;&lt;br&gt;*&lt;br&gt;&lt;br&gt;John McLaughlin (Sony BMG): Geniş, çok geniş ve çok güzel bir diskografi John McLaughlininki. Miles Davisin Bitches Brew albümünden bu yana baksanız bile 40 yıllık hikaye.&lt;br&gt;McLaughlinin set için seçilen 5 albümü Shakti, A Handful of Beauty, Natural Elements, Electric Guitarist, Electric Sighs ve Electric Dreams.&lt;br&gt;Genel hatlarıyla Shankar ile kurduğu Shakti ile başlayan ve yeniden -bir daha!- elektrik gitara döndüğü dönem. Yani doğu felsefesi, Miles, 1960ların başında Londrada esen blues rüzgârı, Trilok Gurtu filan harman olmuş ve demlenmiş McLaughlinde. 1970lerin John McLauglinine bakmak ve bazı derin sesleri kovalamak için uygun bir set.&lt;br&gt;&lt;br&gt;*&lt;br&gt;&lt;br&gt;Michael Jackson, This Is It (Sony Music) Film kısa bir süre için gösterildi, DVD yolda. Bu arada Michael Jacksonın son performansından enstantaneler içeren This Is It müzik albümü olarak da çıktı. İki disklik albümde bol MJ fotoğrafı ve bol hit parça yer alıyor. Bir MJ hayranını mutlu edecek pek çok şarkı var. &lt;br&gt;Hit parça konusunda sıkıntısı yoktu Michaelın. Beat Itten Man In The Mirrora kadar çoğu yer bulmuş albümde. Diğer hit toplamalarından en büyük farkı, bildik bazı parçaların bilinmedik versiyonlarını da içermesi. İş MJ dinlemeye geldiğinde garanticiyim; Thrillerı koyar, dinlerim!&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Kanat ATKAYA</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:23:12 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Doğan HIZLAN - İslâm uygarlığına geniş bir bakış açısı</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995501.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;İslam uygarlığına dair kitaplar, kültür tarihi açısından dünya için önemli kaynak niteliği taşımaktadır.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; Böyle çalışmalar yalnız İslâm dünyası için değil, Batı dünyası için de gereklidir. Çünkü hem öncelik/sonralık konusuna malzeme sunmakta hem de karşılaştırma çalışmalarını mümkün kılmaktadır.&lt;br&gt;Fuat Sezginin hazırladığı İslâm Uygarlığında Astronomi, Coğrafya ve Denizcilik, bu özellikleri içeren bir çalışma.&lt;br&gt;Kitap yayıncılığında geldiğimiz noktayı, bu tür kitaplar, içerik ve biçim açısından temsil ediyor. &lt;br&gt;Çünkü bazı kitaplar, içeriğinin gereği baskı düzeyinin de yüksek olmasını zorunlu kılmaktadır.&lt;br&gt;Kitap, Almanca 5 ciltlik, Wissenschaft und Teknik im Islam isimli tercümesinden derlenmiş.&lt;br&gt;Bu tür kitaplar uzmanların yanısıra meraklıları için de kütüphanelerinde bulundurmaları gereken çalışmalardır. &lt;br&gt;Bir gazete, bir dergi, bir kitap okuru bile, bilgisini artırmak için bunlara başvurmak gereği duyacaktır. Bilginin yanısıra görsel mükemmellik de bu kitabın yazılması gereken farkı.&lt;br&gt;Fuat Sezgin, Önsözde İslâm uygarlığının kısa tarihini yazmış, böylece ayrıntıları daha kolay anlayabilmemizi sağlayacak:&lt;br&gt; Yedinci yüzyılın ilk yarısında, Yunanlıların elinde çok yüksek bir düzeye ulaşmış bilimlerin, DOğu Akdeniz havzalarında ve Sasaniler İranında ağır adımlarla çok küçük mesafeler geriye bırakmakta olduğu bir sırada, İslâm bu kültür merkezlerini içine alan bir kudret olarak tarih sahnesine çıktı. O kültür merkezlerinin mümessillerini, hangi inançta olurlarsa olsunlar büyük bir tolerans ve anlayışla entegre ve onların hocalığını kabul ederek, bilimlere yeni bir kıvılcım kazandırdı. Sekizinci yüzyılın ortalarında Hind kaynaklarına uzanıldı. İki yüzyıl kadar süren bir resepsiyon ve asimilasyon safhasından sonra yaratıcılığa ulaşıldı.&lt;br&gt;Bilimlerin İslam dünyasında ulaştığı yaratıcılık safhası bazı alanlarda daha 8. yüzyılın ikinci yarısında, bazı sahalarda ise 9. yüzyılın ortalarına doğru gerçekleşmiş oldu. Bu yaratıcılık safhası sonlara doğru süratin ve kantitenin düşmesiyle beraber 800 yıl yani 16. yüzyılın sonlarına kadar devam etti. Onların başardıklarının bugün küçük bir kesimini biliyoruz. Ayrıntılı olarak saymaya kalkışmak yerine şu şekilde ifade edilebilir: Onlar diğer kültür dünyalarından, özellikle Yunanlılardan aldıkları bilimleri geliştirdiler, yeni bilimleri ortaya koydular; önderlik durumuna geçecek kültür dünyasında ortaya çıkacak bazı bilimlerin yollarını döşediler. Büyük ve yaratıcı diye vasıflandırdığımız bilimin 800 yıl kadar süren bu safhasında Müslümanların Arapça yazan Hıristiyan ve Yahudi vatandaşlarının katkısı az olmadı.&lt;br&gt;Bilimler tarihine bu yaratıcı safhada nelerin kazandırıldığının hepsini veya büyük bir kısmını bilmekten henüz çok uzak bulunuyoruz; tamamını tanımak belki hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Ama bugün bildiklerimiz, bilimler tarihinin en büyük birkaç safhasından biri karşısında bulunduğumuzu duymamıza yetiyor.&lt;br&gt;Astronomi, Coğrafya ve Denizcilik bölümlerinin başında ayrı ayrı birer giriş var.&lt;br&gt;Kitapta yer alan görsel malzemelerin zenginliğinden ve baskı kalitesinden mutlaka söz etmemiz gerekir. Usturlapların, cetvellerin, rasathane planlarının, metinlerin, haritaların özel baskılı görselleri zengin içerikli kitabı daha da etkileyici bir hale getirmiş.&lt;br&gt;Astronomi bölümünde üç önemli ve ayrı rasathanenin tarihçesi anlatıldıktan sonra sözkonusu rasathanelerde ve genel olarak astronomi biliminde kullanılan aletlerin tanımı, tarihçesi, özellikleri aktarılıyor. &lt;br&gt;Coğrafya bölümünde önemli haritalar hakkında bilgiler verdikten sonra yine görsel malzemeyle beslemiş Sezgin. Denizcilik bölümünde önemli limanlar, denizciler anlatıldıktan sonra Vasco da Gama, Diego Ribeiro gibi ünlü denizcilerin usturlaplarını anlatıyor. Özellikle İslâm uygarlığının hep ihmal ettiği söylenen denizcilik ve uzay bilimine yönelik bilgiler okurlarını etkileyecek.&lt;br&gt;İslâm Uygarlığında Astronomi, Coğrafya ve Denizcilik kitabının sonunda, Bibliyografya ve Dizinler bulunuyor.&lt;br&gt;Kitapların ayrıca sertifikaları var. &lt;br&gt;Kütüphaneninizin, değerini artıracak bir araştırma.&lt;br&gt;(İslâm Uygarlığında Astronomi, Prof. Dr. Fuat Sezgin, Boyut Yayın Grubu) &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;DOĞAN HIZLANIN SEÇTİKLERİ&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Altan Öymen / Öfkeli Yıllar / Doğan Kitap&lt;br&gt;Jose Saramago / Not Defterimden / Turkuvaz&lt;br&gt;Adnan Özyalçıner / Panayır / Evrensel &lt;br&gt;Jodi Picoult / Taş Kağıt Makas / APRIL&lt;br&gt;Alpay Doğan Yıldız / Popüler Türk Romanları / Dergâh&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Doğan HIZLAN</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:23:00 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Banu TUNA - AVM kısmetiyle gelirmiş</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995499.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bayrampaşadaki Forum İstanbula açıldığı gün damladım elbette. Çocuk kısmetiyle gelir diye bir laf vardır ya, alışveriş merkezleri için de bu durum geçerli galiba.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; İnşaata başlarken müşteri rezervasyon çalışmaları da mı başlıyor nedir, içerisi tıklım tıklımdı. Sanki her ay yeni bir AVM açılsa bile hepsine yetecek müşteri bulunacak gibi bir hisse kapılıyor insan. Bu arada söylemem gerekir ki, insanların elinde pek fazla poşet yoktu, daha çok keşif turunda gibiydiler. En kalabalık yer ise buz pistiydi. &lt;br&gt;İlk günden bu kadar kalabalık çekmesinde, mağazaların pek çoğunun hizmete girmiş olmasının payı büyük. Bir tek Boyner, sinema salonları ve bir-iki mağaza daha açılmamıştı. Onu da öyle güzel kamufle etmişler ki, 40 yıllık oturmuş alışveriş merkezi gibi duruyor. Boyner yılbaşı vitrinini yapmıştı mesela. &lt;br&gt;Forumları seviyorum; ferah oluyorlar. Çoğu da açık hava modeli oluyor zaten. Burası da öyle. İzmir, Mersin ve Aydındaki gibi üstü açık değil ama açık hissi veriyor. Planı biraz karışık fakat iki kere kaybolduktan sonra çözüleceğini tahmin ediyorum. Zaten merdiven başlarına henüz pek efektif çalışmayan dokunmatik yönlendirme cihazları koymuşlar. Servis saatlerini, mağazaların yerlerini, kampanyaları, etkinlik takvimlerini bu cihazdan öğrenebiliyor, dilek ve şikâyetlerinizi e-posta gibi yazıp yönetime gönderebiliyorsunuz. &lt;br&gt;Taa Bayrampaşaya kim gidecek diye düşünmeyin, metro içine kadar gidiyor. Forum İstanbul durağının açılışı da AVM ile birlikte yapıldı. Zaten Avrupa Yakasında oturuyorsanız, yolunuz mutlaka buraya düşüyordur. Yanında kocaman bir Praktiker ile İKEA mağazaları ve şehrin şimdilik tek Saturnü var çünkü. İKEA ile içeriden geçişliler zaten. Bu arada bünyesindeki dev akvaryum Turkuazooyu da unutmamak lazım. Bir iki ay sonra Fransız spor markası Decathlon, burada 5 bin metrekarelik mağaza açacak. &lt;br&gt;Forum İstanbulu rahatlıkla tiryaki dostu alışveriş merkezi ilan edebilirim. Hem açık avlulardaki kafelerde, hem de mekânların teraslarında sigara içilebiliyor. &lt;br&gt;Burası bir yandan da çocuklu aile dostu. Sekiz tane aile odası yapmışlar. Bu tanıma da ilk defa rastladım. Tanım yeni ama içerik tanıdık. Çocuklu anne babalar için yapılmışlar. Bebeğin altını değiştirebiliyor, sütünü ısıtabiliyorsunuz. Çocuk tuvaleti de konmuş bu odalara. Benzerlerinden daha özenli. Ayrıca 7 tane de bebek bakım odası var. İçindeki makinelerden bebek bezi alabiliyorsunuz. Tüm kapılara bebek arabası yerleştirilmiş, aralarında ikizler için olanları var.&lt;br&gt;Velhasıl, gidin bakın, güzel olmuş Forum İstanbul. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;İndirim yok yeni fiyat politikası var&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Sizin de bu kriz sonrası perakende taktiklerinden kafanız karışmadı mı? Bir kere sezon diye bir şey kalmadı. Kimi sezonu indirimle açıyor, kimi iki hafta sonra vitrine kocaman indirim yazıyor. Sonra bir de kampanyalar var ki, onlar daha da çetrefilli: Bir tane alana ikincisi yüzde 50 indirimli, 250 lira harcayana 50 lira da bizden...&lt;br&gt;Ne var bunda, ne güzel ucuza alışveriş yapıyoruz diyebilirsiniz. Ama insan bugün aldığının yarın yarı fiyatına düşüp düşmeyeceğinden, indirimin ne kadar ileri gideceğinden, en yüksek oranlara vardığında beğendiği kazağın kalıp kalmayacağından emin olamıyor. &lt;br&gt;Karşımıza yeni bir şeylerin gelmesi kaçınılmazdı ve hareket Aydınlı grubundan geldi. Fiyat politikalarını tamamen değiştirdiler. Bundan böyle (outlet mağazaları hariç) hiç indirim yapmayacaklar. Ama fiyatlar da öncekinin yüzde 25-35 altında olacak. Aydınlının bünyesindeki markalar US Polo, Piere Cardin ve Cacharel.&lt;br&gt;Artık bu üç markanın sattığı ürünlerin etiketinde üç fiyat var: Tavsiye edilen fiyat (yani eski fiyat politikasında uygulanan fiyat), peşin fiyatı ve taksitli fiyatı.&lt;br&gt;Tüm yıl boyunca, 48 hafta bu fiyatlarla satış yapılacak. Yalnızca her sezon sonunda, birer haftalık temizlik indirimi yapmayı planlıyorlar. Mağazaya yeni ürünler gelirken ve vitrin değişirken kalanları eritmek için. İndirimle vakit kaybetmeyecekleri için de sezonları herkesten daha erken açıyor olacaklar.&lt;br&gt;Yeni uygulama 11 Eylülde başladı. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Fiyatlar neydi ne oldu&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Eski Peşin Taksitli&lt;br&gt;US Polo pantolon 139 69 77&lt;br&gt;Pierre Cardin pan. 149 99 109&lt;br&gt;Cacharel pantolon 225 175 196&lt;br&gt;US Polo palto 399 299 332&lt;br&gt;Pierre Cardin palto 559 299 329&lt;br&gt;Cacharel palto 695 495 554&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Banu TUNA</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:22:33 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Figen BATUR - Kimi meyvenin kokusunu aldı o gece, kimi sabrın, emeğin kokusunu</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995502.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Gülor Şaraplarının son ürünü Cot-nin piyasaya çıkışı nedeniyle, Güler Sabancı ve dayısı Orhan Türkerin Changada verdikleri akşam yemeğindeyiz.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; Changanın en üst katında, özel salonda.&lt;br&gt;Çoğu gazete yazarı bir avuç kişi...&lt;br&gt;Güler Sabancı, Orhan Beyle birlikte gelenleri karşılıyor ve hoş- beşin ardından kadehini kaldırarak Genellikle... diyor, bütün şarap üreticileri son göz ağrılarını sona, ana yemeğe saklarlar. Ama biz damaklarınız kirlenmeden Cot-ni tatmanızı istedik.&lt;br&gt;İçinde normal şaraplardan çok daha koyu kırmızı şarap bulunan iri kadehimi alıyor ve uzun uzun kokluyorum.&lt;br&gt;Baharatla karışık meyve kokuları genzime doluyor.&lt;br&gt;Bu arada keşke salonda bulunan diğer arkadaşlarım gibi Geride şeftali, önde çilek, bolca erik, biraz da limon çiçeği kokusu var diyecek kadar keskin bir koku alma yeteneğim olsa ama yok. Kahrolası tiryakilik... Uzun uzun kokladığım şarap benim dilimde aromatik.&lt;br&gt;Ardından büyük bir yudum içiyorum... Dengeli, gövdeli, tanenli... Bu da benim dilimde iyiye tekabül ediyor.&lt;br&gt;İkinci yudum... İyi değil, çok iyi.&lt;br&gt;Üçüncü yudumda Biraz daha yaşlanırsa eğer, mükemmel bir şarap olur diye düşünüyorum.&lt;br&gt;Dördüncü yudumdan sonra da fikrimi yüksek sesle söylüyorum: Nefis...&lt;br&gt;Orhan Beyin gözünde çakmak çakıyor.&lt;br&gt;Şarap üreticisi olmak da böyle bir şey işte. Hayatın didişmekle geçer. Toprakla, doğayla, omacayla didişirsin; fıçısıyla, şişesiyle, mantarıyla uğraşırsın; yetmezmiş gibi mevzuatla boğuşursun, bu arada sabırlı olman gerekir, ürettiğini tadabilmen için yıllar geçebilir ama sonunda bekleyen derviş misali muradına erersin.&lt;br&gt;Özenle seçtiğin, parmak kadarken diktiğin, kem gözlerden sakınıp üstüne titrediğin o fideler serpilip salkımlanmış, birer birer toplanıp harmanlanmış, fıçılara yatırılıp dinlendirilmiş ve sonunda doğanın insana armağanı üzüm, hayatın insana armağanı şarap olup çıkmıştır. Sayende. &lt;br&gt;Tadım günü geldiğinde yüreğin güm güm atar. O ilk yudumda başkaları meyve kokusu alır belki ama senin aldığın kokular farklıdır: Emeğindir, azmindir, sabrındır.&lt;br&gt;Onların şarap dediği şey, bilirsin ki hayatındır. &lt;br&gt;O yüzden biri çıkıp da Nefis derse eğer, gözlerin bir çakmaklanır... Bir buğulanır...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Kadehler boşaldığında içeri yemeğe geçiyoruz. Changa ekibi, yani Savaş ve Tarık, yani adından söz etmemden hiç hoşlanmasa da Zekiye ve elbette Civan Er, o gece için özel bir mönü hazırlamışlar.&lt;br&gt;Şarap dediğin ne kadar iyi olursa olsun mükemmelliğe ancak doğru yemeklerle eşleşince varan bir içki çünkü. &lt;table style=&quot;WIDTH:145px;HEIGHT:424px;&quot; cellSpacing=&quot;2&quot; cellPadding=&quot;1&quot; width=&quot;145&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;2&quot;&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt; &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;yemek-mutfak *&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;ağırlama-sofra&lt;br&gt;&lt;strong&gt;adres-mekan *&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;mey-meyhane&lt;br&gt;&lt;strong&gt;lokanta-bar *&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;çay-kahve&lt;br&gt;ev-dekorasyon&lt;br&gt;tasarım&lt;br&gt;düzenleme&lt;br&gt;&lt;strong&gt;içki-sigar *&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;çiçek-bahçe&lt;br&gt;televizyon&lt;br&gt;haber-dizi&lt;br&gt;tatil-gezi-şehir&lt;br&gt;otel-spa-sağlık&lt;br&gt;yoga-reiki&lt;br&gt;&lt;strong&gt;sergi *&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;güzellik-makyaj&lt;br&gt;moda-alışveriş&lt;br&gt;sinema-tiyatro&lt;br&gt;edebiyat&lt;br&gt;insan-portre&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br&gt;Hani parfümlerde bir nota vardır, o olmadan parfüm yetkin bir parfüm olmaz ya o hesap.&lt;br&gt;Şimdi Gülorun diğer şaraplarından da tadacağız: Kremalı fesleğen sosla gelen levrek ve ardından gelen pastırmalı deniz tarağıyla Sangiovese Montelpuciano içiyoruz.&lt;br&gt;Güllaç yufkasında kızartılmış isli ördeğe Cabarnet Sauvignon-Merlot eşlik ediyor.&lt;br&gt;Ve asma yaprağındaki ızgara kuzu tandırla elbette Cot-n içiliyor.&lt;br&gt;Demin kadehte içtiğim için görmediğim Cot-nin şişesini de bu arada görme fırsatı buluyorum. Kunt, siyah bir şişe: Üzerinde etiket yerine kaligrafik bir yazıyla dikey olarak yazılmış COT-n ibaresi var. &lt;br&gt;12.5 derece... Üretim yeri Gülor Bağları, Şarköy Zeytindere.&lt;br&gt;Kendinden emin insanlar CVlerine, fazla söze ne hacet misali iki cümle yazarlar ya, öyle. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Güler Sabancı için bir cümle etmezsem çatlarım: Kendisi hep dünyanın en güçlü kadınları listesinde yer alıyor ya, doğrudur. Ama bir muhabbet listesi hazırlansa eminim ilk sıraya oturur.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Parçalanmanın Kimyası&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Perşembe akşamı iki sergi açılışı, bir yemek daveti var.&lt;br&gt;Hepsi de aynı saatte.&lt;br&gt;Bu demek ki yemeğe biraz gecikilecek ve sergilerden biri bilahare gezilecek.&lt;br&gt;Yazı tura atacak halim yok, elbette Ömerin açılışına gideceğim.&lt;br&gt;Son zamanlarda günde 12 saat çalıştığını söylüyordu. Parçalanmanın Kimyası işte bu hummalı çalışmanın sonucu.&lt;br&gt;13 Kasım-13 Aralık tarihleri arasındaki sergi sadece Parçalanmanın Kimyası da değil. O Kazım Taşkentte... Bir de Yapı Kredi Sanat Galerisi Sermet Çifter Salonunda, Sağ El Sol El Desenleri var ki, kemoterapi gibi ağır bir tedavi sırasında bile çalışmaya ara vermediğinin somut kanıtı...&lt;br&gt;Ömer Uluç resminin tutkunları vardır. Her serginin izini sürer, cinlerinin peşine düşerler. Çünkü o cinlerin, ifritlerin, gulyabanilerin herkesin içinde olduğunu bilirler. Sadece Türk değil, düpedüz dünya resim sanatının bu büyük ustası, tuvallerinde insana ait olanı öyle anlatır, sıradanı öyle sıradan çıkarır ve resme bakanı öyle dönüp kendine bakmaya zorlar ki, baktığınızı görmeyegörün medyunu olur çıkarsınız. &lt;br&gt;Salona girer girmez gözüm büyük ölçek bir resme takılıyor.&lt;br&gt;Mıh.&lt;br&gt;Sağıma dönüyorum, bu kez iskemleye kurulmuş iki Lucy.&lt;br&gt;Mıh.&lt;br&gt;Derken bir tanış, bir tanıdık, bir dost...&lt;br&gt;İleride Ömer oturuyor.&lt;br&gt;Sergiyi, doya doya gezeceğim geniş bir zamana erteliyor, açılışın keyfini çıkarmaya karar veriyorum.&lt;br&gt;Ertesi gün gene Kazım Taşkent.&lt;br&gt;Ömerin resimleri üzerine yazmak ne haddime...&lt;br&gt;Ama ne yapın ne edin, Parçalanmanın Kimyasına gidin demek sanırım haddim dahilinde.&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Figen BATUR</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:22:06 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Tolga AKYILDIZ - Bas frene İsmail YK</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995506.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;İsmail YK ilginç bir adam. Ben çok naif buluyorum. Elbette albümlerinin o kadar satmasının ticari formülünü anlamış ve onun üzerine gidiyor.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; Şimdi yaftalamak istemiyorum ama gurbetçi kafası diye bir şey var. Ne kadar ticari düşünmeye çalışsalar da, o naiflik baki kalıyor. Kim bilir, belki farklı bir toplumun içinde yıllarca öteki olmaktan kaynaklanan bir savunma mekanizması, ciddiye alınmamalarının sonucudur. Öfkelenip rap yapanlar, tepki gösterenler de dahil?&lt;br&gt;İsmail YKnın şarkı sözlerine baktığınızda temsil ettiği adam; kırmızı, siyah camlı, egzozu özellikle patlatılmış, içinde güp güp müzik çalan Doğan görünümlü bir Şahin. Adama bakıyorsunuz, aslında öyle bir adam değil. Yani yüzüne bakan ne kadar naif olduğunu, beğendiği bir kadınla karşılaşınca kekeleyeceğini falan şıp diye anlayabilir. &lt;br&gt;Bu söylediğime en güzel örnek; son şarkısı Facebook. Facebookla ilgili şarkı yapalım, tutar diye düşünmesini bir kenara bırakalım. Mesela şarkı ile ilgili soru soruyorsun adama; 13 yaşında kızlar var orda. Benim adımı kullanarak kızlarla tanışıyorlar. Kızlar buna kanmayın diyor. Öte yandan şarkının sözlerine bakar mısınız: İnternet kafeye gittim, Facebook sayfasına girdim, adımı çılgın diye verdim, artık ben de üye oldum, tanıştım güzel biriyle, yazışıyorum günden güne? Çıtı pıtı Birsen ah bir görsen; cici bici Ebru, esmer Banu tanışabilsem?&lt;br&gt;Bugüne kadar yaptığı işleri düşünüyorum İsmail YKnın. Niye tuttuğunu anlıyorum. O, bas gazaların bomba bomba.comların ne kadar istemeseniz de kulağa nasıl yapıştığını gayet iyi biliyorum. Ama şunu da biliyorum; herkesin modası geçiyor. İsmail YKnın da geçmeye başladı. Benim kendisine tavsiyem, yarın acaba domuz gribiyle ilgili şarkı yapsam tutar mı diye düşünmek yerine, içindeki naif adamı ortaya çıkarsın. Etrafının ve bir şeyin farkında olmayan genç kız hayranlarının gazına gelmeyip sakince düşünsün. Yaptığı şeye müzik demek mümkün değil. Sözler desek, İsmail öyle bir adam değil. Yarın işler kötüye gidince sıfırdan başlamak yerine şimdiden önlem alsın. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Hande Yener geri vites&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bizzat açtığı eller havaya kulvarından vazgeçip kendini aşmaya çalıştığını düşünmüştüm. Yeni albümlerini, yeni soundunu da beğendim, destek oldum. Çünkü musluk akarken o paralardan vazgeçmek cesaret ister. Hande Yenerin açtığı kulvardan yürüyen ve bugün sektör büyük sıkıntılar yaşarken bile konseri ekstrası tonla para kazanan onca isim var. &lt;br&gt;Hande Yenerin piştiğini düşünmüştüm ben. Kendi için iyi bir şeyler yapmak istediğini düşünmüştüm. Ama işler istediği gibi gitmeyince havlu attı. Şimdi TV programlarında Asla bir daha söylemeyeceğim dediği o eski şarkılarından medet umduğunu, Sen asla oralarda program yapmam dediği mekânlarda o şarkıları söylediğini görüyorum. &lt;br&gt;İşin maddi sebepleri olabilir. Musluklar artık akmıyor olabilir. İşin komiği o eski şarkılar da tu kaka değil. Ama sen çıkıp bu kadar büyük konuşursan, sonra zora gelince geri vitese takarsan, inan Hande Hanım, o eski şarkıları bile dinlemekten vazgeçecektir insanlar. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Veda değil...&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bu son yazımız, Popvirüsün yaklaşık 10 yıllık macerası bu yazıyla son buluyor. 10 yıl önce bana bu köşeyi yazmam teklif edildiğinde nasıl farklılaşırım diye düşünmüştüm. Albümleri yazmak yerine sektörün sorunları üzerine düşündüm, bir katkım oldu mu bilmiyorum. Olduysa ne âlâ? En kısa zamanda görüşmek üzere?&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Tolga AKYILDIZ</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:20:58 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Civan ER - Karamel ve kestaneli beze</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995500.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bu hafta yapmak istediğim sahlepli kremanın malzemesini Soğancı Sokaktaki Ecolifeda (www.ecolifecihangir.com) mutlaka bulurum diyordum.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; Tarkan Bey, sahlep bitkisinin soyunun bilinçsiz toplama yüzünden tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylediğinde bitkinin kendisine üzülmekten ziyade Bir daha sahlep de mi içemeyeceğiz yani diye iç geçirsem de, pek bozuntuya vermeyip biraz araştırayım dedim. Okuduğum kadarıyla, yıllar önce kazandığı popülarite dolayısıyla yok olmaya yüz tutan ginsenginkine benzer bir süreci yaşıyor sahlep. İnsan, hayvan ve doğaya yaklaşımı konusunda pek de örnek alınacak bir yanı olmayan Çin ise hayat iksiri ginsengi koruma altına alıp denetimi iyice artırmış son yıllarda. Sahlepten vazgeçince esmer şekerli beze, karamelli pastacı kreması ve kestaneli bir tatlı yapmaya karar verdim. Açık kahverenginin hâkim olduğu bir tabak olsa da lezzet olarak beni yeterince tatmin etti. Ayrıca ilginizi çekerse Michel Rouxnun yeni aldığım kitabı Eggsde (Yumurtalar) beze dahil yumurtayla yapılan birçok tarif var. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;MALZEMELER&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Beze için &lt;br&gt;Esmer şeker 200 gr. (İri taneliyse kahve değirmeninde çekin ya da beyaz toz şekerle yapın)&lt;br&gt;Yumurta beyazı 100 gr.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Krema için&lt;br&gt;Süt 250 ml.&lt;br&gt;Toz şeker 50 gr.&lt;br&gt;Un 25 gr.&lt;br&gt;Yumurta sarısı 3 tane&lt;br&gt;&lt;br&gt;Kestaneler için&lt;br&gt;Soyulmuş kestane 200 gr.&lt;br&gt;Su 200 ml.&lt;br&gt;Toz şeker 100 gr.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;YAPILIŞI&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Kestaneleri su ve şekerle beraber küçük bir kaba koyup pişene kadar kısık ateşte kaynatın. Pişince süzüp oda sıcaklığına getirin.&lt;br&gt;Fırını 110 dereceye ayarlayın. Beze için yumurta beyazlarını oda sıcaklığına getirip hafifçe koyulaşana kadar, iki dakika kadar mikserde çırpın. Mikser çalışır durumdayken yine en fazla iki dakika içinde esmer toz şekerinizi ekleyin. Parlak ve kıvamlı bir hal aldığında bir tepsideki yağlıkâğıdın üstüne spatula yardımıyla yayın, üzerinde kaşıkla küçük çukurlar yapın ve fırına atıp bir saat kadar pişirin (Dışı iyice kıtırlaşmamışsa biraz daha tutabilir ya da dereceyi artırabilirsiniz). Piştiğinde bezeyi dikkatlice fırından alıp yağlıkâğıdını çıkarın. Gerekiyorsa altının da sertleşmesi için 10-15 dakika daha pişirin.&lt;br&gt;Krema için toz şekeri bir tavaya alıp kısık ateşte karamel haline getirin, sütü ekleyip karıştırın ve ılınmaya bırakın. Oda sıcaklığına geldiğinde diğer malzemeleri ekleyip orta ateşte karıştırarak kıvam aldırın. Kaşığınızın arkasına yapışan bir kıvama geldiğinde ateşten alın ki omlet olmasın. Karamelli kremanızı soğumaya alın.&lt;br&gt;Kremadan istediğiniz kadar alıp bezenin üzerindeki küçük boşluklara doldurun. Üzerlerine kestaneleri yerleştirip servis edin.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Mozarella üstü kebap olur mu&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;İtalyanın kuzeyindeki zengin birkaç şehirde, geleneksel yeme içme kültürüne zarar verdiği gerekçesiyle kebap lokantası açılmasına karşı ırkçı önlemler alındığını duyduğumda çok da rahatsız olmadığımı itiraf ediyorum. Ama dün okuduğum haber daha can sıkıcıydı: Yerel yönetimden kabul görmek isteyen bir lokantacı şef, kebaplarını İtalyan tipi ekmeklerle ve hatta mozarellalı pizzaların üzerinde servis etmeye başlamış. Belki de daha lezzetlidir ama önemli olan lezzet değil artık; yemek konusunda bile insanları, zorla dikte edilen bir uygulamaya maruz bırakmak çok küçültücü. İtalyanların yüzyıllar önce Çinden geldiği kuvvetle muhtemel makarnalarını kebaba karşı milli değer olarak savunması nasıl açıklanabilir?&lt;br&gt;Seneler önce, Türk yemekleriyle de ilgilenmem gerektiğini tavsiye eden bir subay, tam da beklediğim gibi, Klasik Türk yemeği nedir peki soruma Kuru fasulye cevabını vermişti. Fasulye ve domatesin Amerika kıtasının keşfinden yüzyıllar sonra getirilip ekilmeye başlandığından habersiz olsa gerek, kendinden çok emindi, kıymalı patatesi ikinci sıraya koyarken. Yediklerimizin tarihçesini mutlaka bilmek zorunda mıyız peki? Yoksa sadece keyfine varıp zamanla değişebileceğini kabullenmek de bir alternatif olabilir mi?&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Civan ER</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:20:43 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Pako'nun Sayfası - Kalp büyümesi hangi köpeklerin problemi</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995505.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Kalp dilatasyonu (kalp büyümesi), kalp kasının inceldiği ve zayıfladığı bir hastalık.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; Kalbin çeperinin genişlemesi ile karakterize olan hastalık sonucunda, kalp normalden büyük bir hal alır. Bu büyüme ve kalp kaslarındaki incelme ile zayıflama sonucunda vücuda yeterince kan pompalanamaz ve kalp yetmezliği ortaya çıkar. En çok doberman, boxer, cocker spaniel ve diğer büyük ırk köpeklerde görülür. &lt;br&gt;Birçok köpekte rahatsızlığın neden kaynaklandığını tespit etmek oldukça zor. En bilinen sebepler, kalp kasını etkileyen enfeksiyonlar, kalbi etkileyen bağışıklık sistemi bozuklukları ve bazı besin yetersizlikleri. Kalbin enerji metabolizması için gerekli olan L-Karnitinin beslenme ile yeterli düzeyde alınamaması, yine bazı köpek ırklarında taurin gibi bazı amino asitlerin yetersiz alınması ile de kalp dilatasyonu arasında bağlantı olduğu düşünülmekte.&lt;br&gt;Belirtileri, kalp kasındaki harabiyetin şiddetine ve kalp yetmezliğinin düzeyine göre değişiklik gösterir. İşin başındaki bir köpek hiçbir belirti göstermeyebilir. Hastalık ilerledikçe halsizlik, çabuk yorulma, depresyon, öksürme, solunum güçlükleri, karın bölgesinde büyüme, iştah ve kilo kaybı gibi belirtiler görülebilir. Veteriner hekiminizin yapacağı fiziksel muayene sırasında ise kalp ritimlerindeki anormallikler, kalp atımlarının zayıflaması ve akciğer seslerinde anormallikler dikkati çekecektir. Bunun yanı sıra kan dolaşımının bozulmasına bağlı olarak diğer organlarda harabiyet ve bozukluklara bağlı belirtiler de şekillenebilir.&lt;br&gt;Teşhis, sizin verdiğiniz bilgiler, fiziksel muayene ve kalbin incelenmesi sonucunda veteriner hekiminiz tarafından kolaylıkla konabilir. Elektrokardiografi ile kalbin analizi, röntgen ile göğüs kafesi ve karın bölgesinin görüntülenmesi ve ekokardiografi (kalp ultrasonu) yöntemleri de bu konuda teşhise yardımcı olacak faktörler. Ek olarak yapılacak kan ve idrar analizleri ile de kan dolaşımının bozulmasına bağlı olarak vücutta meydana gelen değişiklikler anlaşılabilir. &lt;br&gt;Tedavi, kalpteki harabiyete ve etkilenen diğer organ sistemlerine göre değişiklikler gösterir. Oksijen tedavisi, serum uygulamaları, solunumu ve kalbin çalışmasını destekleyen ve düzenleyen ilaçlar, veteriner hekiminizin önerilerine göre uygulanacak tedavi seçeneklerinden bazıları. Uygulanacak tedaviler, belirtileri hafifletse de kalp kasında meydana gelen harabiyetler genellikle kalıcıdır ve kalp büyümesi çoğu kez gitgide artan bir hastalık tablosu ortaya çıkarır. Veteriner hekiminiz tarafından düzenli yapılacak kontroller hayati önem taşır. &lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Pako'nun Sayfası</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:20:21 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>yatakta 5 kişi - Büyükada bu mevsim çok tehlikeli!</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995507.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Hafta sonu annemlerin evde olmadığı günü kollayıp, sabah vapuruyla adaya gittik ve Efeyi geri kaçırdık.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; Akşam eve döndüğümüzde ilk olarak nereye gideceğini unutmamıştı; küvete. Bu sefer sadece ayak yıkatmakla kalmayacağını da tahmin ediyordu muhtemelen. İki şampuan ve dört posta taramadan sonra hâlâ simsiyah sular ve yumak yumak tüy vardı küvette. Annemler sağ olsun, canı acır diye taramıyorlarmış meğerse. Yıkanır yıkanmaz yatağına gitti, üstünde polar THY battaniyesiyle sabaha kadar uyudu. Annemlerde öğrendiği tek iyi şey bu; bizimki yerine kendi yatağında yatıyor bir hafta falan. Bizi en çıldırtan huyu da, annemin ev yemeği katkılı mamalarından sonra eve döndüğünde sade kuru mamayı reddetmesi.&lt;br&gt;Neyse, bugün Efeden daha çok adayı yazmak istiyorum aslında.&lt;br&gt;Büyükada bu mevsim çok tehlikeli! Kötü anlamda değil tabii ki. Bir saatliğine bile gitseniz, İstanbula kucağınızda iki kedi yavrusuyla dönmeniz işten değil. İskeleden eve kadar olan beş dakikalık fayton yolculuğunda gördüğümüz yavru kedileri sayamadım. Büyükada kedileri güzeldir de, hepsi uzun uzun tüylü, ayrı bir ırk sanki. Bu mevsimde görüntüleri güzel. Bir de kışın gitmek lazım! Şimdi hepsi bakımlı, tombik. Ama havalar soğudukça, adalar kış ıssızlığına mahkûm olmaya devam ettikçe bu güzelim topalak yavrular aç kalıp gün gün eriyecek, bahar geldiğinde çoğu kışı çıkaramamış olacak. Arka sokaklardan, ormandan hiç bahsetmiyorum bile. Orada yazın bile sefalet içinde yaşayan köpek aileleri var. Ve hatta ölüme terk edilmiş atlar!&lt;br&gt;Bu adada barınak yok mu diyenlere: Büyükada Barınağının durumu hiç iyi değil. Kışın bazı hayvanseverler toplanıp adaya mama yardımı yapıyor ama çok yetersiz kalıyor. Üstelik sırf mama değil ki ihtiyaç. Barınağın kapasitesi ve bakım koşullarının iyileşmesi, aşı, sevgi, kısırlaştırma... Hepsi birden lazım.&lt;br&gt;Bugün izninizle iki öneride bulunmak istiyorum;&lt;br&gt;1- Adaların yeni bir belediye başkanı var, Mustafa Farsakoğlu. Sevilen, insana ve doğaya saygılı, harika biri. Biliyorum, Adaların ciddi bir bütçe problemi var ama bir kampanya düzenlese, Adalılar da ellerini ceplerine atsa, şu sahipsiz hayvanların en azından bir kısmı kısırlaştırılsa?&lt;br&gt;2- Kış gelirken hayatına bir kedi sokmak isteyen birçok kişi duyuyorum çevremde. Onlar ve siz; bu hafta sonu birkaç saatinizi ayırıp Adalara doğru uzansanız? Hem temiz hava alırsınız hem de onlarca yavru kedi arasından birini sahiplenirsiniz. Olmaz mı? Yanınızda biraz mama, su ve plastik kap da götürürseniz, sokak aralarına, köşelerine bırakır, sevap işlersiniz. &lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>yatakta 5 kişi</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:20:05 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Nora ROMİ - Korkuyu tanımasına izin verin</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995504.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Televizyonda bir reklam var, muhtemelen siz de denk gelmişsinizdir. Sokakta oynayan çocukların topu, perili köşk gibi görünen viran bir konağa kaçar. Birkaçı cesaret edip içeri girer ve o güne kadar o eve kaçmış onlarca top bulup arkadaşlarına dağıtırlar.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; Son zamanlarda seyretmekten en keyif aldığım ve hakkında düşündüğüm reklamlardan biri. Mesaj belli: Çocuklarınıza cesur olma hakkı verin. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Ben Sinanı biraz korkak bulurum. Babası ise temkinli... Bilmediği şeyleri denemekten, ürkütücü görünen şeylere yaklaşmaktan yapı itibarıyla çekinir. Ama önemli olan onun karakteri değil, bir anne-baba olarak bu konuda bizim neler yapabileceğimiz bana kalırsa. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Prof. Dr. Yankı Yazganla yediğimiz bir öğle yemeğinde, bize büyük görevler düştüğünü öğrendim. Çünkü Yazganın söylediğine göre kaygı bulaşıcı. Kaygılı anne-babanın yüz ifadesi, ses tonu ve vücut duruşu çocuğuna da kolayca bulaşarak, onun da aynı ya da benzer kaygıları taşımasına neden oluyor. Üstelik sürekli kaygılanıp durmaktan, gelişiminde nelerin daha önemli olduğunu unutup oyun oynamasını engellediğiniz çocuğumuzun özgüveni yüksek, hayata karşı cesur, ayakları yere sağlam basan birisi olmasını bekleyebilir misiniz? &lt;br&gt;&lt;br&gt;2008 yılında 12 ülkede bir araştırma yapılmış. Buna göre, Türkiyedeki annelerin, çocuklarının ev dışında yaşayarak öğrenme olanaklarından kazanmalarını en çok bekledikleri kavram, kendine güven. Oranı yüzde 59, aynı beklenti oranı Amerikalılar için yüzde 20. Sosyal anlamdaki gelişim, yardımlaşma, işbirliği ve arkadaşlık gibi beklentiler ise (Türkiyede yüzde 38, Amerikada yüzde 60, Fransada 31) daha arka planda kalıyor. Ayrıca, Türkiyedeki annelerin büyük bir bölümü çocuklarının dışarıda, parkta ya da bahçede oynarken daha mutlu göründüğünü, bu faaliyetlerin çocukların sağlıklı gelişimini olumlu yönde desteklediğini düşünüyor. Ancak, bu düşüncelerine rağmen annelerin yüzde 83ü güvenlik kaygısı taşıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Araştırma sonuçlarına göre Türk annelerinde belirgin biçimde görülen otomatik düşünce akışı şöyle:&lt;br&gt;&lt;br&gt;Çocuğum sokakta oynasın, ama benim gözümün önünde olsun. &lt;br&gt;Dışarıda olsun, ama dışarısı bence emniyetli değil.&lt;br&gt;Kendine güvensin, cesur olsun ve korkmasın, ama dizimin dibinden ayrılmasın. &lt;br&gt;Kendimiz korkak olmasak bile çocuklarımız için abartılı tepkiler gösterdiğimiz bir gerçek. Neyin ne zaman doğru olduğunu tam bilememekten de kaynaklanıyor bazı durumlar. Mesela Sinan iki sokak ötedeki okula yürüyerek tek başına gidebilir mi? Veya Zeynep evde bir saat yalnız kalabilir mi? Bunun için doğru yaş ne zaman başlar? &lt;br&gt;Bizler rahat ve cesur olarak ilk adımı atabiliriz. Ve tabii onları da cesaretlendirmek lazım. Çünkü Yankı Beyin de dediği gibi çocuk, özgürce bir deneyimle, korkuyu aşarak kazanabileceği cesareti geliştirme fırsatını kaçırdığında, hem korkusu derinleşir, hem de anne-babaların çok arzu ettiği güven duygusundan çok uzaklara düşer. Korkusuna kaynaklık eden durumlarda, anne ve babanın tam desteğini hissettiği ölçüde rahatlayabilir. Anne ve babalar yersiz korkuları ile (düşersin, giysilerin kirlenir) çocuğa destek olmak yerine, onun hayatını gereksiz yere kısıtladıklarında, çocuğun deneyerek, yaşayarak öğrenmesini, korkuyu tanımasını engellemiş olurlar. Çocuğuna Cesur ol ya da Özgüvenli ol diyen anne ve baba, davranışları ile bunun tam tersi sonuçlara yol açabilir. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Çok sevdiğim bir laf vardır, yazımı onunla bitirmek istiyorum: Korkakların heykeli dikilmez!&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Nora ROMİ</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Thu, 19 Nov 2009 15:19:53 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Ayşe ARMAN - Gökdelenlerin camını silen dağcı Serkan Kaya</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12995498.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Erişilmesi mümkün olmayan yerlerdeki her iş ondan soruluyor&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;Benim için He-Man gibi biri. Serkan Kaya. Dağcı. Akutun acil durum yöneticisi ve İstanbul ekip lideri. Büyük çaplı operasyonların aranılan kişisi.&lt;br&gt;Son selde 130 kişinin hayatını kurtardılar. Ama bu, onun gönüllü olarak yaptığı iş. Bir de profesyonel olarak hayatını kazandığı bir işi var. Bugün ondan söz edeceğiz: Endüstriyel dağcılık. İstanbuldaki gökdelenlerin tepesinden kendini iple sallandırıyor; temizlik, boya, ışık, montaj, kaynak ve aklınıza daha ne gelirse onu yapıyor. Erişilmesi mümkün olmayan yerlerdeki her türlü iş, ondan ve arkadaşlarından soruluyor. Sohbet etmeye doyamayacağınız biri. Komik, tatlı, kendini hiç önemsemiyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Ben sizi Astorianın tepesinde gördüm, Aaaa bir adam var orada! dedim. Napıyordunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Temizlik.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Nasıl yani?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Basbayağı. Camları siliyordum...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Siz nesiniz? Dağcı mı? &lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Öyle de denebilir ama şehirde yaptığımız bu işe endüstriyel dağcılık adı veriliyor ya da ip erişim teknisyeni.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Pek havalıymış...&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Sormayın, öyle! İnsanların normal yollarla erişemeyeceği yerlere biz erişiyoruz ve sorunu çözüyoruz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Sorun, genellikle ne oluyor?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Oooo, çok değişiyor. Temizlik, boya, ışık, montaj, daha bir sürü şey. Yılbaşı süslemesi taktırdıkları bile oluyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Size nasıl ulaşıyorlar?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Zaten bu işi yapan çok insan yok. Parmakla sayılıyoruz. Arıyorlar. Sorunu söylüyorlar. Gidip bakıyoruz. Tamam yaparız ya da Yapmayız diyoruz. Malzeme tespiti yapıyoruz, kaç paraya mal olur, bunları söylüyoruz. Erişilmesi mümkün olmayan yerlerdeki her türlü iş bizden soruluyor. Kaynak bile yapıyoruz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Kendi kendinize, Ben şahane bir adamım, müthiş bir dağcıyım, gökdelenin camını silmek karizmamı çizer demiyor musunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Yok canım. Bu, benim işim. İşimi de çok titizlenerek yapıyorum. Bu kadar mükemmeliyetçi olduğum için de kendimle gurur duyuyorum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Peki o gökdelenlerin tepesinde işinizi yaparken, adrenalin salgılıyor musunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- O yok işte. En azından bende yok. O kadar emniyetli bir iş ki bu, heyecan filan duymuyorum. Aldığımız eğitimlerden dolayı, güvenlik bizim hayat tarzımız. Yaptığımız iş, arabaya binmekten, uçağa binmekten çok daha güvenli. İplerimizin bir tanesinin çekeri 3 ton, her bir düğümde ipin çekerinin ne kadar düştüğünü biliriz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Bir dakika, anlamıyorum ben. Anlayabileceğim gibi anlatın...&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Bizi yukarıda ipler tutuyor, ipin çekeri de 3 ton, yani her bir ip 3 ton yük kaldırabiliyor. Ama biz bir takım düğümler atmak zorundayız. O attığımız düğümlerin, ip kopma kuvveti üzerindeki etkilerini de biliyoruz. Tahmin edemeyeceğiniz kadar bilimsel çalışıyoruz. Hiçbir şey şansa bırakılmıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Kaç kişilik bir ekipsiniz? &lt;table style=&quot;WIDTH:187px;HEIGHT:314px;&quot; border=&quot;1&quot; cellSpacing=&quot;1&quot; cellPadding=&quot;1&quot; width=&quot;187&quot; align=&quot;right&quot;&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src=&quot;http://www.hurriyet.com.tr/np/6743/9286743.jpg&quot;&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt; &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;font size=&quot;2&quot;&gt;Hepimiz sonunda öleceğiz, bir bardak su içerken de boğulup ölebilirim. Hiç değilse bu binalara çıkıyoruz, milletin camını filan siliyoruz...&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- İşe göre değişiyor. Şu anda 3 kişi aynı yerde çalışıyoruz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Siz onların ekip lideri misiniz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Benim firmam var, fatura da kesiyorum, çalışan arkadaşları sigortalıyorum, ama işi kim aldıysa, ekip lideri odur. Böyle bir ast-üst ilişkimiz yok. Sadece yukarılarda değil, aşağılarda da çalıştığımız oluyor. Metronun asansöründe arıza oldu mesela, aradılar, mühendis gerektiren bir işti, pistonun yamukluğunun ölçülmesi lazım, bizim işimiz değil, ama mühendis de bizsiz oraya inemiyor. Onu indirdik, biraz heyecanlandı tabii, yerin altı karanlık, neyse işini halletti, bitirince yukarı aldık.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Kaç metreye çıkıyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Yukarıya doğru sınırımız yok! Şu anda 110 metrede çalışıyorum, ama 250 metrede de çalıştım. Bir kurtarma gerektiği zaman ise Aladağlarda 700-800 metrede çalışıyoruz. İyi olan şu: 125 santimde de, 1000 metrede de aldığımız emniyet önlemleri aynı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Zorlandığınız olmuyor mu?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Hiç.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Peki bu işin hayati riski yok mu?&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;- Hayır yok. Bütün önlemlerimizi alıyoruz. Ama biri gelip ipi keserse, ona yapacak bir şey yok.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;İnsan kafayı yemez mi sürekli o yükseklikte? Benim ayağım niye yere basmıyor, niye normal bir şey yapmıyorum demez mi?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Yok valla. Bu da bir iş, herhangi bir iş. Daha önce de söyledim, benim adrenalin tutkum yok, bazı dağcıların var, ama benim için böyle bir şey söz konusu değil. Heyecanlanmıyorum, telaşa kapılmıyorum, adrenalin salgılamıyorum. Ayağımın yere basıp basmaması çok fark etmiyor. Güzel güzel işimi yapıyorum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Aşağı bakınca, Aman Allahım! filan olmuyor musunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- İlk başlayan arkadaşlarımız oluyordur. Ben olmuyorum. 2 ton çekeri olan iki iple çalışıyorum, ikisi de farklı noktalardan bağlı. Bu ne demek? Ben havada 4 tonluk bir kuvvetle duruyorum demek. Ancak 4 tonluk bir kuvvet uygularsam, o iplerin ikisi de çökecek, ama bu ne kadar imkân dahilinde? &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Ya bağlamada bir sorun olursa, filmlerde çözülüveriyor filan o ipler...&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;- Yok, onlar sadece filmlerde oluyor! Caribina dediğimiz yaylı kancalar var. Onların alüminyum olanı sert zemine 50 santimden düşse, kullanmam. Hayatım söz konusu, ben de deli değilim, tabii ki kendi emniyetimi düşünüyorum, malzemeye bakıyorum. Gözümün kesmediği hiçbir şeyi kullanmam.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Endüstriyel dağcılıkta başına bir kaza gelmiş kimse yok mu aranızda?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Allaha şükür yok. En azından benim bildiğim yok.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Peki dağcılık yaparken?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Benim birtakım vukuatlarım oldu. 96da mesela Erciyeste 400 metreden aşağıya düştüm. Henüz 5 aylık evliydim, bizim hanım, bir dağcıyla evli olmanın nasıl bir şey olduğunu o gün anladı... &lt;table style=&quot;WIDTH:281px;HEIGHT:392px;&quot; border=&quot;1&quot; cellSpacing=&quot;1&quot; cellPadding=&quot;1&quot; width=&quot;281&quot; align=&quot;right&quot;&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src=&quot;http://www.hurriyet.com.tr/np/6742/9286742.jpg&quot;&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt; &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;font size=&quot;2&quot;&gt;O kadar emniyetli bir iş ki bu, heyecan filan duymuyorum. Aldığımız eğitimlerden dolayı, güvenlik bizim hayat tarzımız... &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Allah korumuş, hayatta kalmışsınız...&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Çok önemli bir şey değildi aslında, dağcılıkta oluyor. Birden, buzdan aşağı düşmeye başladım. Ama boşluğa düşmüyorum, sürükleniyorum, yuvarlanıyorum, havada uçuyorum, zıplaya zıplaya, oraya buraya çarpıyorum. Nasıl durduğumu ben de bilmiyorum. Arkadaşım ip kullanarak 45 dakikada yanıma gelebildi ve beni buzdan kurtardı. Kaza, öğlen 1de oldu, saat 7ye kadar yol yürüdük, sağ tarafımı süre süre, sonra arabaya ulaştık...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Sonra ne kadar yattınız?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Bir ay kadar. Başka olaylar da geldi başıma, bir kere 100 metre yanıma yıldırım düştü. O hakikaten kötüydü. Düşmekten beterdi. Müthiş bir ses ve ışık. Aynı anda elektrik çarpması gibi bir şey oluyor, öldün zannediyorsun, sonra nefes aldığını fark ediyorsun. Burnuna yanık kaya kokuları geliyor. Yaşadığım en dehşet şeydi, ama sonra üzerini silkip ayağa kalkıyorsun, yola devam ediyorsun...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Karınız demiyor mu, Ben ne suç işledim de bir dağcıyla evlendim? diye!&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- 2003te AKUTa girdiğimde şunu anladı: Benden haber gelmediği zaman sorun yoktur. Haber gelirse var! Ama o zaman da benim yanıma gelmesinin bir anlamı yok. Sadece oradakilere ayak bağı olur, sakin sakin oturup bekleyecek. Ama yapacak bir şey yok, hepimiz sonunda öleceğiz, bir bardak su içerken de boğulup ölebilirim. Hiç değilse bu binalara çıkıyoruz, milletin camını filan siliyoruz. Faydamız oluyor onlara!&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;En basit iş, günde 750 TLden başlıyor&lt;br&gt;&lt;br&gt;İyi para kazanıyor musunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Valla, hiç fena değil. En basit iş, günde 750 liradan başlıyor. Yapılacak işe göre günde 800, 1000 lira, hatta 1500 lira kazanıyorsun. Ama sürekli bu kazanç olmuyor tabii, yövmiye ile çalışıyorsun.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Mesleğinizin gerektirdiği malzemeleri siz kendiniz üretiyormuşsunuz. Doğru mu?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Doğru, dağcılıkla ilgili aklınıza ne gelirse üretiyorum. Bacağımıza bir torba bağlıyoruz mesela, içine 20-25 metre ip ya da malzeme koyabiliyoruz, o torbaları üretiyorum. Ya da 100 metre ipi içine koyabileceğin, ağzı sıkı sıkı bağlandığında, suya da atsan su geçirmeyecek ve batmayacak özel tasarım çantalar... Bu benim baba mesleğim, kâğıda çizdiğim her şeyi canlı hale getirebiliyorum. Atölyem de var.&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 21 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Ayşe ARMAN</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 23:57:10 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>M. Rauf Ateş - Çek hacmi 400 milyar TL’ye gidiyor, mağdurların isyanı da artıyor</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12952860.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Türkiyede senet ve özellikle de çek, yaratılan büyük hacim nedeniyle aynı zamanda para basımı sonucunu da doğurur.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;Piyasada bir Merkez Bankasının dolaşıma sürdüğü para vardır, bir de çeklerin yarattığı para vardır.&lt;br&gt;Esnaftan şirketlere binlerce girişimci, bankalardan çok da zor olmayan koşullarda aldıkları çek defterlerini, adeta banknot basma makinesi gibi kullanırlar.&lt;br&gt;Bunun sonucu olarak da piyasada anormal büyüklükler oluşuyor. Geçenlerde Adalet Bakanı Sadullah Erginden dinlemiştim. Şu gerçeğin altını çizmişti: &lt;br&gt;Piyasada yaklaşık 200 milyar TLnin üzerinde likit, nakit para yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan mevcut güveni sarsacak bir tedbiri almamız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dolaşımdaki paranın 10 katı&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bakan Ergin haklı Bankalar Arası Takas Odasının verileri de aynı tabloyu ortaya koyuyor. 2008 yılında 25.6 milyon adet çek işlemden geçmiş. Parasal değeri ise 265 milyar TLyi bulmuş.&lt;br&gt;2009 yılının ilk 10 ayında adet olarak 15.7 milyon, hacimde ise 327 milyar TL düzeyi yakalanmış Yıl sonunda 400 milyarı bulması sürpriz olmaz.&lt;br&gt;Bu büyüklüğü daha iyi algılamak için, Türkiyede dolaşımdaki paranın 32 milyar TL düzeyinde olduğunu da dikkate almak gerekiyor. Üstelik çeki düzenleyenlerin yabana atılmayacak bir bölümü, olmayan, belki de hiç olmayacak parayı yaratıp, piyasaya sürüyor. Bu yolla Türkiyedeki ödeme zinciri bir şekilde yürüyor. Bu zincir, ekonomideki sıkıntılar ortaya çıkmadığı sürece, büyük ölçüde işliyor, kabul edilebilecek düzeydeki sorunla nakit ihtiyacını karşılıyor.&lt;br&gt;&lt;img alt=&quot;/_np/6305/9256305.jpg&quot; align=&quot;right&quot; src=&quot;http://www.hurriyet.com.tr/np/6305/9256305.jpg&quot;&gt;Ancak, son açıklanan rakamlar ve Çek mağdurları arasında hapis cezası alanlar ile hüküm giyenler sayısındaki artış, tabloyu içinden çıkılmaz hale getiriyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hapis cezasını kaldırmak zor&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir yanda Hapis cezası olmaz ve Suç bizim değil, af istiyoruz gibi isyanlar var, diğer yanda da karşılıksız çek sayısındaki müthiş artış var&lt;br&gt;Son dönemde en çok çek mağdurlarından mesaj alıyorum. 65 bin esnafın hapis cezası riski ile karşı karşıya olduğu söyleniyor. &lt;br&gt;Mecliste bir yasa taslağı var Bu taslaktan beklenti büyük Gördüğüm kadarıyla yasa yapıcının da zor çek mağdurlarının da işi zor Hapis cezasının kaldırılması mümkün değil. O zaman çek defterleri, banknot makinesine dönecek, piyasadaki güven sarsılacak. Bütün tarafların bir araya gelip, iyi bir yöntem bulmaları gerekiyor. Bakanın da belirttiği gibi 327 milyar TLlik bir likit yerine geçen enstrümanı ve sonuçlarını bir çırpıda yok etmek mümkün değil. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Muhtar Kent, kriz için ne diyor?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Nispeten olumlu beklentilerle geçen yaz aylarından sonra piyasada yeniden L, V, W ve U hesapları yapılmaya başlandı. Borsalardaki düşüş, faiz ve dolardaki yükseliş endişeleri artırıyor. &lt;br&gt;Sokaktaki insandan yöneticilere kadar herkesin kafasında Hani krizden çıkmamış mıydık sorusu belirmeye baladı. Nouriel Roubini, hala karanlık tablolar çizmeye devam ediyor.&lt;br&gt;Bu soruyu hafta başında CEO Club toplantısına katılan Coca Cola Company CEOsu Muhtar Kente de sordum. 80 milyar dolarlık şirketi yöneten, kendi deyimiyle sokağın nabzını iyi tutan, ABDdeki fikir liderleriyle sık görüşen ve rakamları izleyen Kentin görüşlerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.&lt;br&gt;Muhtar Kent, İyileşme işaretleri var diye söze başladıktan sonra Ama ile devam ediyor. İyileşme için Emlak piyasasına bakılmasının gerektiğinin altını çiziyor.&lt;br&gt;Emlakta da henüz ciddi bir düzelme olmadığını belirten Muhtar Kent, yakın zamanda ünlü yatırımcı Warren Buffet ile yaşadığı bir anısını da aktardı Buffetın yatırım ve emlak alanına bakışını ortaya koyması açısından ilginizi çekeceğini tahmin ediyorum&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Warren Buffetın konut yorumu&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;ABDdeki tüketicilerde konut sahibi olma tutkusu var. İkincisi, üçüncüsü olsun istiyor. Bu tutku emlak pazarında balonlar oluşturmuş, krizden sonra ciddi sorunlar çıkmıştı&lt;br&gt;Şimdi Amerikada iyileşmenin başlaması için emlak piyasasında dengelerin yerine oturması gerekiyor. Henüz emlakta dengelerin yerine oturmadığını görüyoruz.&lt;br&gt;Buffet diyor ki, Amerikalılar ne zaman ikinci, üçüncü konuttan vazgeçerlerse, normale dönüş o zaman olacak. Dünyanın en zengin adamlarından biri olmasına rağmen, sadece tek bir evim var, o ev bana yetiyor diyor.&lt;br&gt;Bir gün beni evine davet etti. Bu evde 30 yıldır oturuyorum. Öyle çok da pahalı bir ev değil dedi. Ardından da Tam karşıda bir ev var, görüyor musun diye sordu. Çok büyük bir ev gördüğümü söylediğimde, kimin olduğunu bilip bilmediğimi sordu. &lt;br&gt;Sahibini bilmediğimi ama büyük ve güzel bir ev olduğunu söyledim. Evet, harika bir ev. Senin eski patronuna(Donald Keough) ait dedi.&lt;br&gt;Ama bana bu ev yetiyor, bir banyosu, salonu, yatak odası, mutfağı var. Her şeyi var. Daha pahalısına, ikincisine niye ihtiyaç duyayım.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ne varsa al yerini İhtiyacın kadar ala bıraktı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Ekonomik krizler, tüketicide bazen kalıcı, bazen de geçici değişikliklere neden oluyor &lt;br&gt;Kilerin patronu Nahit Kiler ve genel müdürü Nihat ile sohbet ederken, söz bu konuya geldi. Sohbete başka perakende şirketlerinin yöneticileri de katılınca, ortaya ilginç bir analiz çıktı.&lt;br&gt;Perakendecilerin gözünde Türk tüketicisinin Kriz refleksini şöyle özetlemek mümkün:&lt;br&gt;1.&amp;nbsp;Perakendenin henüz geliştiği, tüketimin hızlanmaya başladığı dönemde, Ne varsa al eğilimi öne çıkıyordu. 1980ler öncesi ve hemen sonrasından söz ediyoruz.&lt;br&gt;2.&amp;nbsp;Türkiyede büyümenin başladığı ve perakendede patlamanın olduğu yıllarda, bu kez tüketicide Ne bulursan al davranışı kendini gösterdi. 1990lardan 2008e kadar olan dönemi kapsıyor.&lt;br&gt;3.&amp;nbsp;Krizle birlikte tüketicide İhtiyacın kadar al yaklaşımı gözleniyor. Eskiden yarım kilo almak ayıptı, şimdi meyveyi tane ile alanlar bile var.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Eskiden arabaya atlanır, büyük miktarlı alışveriş yapılırdı. Oysa artık markete daha sık gidiliyor, sepete daha az malzeme konuluyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 15 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>M. Rauf Ateş</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Sun, 15 Nov 2009 04:04:37 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Melike Karakartal - Bu gemi kesin batmaz!</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/13024805.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;2012 ne heyecanlı bir yıl yahu.&lt;/b&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; Mayalar dünyanın sonu gelecek diye buyurdu ancak NASA Evriting iz andır kıntrol, dont vöri gibi açıklamalar yaptı yakın bir tarihte, dolayısıyla 2012 filminin rüzgarı dinince bu meseleyi de unutacağız muhtemelen. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Güzel oyalanıyoruz şimdilik, neyse sesimi çıkarmayayım. Heyecanlı oluyor. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Ben diyorum ki, madem dünyanın sonu gelmeyecek, ister misiniz biz ona gidelim?&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bir ıngiliz seyahat şirketi Titanikin batışının 100. Yılı anısına bir cruise seyahati düzenliyor mesela, buna bir bilet alınız, hayatınıza azıcık heyecan katınız. &lt;br&gt;Ne olacak, karşınıza ya bir buzdağı ya da bir Leo çıkar, ikisi de gayet makul bence.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Peki ne olacak bu seyahatte?&lt;br&gt;&lt;br&gt;8 Nisan 2012 günü, The Balmoral isimli bir gemi, Titanicin kalktığı Southampton limanından demir alacak, aynen 100 yıl öncesindeki gibi, 1309 yolcusuyla, İrlandada Cobha şöyle bir yanaşacak, ardından Amerika yolculuğuna çıkacak. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Gemi 12 Nisan gece 23.40ta Titanicin battığı yerde, saygı duruşu için kısa bir mola verecek. Ardından Amerikaya doğru yola devam, istikamet Halifax. Burada, kazada hayatını kaybedenlerin mezarları ziyaret edilecek ve seyahat New Yorkta son bulacak. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Enteresan bir seyahat olacak bu şüphesiz. Orkestrası bile 100 yıl öncesinin müziklerini çalacakmış, mönüde de o zamanlar ne servis edildiyse aynıları yer alacakmış. Titanike yüksek sadakat yani. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Geçen ay sonlarında bu haberi ilk duyduğumda acayip gaza gelmiş, kendime bir kamara ayırtmıştım. Bunu yaparken ne düşünüyordum bilmiyorum. &lt;br&gt;Sanki Yalova-Bursa deniz otobüsü. 3000 Poundu nerede kaybetmişim de cruisee vereceğim. Tabii ki satın almış filan değilim, rezervasyon sürem doldu, kamara yalan oldu.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Amaaaaaan, ne üzülücem. Zaten penceresiz bir şeydi. Uyduruk. Hem canıma da susamadım. Gemi batarsa çıkacak camım bile yoktu. Olmaz olsun öyle kamara. &lt;br&gt;Cruise yapacaksan şu hayatta lüküs kamara isteyeceksin. Penceresiz kamara mı olurmuş. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Ben burada kendimi avutadurayım, daha 15 gün önce baktığımda öyle deli bir hareket yoktu ama biletler hızla satılmış. şimdi bekleme sırasına girmek gerekiyor. Bence bir bakın. &lt;a rel=&quot;nofollow&quot; target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://www.titanicmemorialcruise.com&quot;&gt;www.titanicmemorialcruise.com&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;The Balmoral için Bu gemi asla batmaz diyorlar.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sinsi gibi gülerek bu çirkin esprimi hızla geçiyor, bu seyahate gidemezsem gemiyi lanetleyeceğimi açıkça beyan ediyorum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Titanik ile olan özel bağımı ise bu pazar Galada açıklayacağım. Sabrediniz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Kadın neden aldatır?&lt;br&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Bitmek bilmeyen tartışmamız şimdi bu. Halbuki dünyanın en basit sorusu. Kadın, tabii ki istediğini karşısındaki erkekten alamıyorsa aldatır!&lt;br&gt;&lt;br&gt;İstenilenler ve alınamayanlar kadına göre değişiyor, dolayısıyla listemiz uzun. Buyurunuz top 4. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Şimdi neden top 5 değil de top 4 diyeceksiniz. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Çünkü canım öyle istedi. Kadın değil miyim?&lt;br&gt;&lt;br&gt;Evet, saymaya başlıyorum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;1- Beğenildiğini hissetmemek: Kendini kadın gibi hissedememek geliyor bu beğenilmeme halinin hemen ardından. Aslında kadının kendine bakışıyla ilgili ama erkeğe malediliyor genelde. &lt;br&gt;Adamın beğenmesi de mesele değil aslında, bunu yeterince dile getirmiyorsa kadındaki beni artık güzel bulmuyor paranoyası başka erkeklere kaş göz eylemek için en baba sebep. &lt;br&gt;&lt;br&gt;2- İhtiras yoksunluğu: Kadın arzulanmak, arzulanıldığını hissetmek ister arkadaş. Çiftlerin birbirlerini duvardan duvara çarptıkları günler geri gelmemecesine gitmişse kadın onu yapacak adamı gider bulur arkadaş! &lt;br&gt;&lt;br&gt;3- 6. his: Sevgili/koca adayı adama bakarsın, dersin ki Bu olur. Bunun gideri vardır.&lt;br&gt;Bu iyi olan ihtimal. Bir de bunun insanı hasta eden modeli var. Adama bakarsın ve durduk yere şüphelenirsin, için içini yer. Adamın kıllandırıcı bir şeyler yapması gerekmiyor. Hissedersin işte, bu iş olmaz dersin. Yine de 6. hissini dinlemez, gitmezsin. Boş yere kıllanmıyorsundur ama. Dinlesene hislerini çocuğum. Kaybetmesene durduk yere kıymetli vaktini. &lt;br&gt;&lt;br&gt;4- İntikam: Kadın aldatılırsa, aldatmaya öyle bir meyillenir ki dağlara taşlara. Maksat adama acı çektirmek işte, orası da gayet açık. ışe yarıyor mu? Kiminde evet, kiminde hayır. Adamına göre değişir.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bu saydıklarımın haricinde kadın bir adamdan ihtiyacı olan her şeyi alıyorsa aldatmaz. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Aha buraya yazıyorum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Eceyi üzmüşüz!&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Cumartesi günkü yazımda Türkiyeye gelen ünlülerle fotoğraf çektirme yarışına giren bizim cemiyet kadınlarından bahsetmiştim ya, editörüm konu fotoğrafı olarak Ece Sükanlı Tommy Hilfiger karesini koyunca sevgili Ece pek bozulmuş. Benim o fotoğrafa bakarak yazı yazdığımı düşünmüş.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ece bir tasarımcı ile fotoğraf çektirdiğinde bunda garipsenecek bir şey yok, kendisi bir moda insanı, malum. Köşeye onun fotoğrafını basmamız tatsız bir tesadüf olmuş. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Darılma, kırılma, biz seni biliyoruz Ece! &lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Melike Karakartal</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:31:21 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Kubilay KESKİN - İki aylık aşk</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/13024804.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;İçmimar Fulya Cinisli, kalbinin kapılarını Levent Ceylana açtı! Fulya Hanım ve Ceylan Inter Continental Otelin sahibi olan, Türkiyenin sayılı zenginlerinden Ağa Ceylanın oğlu Levent Bey, önceki gece Tepebaşındaki Public adlı barın açılışına birlikte katıldı.&lt;/b&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; Duyduğuma göre Cinisli, iki aydır birlikte olduğu Ceylan ile aşkını doyasıya yaşamak istiyormuş. Ancak geçtiğimiz yıllarda şarkıcı Safiye Soymanın kızı Ümran Soymanla flört eden ve evliliğin eşiğinden dönen Ceylan, bu ilişkiyi şimdilik gözlerden uzak tutmayı tercih ediyormuş...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Oralın tişörtü&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Ünver Oral, önceki gece şişlideki Addres ıstanbul Alışveriş Merkezinin dördüncü yıl kutlamasına katıldı. Ünlü reklamcı, tablo desenli tişörtü ve renkli hırkası ile bakışları üzerinde topladı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;İzmire dördüncü şube&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Türkiye genelinde 34 şubesi bulunan kozmetik firması Sevil Parfümeri, ızmirdeki dördüncü şubesini Alsancakta açtı. Sevil Parfümerinin sahibi Yusuf Sevilla, markanın ızmir mağazaları müdürü Gül Ventura ve DJ Ece Toprak, açılışta objektiflere neşeli pozlar verdi.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Gülse de domuz gribi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Gülse Birsel de domuz gribine yakalandı... Önceki gece 7 Kocalı Hürmüz filminin ızmirdeki galasına katılmayı planlayan ancak rahatsızlığı nedeniyle planları iptal olan Birsel, ilk iş olarak business class uçak biletini ve Mövenpick İzmirdeki odasının rezervasyonunu iptal ettirmiş. Gülse Hanım, gerekçe olarak domuz gribine yakalandığını, bu yüzden evden hiçbir yere çıkamadığını söylemiş.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Nişantaşında açıldı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Mücevherin sanatla buluştuğu tek adres sloganıyla alanındaki iddiasını gösteren Karun Kuyumculukun Nişantaşındaki yeni mağazası, önceki gün hizmete girdi. Açılış daveti, cemiyet hayatının önemli isimlerini bir araya getirdi. Ayşe Azizoğlunun organize ettiği ve Karun Kıraçın misafirleriyle tek tek ilgilendiği davete Feryal Gülman da katıldı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Bu gece sahnede&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Akbank Sanat Piyano Günleri etkinliğinin son konserini piyanist Özgür Aydın verecek. Dünyanın en önemli yarışmalarından biri sayılan ARD Münih Uluslararası Piyano Yarışmasını kazanarak yurtdışına açılan Aydın, bu akşam saat 20.00de Akbank Sanat Sahnesinde olacak.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Şıklığın adı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Arzu Sabancı, sosyete dünyasının en güzel ve en şık giyinen isimlerinden. Geçtiğimiz gün Bettina Machler ve Candan Kıramerin Nişantaşındaki mağazalarında verdiği davete katılan Arzu Hanım, triko ve derinin bir araya geldiği hırkası, deri pantolonu, çanta ve uyumlu ayakkabılarıyla şıklık konusundaki iddiasını yine ortaya koydu.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Sanat yönetmeni oldu&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Gül Ergi, Kanaltürkte yayınlanan Laf Aramızda adlı magazin programının sanat yönetmeni oldu. Ünlü magazinci Bilal Özcanın hazırlayıp sunduğu programın sanat yönetmenliğini üstlenen Ergi, sosyete dünyasından ünlü isimlerle yaptığı röportajlarla da dikkat çekiyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Evlilik planları&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Güllü Aybar, yedi yıl büyük aşk yaşadığı Menderes Utkudan ayrıldıktan sonra kendini sanat galerisindeki işlerine vermişti. Güllü Hanım, aradığı mutluluğu iki yıl önce Akın Nalçada buldu. Sevgililere geçtiğimiz gece Esra Ekmekçi Çalıcıoğlunun doğum günü partisinde rastladım. Haliçteki eski şapka fabrikasında gerçekleşen partide dostlarıyla sohbet eden Güllü Hanım, onlara evlilik planlarını anlatmış ve yakında nikâh masasına oturacağı müjdesini vermiş.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Dört yıl geride kaldı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Ercan Arıklının sahibi olduğu ve eski eşi Çiğdem Kayalının koordinatörlüğünü yaptığı şişlideki Addres ıstanbul Alışveriş Merkezinin dördüncü kuruluş yıldönümü, ünlü isimlerin de katılımıyla önceki gün kutlandı. Davete katılanlar arasında Hande Ataizi, Tilda Tezman, Eda Taşpınar, Atıl Kutoğlu, ısmail Acar, ızzet Öz ve Nergis Kumbasar da vardı. Konuklara avizede asılı duran bir kadın şampanya servisi yaptı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;İkizlerle alışveriş &lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Roman mağazalarının sahibi Turgut-Suzan Toplusoy, önceki gün ıstinye Parktaydı. ıkiz çocukları Mehmet ve Zehrayı da alıp alışverişe çıkan çift, önce bir oyuncak mağazasından oyuncak satın aldı, daha sonra bir restorana oturup yemek yedi.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Cilt analizi yaptırdı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Gençleşmede hızlı ve etkili bir yöntem olduğu iddia edilen OHT Peptide 3, kırışıklıklarından kurtulmak isteyenlerin gözdesi haline geldi. Ürün, geçtiğimiz gün Palladium Alışveriş Merkezinde düzenlenen Güzellik Günleri etkinliğinde de tanıtıldı. Dış görünüşüne önem veren elitlerin akınına uğrayan bu etkinliğe katılıp cilt analizi yaptıranlar arasında ünlü şarkıcı Yımaz Morgül de vardı. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Ünlü DJe yakın markaj&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Dünyanın en iyi beş DJi arasında gösterilen David Vendetta, önceki gece ıstanbuldaydı. Dünya turnesini tamamladıktan sonra tatil yapmak için ıstanbula gelen Fransız DJ, Etilerdeki Sapphire adlı mekânda eğlendi. Vendettaya gece boyunca showgirl Gizem Ayan eşlik etti.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Samba keyfi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Via/Port Alışveriş Merkezi, bayram süresince renkli etkinliklere ev sahipliği yapacak. Bayramın ikinci günü RitmPark Perküsyon Atölyesi, ziyaretçilere ücretsiz olarak interaktif ritim projesi sunacak. Müzik yeteneğini sergilemek isteyenler, atölyeye katılıp çeşitli enstrümanları çalabilecek. Bayramın üçüncü günü ise, ünlü perküsyon grubu Carnaval Turco, alışveriş merkezinde samba rüzgarları estirecek.&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Kubilay KESKİN</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:31:23 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU - Göbek eriten diyet!</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/13024807.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;img src=&quot;http://www.hurriyet.com.tr/np/9521/9309521.jpg&quot; vspace=&quot;6&quot; hspace=&quot;2&quot; border=&quot;0&quot; align=&quot;right&quot; alt=&quot;G&amp;#xf6;bek eriten diyet!&quot;&gt;&lt;b&gt;Göbek ve bel çevresinde biriken yağlar çoğu zaman metabolik bir soruna işaret eder. Bu kişilerin çoğunda insülin direnci sorunu vardır.&lt;/b&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; Az bir kısmında ise tiroid hormonlarının yetersizliği ya da böbrek üstü hormonlarının fazlalığı (Hipotiroidi veya Kuşing hastalığı) vardır. Çok daha seyrek olarak testosteron seviyesinin azalmasıyla birlikte antropoz dönemine girmiş erkeklerde de bel çevresi genişlemesi ortaya çıkabiliyor. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Özellikle son yıllarda göbeklenme ile karakterli kilo almaya erkekler kadar kadınlarda da rastlanıyor. Bunun başlıca nedeni glisemik yükü fazla yiyeceklerin eskisinden daha çok tüketilmesi. Ayrıca alkol kullanımın yaygınlaşması ve hareketsizlik de önemli faktörler. &lt;img alt=&quot;/_np/9521/9309521.jpg&quot; align=&quot;right&quot; src=&quot;http://www.hurriyet.com.tr/np/9521/9309521.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Şekerli yiyecekler ve aşırı beyaz ekmek tüketimi arttıkça da göbek çevresi genişler. Şekerli meşrubatların (1 kutu kolalı içecekte 8-10 kesme şekere eşdeğer şeker olabiliyor) eskiye göre çok daha fazla içilmesi de ciddi bir faktördür. Cips, gofret ve benzeri atıştırmalar, ayaküstü yenen yiyeceklerin çoğu, özellikle fast food menüler sorunu patlama noktasına taşımıştır. Yiyecek listesinde beyaz pirinç, börek, çörek, kurabiye, patlamış mısır ve patates kızartmasının oranı arttıkça göbek bağlayan insanların sayısı da artacaktır. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;NE YAPMALI? &lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Göbek çevresinde biriken yağları eritmenin yolu öncelikle sorunun arkasında yatan insülin direnci, hipotirodi, Kuşing hastalığı gibi sağlık problemlerini çözmekten geçiyor. Ayrıca beslenme yanlışlarından vazgeçmek de şart. Eğer göbeklenme sorununa veda etmek istiyorsanız bol bol sebze yemeye, tam tahıllar ve bakliyatlardan daha çok yararlanmaya, yağsız kırmızı et, beyaz et, yağsız süt ve süt ürünleri ağırlıklı bir beslenme planı oluşturmaya çalışın. Pasta, kek, kurabiye ve benzeri hamur işlerinden, yağlı ve unlu ürünlerden (börek, poğaça, açma), hazır paketlenmiş atıştırmalıklardan (grisini, cips, gofret), çok tatlı meyvelerden ve konsantre meyve sularından, meşrubatlardan, krema, mayonez, kaymak ve benzeri yağlı yiyeceklerden, alkolden kesinlikle uzak durun. Hayatınıza yeniden hareket katmayı, her gün ortalama 8-10 bin adım atmayı unutmayın...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Beslenme konusu abartılıyor mu?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Son günlerde neredeyse televizyonların bütün kanallarında tam bir bilgi karmaşası yaşanıyor. Konu beslenme-bağışıklık sistemi ilişkisi. Doğru beslenmenin bağışıklık sistemini güçlendirmede temel oyunculardan biri olduğu doğru. Bu doğru da öncelikle kötü beslendiğiniz, daha doğrusu yeteri kadar besin temin edemediğiniz durumlar için geçerli. Yani özellikle şu veya bu besini yiyip içerek bağışıklık sistemini 3-5 günde güçlendirivermek sanıldığı kadar kolay bir şey değil. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Narın, domatesin, kefirin, yoğurdun, portakalın ya da kırmızı etin bağışıklık sistemine faydalı olabileceği doğru bir düşüncedir ama herhangi bir besinin bu sistemin şu veya bu oyuncusunu doğrudan etkilediğini gösteren ciddi bir araştırma yoktur. Yapılması gereken sebzeyi, meyveyi, tahılı, bakliyatı ve hayvansal kaynaklı yiyecekleri içecekleri (et, balık, tavuk, yumurta, süt ve süt ürünleri) dengeli bir şekilde tüketmekten ibarettir. &lt;br&gt;&lt;strong&gt;DYT. GÜNEŞ AKSÜS&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bizi ne şişiriyor &lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Kliniğimizde geçen hafta yaptığımız haftalık değerlendirme toplantısında diyet uzmanlarımızdan birinin hazırladığı küçük bir not dikkatimi çekti. O not kilo programına devam eden hastalardan birinin verdiği bilgilerin özetiydi. Bilgi notunda yukarıdaki soruya şu yanıtlar verilmiş: Meşrubatlar, dondurma, çikolata, unlu tatlılar, alkol, pizza, fast food besinler, gofret ve bisküviler, cipsler, kuruyemişler. Haksız değil!&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Kanser vitamin ilişkisi &lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Herhangi bir organ ya da doku kanserine yakalananların aklına takılan sorulardan biri de herhangi bir vitamin desteğinden faydalanmalarının gerekip gerekmediği, böyle bir destek alacaklarsa nasıl bir yol izlemelerinin lazım geldiğidir. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Bu konuda yazılıp çizilen pek çok şey olsa da üzerinde fikir birliğine varılmış ortak noktalar pek azdır. Hatta bilgisiz ve dikkatsiz davranıldığında vitamin-mineral desteği alacağım derken sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirmek bile mümkündür. Özellikle internet ve basındaki bilgilerle bu süreci yönetmek ise son derece sakıncalıdır. Böyle bir durum ile karşılaşanların yapmaları gerekenin kendilerini izleyen hekimle konuşmak ve onun vereceği yol haritasını uygulamak olmalı diye düşünüyorum. &lt;br&gt;&lt;strong&gt;DYT. NİLÜFER BAYRAM&lt;br&gt;&lt;br&gt;Reflüde ameliyat&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Kuvvetli asit baskılayıcı ilaçlarla tedavi öncesinde ciddi reflü vakaları için ameliyatlar sıkça kullanılırdı. Ancak etkin tedaviler sonrası cerrahinin rolü değişmiştir. Anti reflü cerrahi hiatus hernisi (mide fıtığı) olanlarda ve alt özofagus sfinkterini kuvvetlendirmede kullanılmaktadır. En sık kullanılan cerrahi yöntem Nissen fundoplikasyonudur. &lt;br&gt;Cerrahinin sonuçları iyi olsa da yutmada güçlük, gaz ve şişkinlik hissi, sinir yaralanmasına bağlı ishal gibi bazı komplikasyonlar oluşabilir. Bu nedenle hasta seçimi çok önemlidir. ılaçların iyi geldiği genç hastalarda ameliyat kararını hasta, gastroenterolog ve cerrah birlikte almalıdır. Ameliyat öncesi gerekli özel testler mutlaka yapılmalıdır. &lt;br&gt;&lt;strong&gt;PROF. DR. EROL AVŞAR&lt;br&gt;&lt;br&gt;Menopoz yakın mı: Nasıl anlaşılır?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Adetten kesilmeden önce östrojen hormonundaki iniş-çıkışlara bağlı olarak adet düzensizliklerinin yaşandığı bir dönem vardır. Bu dönem her kadında değişken olmakla beraber 40lı yaşlarda başlar, yıllarca sürebilir. Yumurtlama zamanının değişken olması, bazen de yumurtlama olmadan geçen periodlar nedeniyle adetler bazen sık, bazen seyrek, bazen kısa bazen uzun veya fazla, bazen de az olabilir. &lt;br&gt;Menopoz öncesi dönemde uyku bozuklukları ve değişik şiddetlerde, aralıklı sıcak basmaları yaşanabilir. Depresyon veya sinirlilik dönemleri görülebilir, cinsel isteksizlik başlayabilir. Östrojen seviyeleri düşmeye devam ettikçe vajinal kuruluk, idrar ve genital yol iltihaplarına eğilim artar, hatta kemik yoğunluğunda azalma ve kötü kolesterol yükselmesi başlayabilir. Âdetin 3. gününde yapılan hormon testleri, tiroid fonksiyon testleri ve gerekirse yumurtalık rezervini gösteren testler teşhise yardımcı olur. &lt;br&gt;Bu dönemde bütün testler ve muayeneler, gerekirse biopsiler yapıldıktan sonra, adetleri düzenlemek için progesteron tedavisi yararlı olabilir, Doğum kontrol hapları da hem adeti düzenler, hem sıcak basması ve vajinal kurulukta yardımcı olurlar. ılaç tedavisinden fayda görmeyen aşırı kanamalarda Progesteron içeren spirallerden yarar görülebilir veya rahim içerisinin kürtajla temizlenmesi, histeroskopi ile rahim iç tabakasının pişirilerek veya soyularak ortadan kaldırılması gerekebilir.&lt;br&gt;&lt;strong&gt;DR. ERHAN CANKAT&lt;/strong&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:31:24 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Güzin Abla - Sanki üç kişilik bir ilişki yaşıyordum</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/13024803.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Sevgili ablacığım, ben 22 yaşında bir genç kızım. Bundan bir yıl önce biriyle çıkmaya başladım. Birbirimize öyle inandık, birbirimizi öyle sevdik ki, hemen dört ay sonra nişanlandık. Keşke nişanlanmasaydık...&lt;/b&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; Nişan yüzüklerini taktıktan sonra annem ilişkimize sürekli müdahale etti. Her yerde, her şeyde hep annem vardı. Sanki üç kişilik bir ilişki yaşıyordum. Bir annemi bir nişanlımı idare edeceğim diye uğraştım durdum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Aslında başlarda her şey çok güzeldi, aramızda bir sorun yoktu. Ama annem bizim ufak bir kavgamızı, basit bir sorunumuzu duydu, başımın etini yemeye başladı! Annem de akrabalarım da hep bana karşı durdular. Onlara göre sorunumuz maddiydi. Bizim durumumuzun iyi, nişanlımın durumunun ise kötü olmasıydı.&lt;br&gt;Onların dolduruşlarına dayanamadım, sonunda nişanlımla evlilik konusunda kavga ettim. O da yüzüğü fırlattı gitti. şimdi ayrıyız ama ben onu çok seviyorum. Eminim, o da beni seviyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Birlikte olduğumuz son günümüzü ağlaya ağlaya geçirdik. Ama şimdi onu arıyorum, mesajlar atıyorum hiçbir işe yaramıyor. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Bende ne gurur kaldı ne de başka bir şey. Her gün hastalanıyorum, acil servislerde gözümü açıyorum. Ben onu çok seviyorum abla... Artık istediğim ne evlilik ne de nişan. Ben sadece onu istiyorum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ablacığım ne olur bana akıl ver, insan sevgisi için savaşmaz mı? ısterse benim ailemi ikna edemez mi? Onların karşısına çıkıp seviyorum diyemez mi?&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ne olur bu mektubumu yayınla ablacığım, görsün ki ben onu seviyorum. Biraz cesaret göstersin. Bak, benim bile aileme karşı çıkacak gücüm var...&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Rumuz: Dertli kız&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sevgili kızım, belli ki çocukcağız ailenin size bu kadar çok karışmasından, maddi durumunu başına kakmalarından, senin bile onunla bu konuları sık sık tartışmandan bıkmış, usanmış. Her ne kadar seni sevse de illallah demiş. Gururuyla daha fazla oynamalarına katlanamamış. Sen de ona hak vermelisin.&lt;br&gt;Sevgi bile bunca sorun karşısında biter, tükenir. Sen şimdi böyle düşünüyorsun ama, eminim onu kaybetmeden önce böyle demiyordun. Düğündü, takıydı, gelinlikti, ev eşyasıydı, şuydu buydu diye onu yıldırmış olmalısın. Ya da belki seni sözcü eden ailen...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bak işte, Annem her an ilişkimizin içindeydi, bize rahat vermiyordu diyorsun. Buna sen olsan katlanır mıydın? Belki bu kadar bile katlanamazdın, çeker giderdin. ışte o da bunu yapmış.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Gerçekten sadece onu istiyorsan, o zaman ailenin etkisinden kurtulur, onlara da rest çekersin. Anneni karşına alır, konuşur, beraberliğinize asla karışmamasını söylersin.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Belki o zaman tekrar bir geriye dönüş olabilir. Ama ben yine de pek emin değilim, inan... &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Yaşadıklarımdan pişman mıyım onu bile bilmiyorum&lt;br&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Güzin Abla, 24 yaşında genç bir kadınım. 1,5 yıl önce aynı ortamda çalıştığım, benden 16 yaş büyük, evli ve üç çocuklu bir beye aşık oldum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Haftanın en az iki-üç günü birlikte çalışıyorduk. Önceleri çok iyi arkadaştık. Birbirimizle üzüntülerimizi, sevinçlerimizi paylaşıyorduk. Eşi devamlı nöbette oluyordu. Bu nedenle akşamları da mesajlaşıyorduk.&lt;br&gt;&lt;br&gt;İlk zamanlar sürekli iltifat ediyordu, hep benim sevdiğim şeyleri yapıyordu. Ben de önceleri aldırmasam da, daha sonra karşılık vermeye başladım.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ona aşık oldum, hem de ölesiye... Onun her dediğini yapıyordum, hatta nöbetlerimi onun nöbetçi olduğu zamanlara ayarlamaya çalışıyordum. Birlikte çok güzel vakit geçiriyorduk.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Hayatımda ilk defa öpüştüm. ılk defa birinin gözlerine baktım. Hiç söylemesek de seviyorduk birbirimizi. Eşinin ilgisiz davranması ve devamlı nöbette olması da onu bana daha çok itti sanırım. Bana hep Keşke daha önce karşılaşsaydık derdi.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bir yıl boyunca ilişkimiz bu şekilde devam etti. Sonra eşinden boşanmaya kalktı. Ama ben vicdan azabına dayanamadım ve çalıştığım bölümden ayrılarak başka bir bölüme geçtim. Ondan uzaklaştım. Yine de aynı yerde çalıştığımız için karşı karşıya gelmemiz kaçınılmazdı. Böyle zamanlarda hep bakışıyorduk.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sonra onun başka bir şehre tayini çıktı. Eşi yaşadığımız şehirde çocuklarıyla kaldı, o gitti. Gittiğinde nefes alamadım, öldüm zannettim. Sanki dünya durdu.&lt;br&gt;Bir ay sonra da benim başka bir yere tayinim çıktı. Daha sonra ailemin istediği biriyle nişanlandım. Ama olmadı, yapamadım. Sırf ailem istiyor diye evlenemedim.&lt;br&gt;Aşık olduğum adamı hiç unutamadım. Unutamıyorum, hayatıma devam edemiyorum. şimdi hiç görüşmüyoruz ama aklımdan bir an olsun çıkmıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Şu an düşünüyorum da yaşadıklarımdan dolayı pişman mıyım diye; onu bile bilmiyorum. Kimseye anlatamadım bugüne kadar, sadece sana anlatmak istedim. Ne olur bana yardım et, senden başka anlatacak kimsem yok çünkü...&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Rumuz: Kara sevda herhalde&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sevgili kızım, keşke demekten hiç hoşlanmam ama şu durumda senin için keşke hiç başlamasaydın böyle bir ilişkiye demek zorunda hissettim kendimi. Bütün bunların başına gelebileceğini düşünmeliydin.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sanırım senin en önemli sorunun, bu yaşına kadar hiç kimseyle yakınlaşmamış, öpüşmemiş, göz göze bile bakışmamış olman. Bu yüzden o senin ilkin olmuş ve gözünde büyütmüşsün bu beraberliği.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sonuçta o üç çocuklu bir adam... İşte vicdan azabı duydum diyorsun. Bu azabı ilk başta duysaydın ya... Ona bağlanmadan, iltifatlarıyla başın dönmeden önce... Ama sen mantıklı bir kızsın, eminim bunu atlatacaksın.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yaran henüz taze. Bu nedenle hemen evlenmemelisin tabii. Ama ailenin değil de, gönlünün istediği biriyle mutlaka sevgiyi tekrar yakalayacaksın. Bak görürsün, bir yıl sonra aynı duyguları taşımayacaksın bile. &lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Güzin Abla</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:31:25 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Sahrap SOYSAL - Bir yemek tutkunu olarak Bülben Hanım II</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/13024808.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Doğuda-Batıdan ıslam Mutfağı Kuzey Afrika, Türk ve Ortadoğu mutfaklarından derlenmiş yemek tariflerinin olduğu bir kitap. Yazarıysa dün de bahsettiğim gibi, arp sanatçısı Bülben Hoffmann.&lt;/b&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; Bülben Hanımın yemekle tanışmasını, bu tanışıklığın nasıl tutkuya dönüştüğünü, Viyanada verdiği davetleri ve konuklarına yaptığı birbirinden özel yemekleri dün anlatmaya başlamıştık. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Bülben Hofmann, Viyanadayken ikinci eşiyle tanışmış. Alman bir diplomat olan eşiyle pek çok ülkeye gitmiş. Bu ülkeler arasında eşinin büyükelçi olarak görev yaptığı Fas ve Cezayir de var. Bülben Hanım, gittiği ülkelerin hepsinde istediği özelliklere sahip aşçılar bulamadığından, yemek işlerine kendisi bakmış.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bu davetlerde konuklarını sadece yemekle değil, müzikle de besliyormuş Bülben Hoffmann. Küçük arp konserleriyle başlayıp birbirinden lezzetli yemeklerle devam eden bu davetlerin eşinin diplomatik başarısı açısından da çok önemli olduğunu söylüyor Hoffmann. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Sonrasında emeklilik dönemi ve Türkiyeye dönüş var hanımefendinin hayatında. Emeklilik döneminde de yemek yapmaktan ve yaptığı yemeklerle kalabalık insan topluluklarını ağırlamaktan vazgeçmemiş. Arp çalmak mı, yemek yapmak mı? diye sorduğumdaysa; ıkisi de aynı şey benim için, ikisi de hayatımın vazgeçilmez parçası diyor. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Çin, İtalya, Fransa ve Balkan ülkelerinin iyi bir harmanı olarak nitelediği Avusturya mutfaklarını çok zengin bulduğunu söyleyen Bülben Hanım, Osmanlı mutfağını da sonu gelmez bir kaynak olarak niteliyor ve konuyla ilgili 15 beş yıl süren bir araştırması olduğunu da ekliyor. Geleceğe dair planları arasında anılarıyla harmanlayacağı bir yemek kitabı da var. Gezdiği yerleri ve anılarını yemeklerle bir araya getirmek istiyor Bülben Hofmann. &lt;br&gt;Ben de bir yemekçi olarak yemek kitapları raflarının bu kitabı sabırsızlıkla beklediğini belirtmek istiyorum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;Bezeli ziyafet parfesi &lt;br&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;2 kişilik &lt;br&gt;Hazırlama süresi 20 dakika &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Malzeme listesi &lt;/strong&gt;&lt;br&gt;· 3-4 adet orta boy beze &lt;br&gt;· 2 adet yumurta &lt;br&gt;· 1 su bardağı tozşeker &lt;br&gt;· 1 paket vanilya &lt;br&gt;· 1 poşet toz kremşanti&lt;br&gt;· 3 tepeleme yemek kaşığı kakao &lt;br&gt;· varsa 1 yemek kaşığı neskafe &lt;br&gt;· 1 su bardağı soğuk süt&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Yapılışı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;En fazla 20 santim çapında olan derin bir cam ya da porselen kabın içine streç film ya da temiz bir buzdolabı poşeti serip uçlarını kabın dışına sarkıtın. Oda sıcaklığında bekleyen yumurtaları derin bir kaba kırıp üzerine tozşekeri ekleyin. Mikserin yüksek devriyle 4-5 dakika çırptıktan sonra vanilyayı ekleyin. Bir dakika daha çırpıp bir kenarda bekletin. Diğer taraftan, toz kremşanti ve kakaoyu başka bir derin kaba aktarıp üzerine soğuk sütü ekleyin. Varsa neskafeyi de ilave edip karıştırın. Mikserin yüksek devriyle 3-4 dakika, katılaşıncaya kadar çırptıktan sonra çırpılmış yumurtaları aktarıp mikserle çırparak malzemeleri iyice karıştırın. Hazırladığınız parfe karışımının yarısını parfe kabına aktarın. Üzerine elinizle parçaladığınız bezeleri serpiştirin. (beze yerine herhangi bir bisküvi çeşidinden 3-4 adet kırabilirsiniz) Kalan parfeyi de üzerine aktarıp buzdolabının derin dondurucusunda en az 4-5 saat bekletin. Buzdolabından çıkardığınız parfeyi servis tabağına ters çevirip üzerindeki naylonu sıyırın. Parfeyi oda sıcaklığında birkaç dakika bekletip dilimleyerek servise sunun. Üzerine bol miktarda kakao serpin. ısterseniz üzeri için 1 su bardağı çilek ya da frambuaz ve 2 yemek kaşığı pudraşekerini robotta çekebilir ve üzerine gezdirebilirsiniz. &lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Sahrap SOYSAL</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:31:26 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Niobe - Yay burcu ve aşk</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/13024806.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Aşk açısından ilginç ve en çekici burçlardan birisidir.&lt;/b&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; Yaşamı bir eğlence gibi algılayan Yay, aşkı ve hayal kurmayı da çok sever. En önemli özelliklerinden bir tanesi espri yeteneğidir. Daima yeni fikirlerle doludur ve yaşama karşı hevesli bir yaklaşımı vardır.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Özgürlük tutkusu, bonkörlük ve macera arayışı da önemli özelliklerindendir. Heyecan, ihtiras, romantizm macerasına rağmen, bu özgür ruh, bir yere bağlanıp kalmayı oldukça sıkıcı bulabilir. Yay aşkı bir macera ya da mücadele gibi algılar. ılk kez birlikte olduğu insandan etkilenmezse, ilişkiye devam etmez.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yay için gittiği yerden ya da yediği yemekten çok, karşısındakinin ne anlattığı önemlidir. Yay burcu insanı pek çok konuya derinden ilgi duyduğu için, partnerinin de entelektüel olarak zengin olmasını ister. ılişkide kısa bir süre sonra, Yayın oldukça net ve direkt yaklaşımları ortaya çıkmaya başlar. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Yayın ilişkideki temel amacı, eşine sadık kalabilmektir. Ancak evine aşırı düşkün, dışarı çıkmak istemeyen bir insanla ya da çok kıskanç bir eşle birlikte olabilmek Yay için mümkün değildir. ılişkinin gerektirdiği, özgürlükten vazgeçme durumu, Yayın kendini tuzağa kapılmış hissetmesine neden olur. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Kendine uygun bir eş bulduğunda, sakladığı derin ihtirasların ve sıcaklığın ortaya çıkması da kaçınılmazdır Bu andan itibaren Yay ile geçirilecek bir yaşamda sıkılmak mümkün değildir. Cinsel yaşamları oldukça kalabalık olabilir. Farklı deneyimlerde, farklı insanlarda farklı çekicilikler bulur. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Dışarıdaki hayata çok meraklı olan Yay, geniş bir çevreye sahip olduğu için, çok farklı deneyimler yaşamak şansını da yakalar. Ancak oldukça dürüst ve açık yürekli olan Yay, partnerine bu deneyimlerinden bahsetmekten de hiç çekinmez. Bu hareketli yaşama dayanabilecek bir partner bulmakta zorlanan Yay insanları, bazen sevdikleri kişi yanlarında olmadığı zaman, yanlarındaki kişiyi sevmeyi tercih edebilirler.&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Niobe</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:31:28 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Ömür GEDİK - Vampir mi kurtadam mı?</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/13024802.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bir zamanlar Jennifer Anistoncılar bir yana, Angelina Jolieciler diğer yanaydı.&lt;/b&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; Bu iki grup arasında müthiş bir savaş sürmekteydi. Tişörtler bastırılmış, kılıçlar kuşanılmıştı. Her iki taraf da birbirine ağır giriyordu.&lt;br&gt;&lt;br&gt;O savaşın kazananı olmadı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Muhtemelen bu savaşın da kazananı olmayacak. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Biz sadece bu oyunu oynamaktan, rakiplere karşı atağa geçmekten, kendimizi, seçimlerimizi anlatan cümleler kurmaktan mutlu olacağız.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sadede geleyim, Alacakaranlık filmlerini sevenler Edward Takımı (Team Edward) ve Jacob Takımı (Team Jacob) olarak ikiye ayrılmış durumdalar. &lt;br&gt;Erkekler kendilerini ya vampir ya da kurt adam sanmaktalar, kızlar ise sevgililerinde ne gibi özellikler aradıklarını Edward ya da Jacob bazında değerlendiriyorlar.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Geçen cuma vizyona giren Alacakaranlık: Yeni Ay filminde Bellanın flört ettiği iki erkek arasında gerçekten de dağlar kadar fark var.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Biri diğerinin zıttı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Edwardda vampir asaleti var, kuzeyli; Jacobda ise kurtadam olmanın verdiği bir sıcakkanlılık hakim, biraz Akdenizli sanki.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Edward beyaz tenli, buğulu, bu durum kırmızı dudaklarını çok daha çekici hale getiriyor; Jacob ise kanlı canlı, yapılı, kaslı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Edwardın soğuk bir güzelliği var; Jacobın ise sıcak bir çekiciliği, Jacobın filmde tişörtünü çıkarttığı sahnede salonlar boşuna yıkılmıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Edward müzik ve edebiyattan anlıyor ve de hızlı arabalardan; Jacob ise sanki daha bir alt kültüre ait, daha çocuksu. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Edward beyefendi, saygılı, sakin, hesaplı; Jacobda ise orman kanunları hakim, kolay öfkeleniyor, hesapsız, sabırsız, hemen saldırıya geçmekten çekinmiyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Edward filmin başında, onun iyiliği için bile olsa, Bellayı terk ediyor; Jacob ise ona asla sırtını dönmüyor, bazen rahatsız edici olsa da, mücadelesinden vazgeçmiyor (tipik bir Selvi Boylum Al Yazmalım sorunsalı; sevgi nedir, emek midir)...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bella Edwarda aşık; Jacobda ise güveni ve teselliyi buluyor. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Ve şimdi kaçınılmaz soru: Siz hangi takımdansınız? &lt;br&gt;&lt;br&gt;Vampir Edward mı, kurtadam Jacob mı?&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yoksa Bella gibi, duruma göre her ikisi de mi!!!&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Flo Rida ve bizim rapçiler &lt;/font&gt;&lt;br&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Dünyanın en popüler rapçilerinden Flo Rida (aman dikkat, flo rayda diye okunuyor) Türkiyeye geldi. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Kaçınızın haberi oldu bilmiyorum ama, beni her konuda güncelleyen Taygacığım sağ olsun, biz pazar gecesi akıma uymak, Flo Ridayı izlemek üzere soluğu Queende aldık.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Flo Rida, 50 Cent ve Eminemden sonra dünyanın en çok konuşulan rapçisi. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Şarkıları özellikle son iki yıldır dünyayı kasıp kavuruyor. Low ve Sugar desem, ampuller yanar herhalde.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Konser gecesi, benim gibi rape biraz uzak duranlar için ilginçti gerçekten. Yanlışsam şimdiden affola diyerek, geceden notlara başlıyorum:&lt;br&gt;&lt;br&gt;Rap dünyasında racon geç saatte çıkmak olsa gerek. Kapılar 22.30da açıldı ama Flo Rida sahneye çıktığında saat 02.00yi geçiyordu. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Flo Ridaya gelene kadar önce Türkiyeden rapçiler izledik. Bizimkilerin en büyük sorununun ellerini nereye koyacaklarını ve nasıl hareket ettireceklerini bilememeleri olduğuna karar verdim. Birkaçı hariç hepsi hareketlerine hakim olamayan yeni doğanlar gibiydi.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Salon tıklım tıklım değildi (anladım ki her eve bir Tayga lazım). Tesisattaki sorun da konser boyunca boğuk sesler çıkmasına neden oldu. Dünyaca ünlü bir grup daha iyi bir altyapıyı ve daha kalabalık bir salonu hak ediyordu. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Başta Flo Rida olmak üzere o gece sahneye çıkan Amerikalı rapçilerin hepsi de dövmecilere kapı komşusu spor salonunda yaşıyor izlenimi verdi bana. Adamlar spor yapmış, çalışmış, vücutlar şahane. Dövmeler ise neredeyse her yerde. Böyle vücutları sadece bazılarında değil bizim rapçilerin hepsinde görmek isteriz. El kol hareketini taklit ediyorsan, vücut dilini ve şeklini de örnek almak gerekmez mi!&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ve son söz... Flo Ridayı da dünya gözüyle görmüş olduk. Getirenlere, bizimle buluşturanlara teşekkürler. Gerisi gelsin lütfen. &lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Ömür GEDİK</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:31:29 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Cengiz SEMERCİOĞLU - Sigara paketlerinde şiddete hayır!</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/13024801.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Tam bir yıl önce bu zamanlar Taylanddan bir izlenim yazmışım; sigara paketlerinin üzerindeki caydırıcı fotoğraflarla ilgili...&lt;/b&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; Berbat olmuş bir akciğer fotoğrafı... Parmakları kesilmiş bir kadın... Boğazı delinmiş, parçalanmış bir adam...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sigara paketleri böyle satılıyordu Taylandda, şimdi aynı uygulama 1 Ocaktan itibaren Türkiyede de başlayacak.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Çeşitli uyarılar eşliğinde 14 korkunç fotoğraflı uyarı sigara paketlerinde yer alacak. Yüzde 20 civarında sigarayı azalttırdığı söyleniyor bu uygulamanın ama ben kesinlikle inanmıyorum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Çünkü bu fotoğraflı sigara paketlerine kontr olarak çoktandır rengarenk, sevimli sigara kılıfları çıktı dünyada...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bizde de var bu kılıflardan.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Çirkin sigara paketini alır almaz bu kılıfın içine koyuyor tiryakiler ve bir daha paketin üzerindeki fotoğrafı görmüyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Dünyada restoranlar, barlar kibrit verir gibi bu sigara kılıflarından hediye ediyor müşterilerine.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Rengarenk sigara paketi kılıfının bir yerine de restoranın adını, telefonunu yazarak reklamlarını yapıyorlar.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bizde de mekanlar şimdiden hazırlamalı bu promosyon kılıflarından, tiryakilere promosyon olarak vermek için...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Umarım bizdeki uygulamada kan, boğazı parçalanmış adam, ameliyat görüntüleri gibi çok sert fotoğraflar yer almaz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Daha soft görüntüler seçilmeli... Umarım yukarıdaki gibi korkunç fotoğraflar konulmaz sigara paketlerinin üzerine...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Çünkü sigara kullanmayanların da görüş alanında olacak bu paketler.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sigara içmediğiniz halde, bir akşam yemeğinde bu sigara paketinin masanızda olduğunu düşünün.&lt;br&gt;&lt;br&gt;İştah mı kalır insanda?..&lt;br&gt;&lt;br&gt;Barda boğazı patlamış bir adam fotoğrafına karşı kadeh kaldırmak hiç iç açıcı değil...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sigara içmeyen biri olarak ben niye maruz kalıyorum bu çirkin sahnelere?&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bu yüzden sigara paketlerindeki fotoğraflı uyarılarda şiddete hayır!&lt;br&gt;&lt;br&gt;Hepimizin gözüne her dakika kanlı fotoğrafların sokulması şiddetin daniskasıdır çünkü...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Tarkan, Amerika yerine Rusya pazarına oynasaydı...&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;İnsanın hayallerinin peşinden gitmesi güzeldir...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ama olmayacak duaya da amin dememeli...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Tarkan yıllarca Amerikada iş yapabilmek, albüm çıkarabilmek için uğraştı durdu.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Oralara yerleşti, Ertegünün himayesine girdi, ıngilizce albümler çıkardı, emek harcadı, zaman harcadı...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Amerikan rüyası için harcadığı enerjinin yarısını Rusya pazarı için harcasa şu an Avrupanın daha çok ilgisini çekerdi...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yıllar önce Moskovaya gittiğimde gözlerimle görmüştüm.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bir hafta sonra Moskovada konser verecek Tarkanın gençler üzerinde nasıl heyecan yarattığını...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Gördünüz işte son Rusya turnesini...&lt;br&gt;&lt;br&gt;St. Petersburgda, Moskovada, ıstanbul konserleri kadar seyirci topluyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Türk narenciyecilerin Rusyaya yaptıkları Tarkanlı portakal reklamları sanatçının popüleritesini iyice yükseltti.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ama sorsan Tarkana, burun kıvırır Rusyaya...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Varsa yoksa hâlâ Amerika...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sevdiğim başka, sevenim başka hesabı...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Oysa artık anlamalı, Batıda hiçbir zaman Doğunun Prensi olarak anılmayacağını...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Eyvah! Fink klişesi spor sayfalarına da sıçradı&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Magazin sayfaları Rita Fink haberlerinde yıllarca hep aynı başlıkları attı;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Rita, fink attı...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Gecelerde fink attı...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Magazin sayfalarının Rita haberlerindeki değişmez klişesi bu.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Avşar Kızı da böyleydi, neyse ki bu berbat tanımlamadan bir süredir vazgeçmiş gözüküyor magazin basını.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Eyvah ki ne eyvah, Beşiktaşın Alman oyuncusu Michael Finkle birlikte bu kâbus spor sayfalarına da sıçradı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Son Fenerbahçe derbisinden Beşiktaş galibiyetle çıkınca ve de Fink iyi oynayınca spor sayfaları en kolay klişeye sarıldı:&lt;br&gt;&lt;br&gt;Mustafa Denizli Fink attı...&lt;br&gt;&lt;br&gt;Michael sahada Fink attı...&lt;br&gt;&lt;br&gt;İlk akla geleni başlığa taşımak en kolayıdır ama sıradanlığı da beraberinde getirir.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Biraz daha kafaları yorsak nasıl olur beyler... &lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Cengiz SEMERCİOĞLU</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:31:31 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Ayşe ARMAN - Ablam Alara gibi asil değilim Ben komando olabilirmişim</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13004871.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Asi, inatçı, özgürlüğüne düşkün, (çaktırmasa da) duygusal, iyimser, dürüst, komik ve cesur... Bir tek kusuru var; Türkçeyi adam gibi konuşamıyor! 11 yıl New Yorkta kaldığı için midir nedir, İngilizcesi Türkçesinden neredeyse daha iyi! Son derece ilginç bir kişilik. Bir kere, seri katil psikolojisi okumuş. Allah aşkına kim gider kendine New Yorkta böyle bir okul bulur ve 4 sene boyunca okur? O yapmış. O kim mi? Rahmetli efsane yarışcı Renç Koçibeyin küçük kızı, Alara Uzanın da kardeşi. Karşınızda Seben Koçibey...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;strong&gt;Hayatımda ilk defa seri katil psikolojisi eğitimi almış biriyle karşılaşıyorum. Veeeee bulmuşken soruyorum: Hangi akla hizmet böyle bir şey okudunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;- Beni Raskolnikov baştan çıkardı! Dostoyevskinin, kahramanını analiz edişine bayıldım. Hatta büyülendim. Bence Suç ve Ceza hâlâ; suçun, insan psikolojisi üzerindeki etkisini en iyi analiz eden dokümandır.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Kaç yaşındaydınız Suç ve Cezayı okuduğunuzda?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- 14. O zamanlar tabii, suç psikolojisi nedir bilmiyordum ama bilinçaltının, insan üzerindeki etkileri ilgimi çekiyordu. Liseden sonra da, New Yorkta böyle bir okul olduğunu öğrenince, beni tutabilene aşk olsun. John Jay College of Criminal Justiceda 4 yıl seri katil psikolojisi okudum. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bu sözünü ettiğiniz okuldan mezun olunca ne oluyor insan?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Adli psikolog, kriminolog, kriminal analist...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bir insan niye kriminal analist olmak ister?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Bir insan neden gazeteci olmak ister! Ben her şeyi merak eden, araştıran, inceleyen ve gerçeğe ulaşmak isteyen bir tipim. Okuduğum şeyin de kişiliğime uygun olduğunu düşünüyorum. &lt;img alt=&quot;/_np/1462/9291462.jpg&quot; src=&quot;http://www.hurriyet.com.tr/np/1462/9291462.jpg&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Peki siz kriminal analist olmayı istediğinizi söylediğinizde, evdekiler ne tepki gösterdi?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- İşletme okusaydım daha memnun olacaklardı, orası kesin! Ama bizim ailede kim normal ki? Herkes adrenalin meraklısı, maceraperest, dolayısıyla sorun olmadı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Küçükken polisiye okur muydunuz?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Evet çok.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Cinayet çözümlemeye meraklı mıydınız?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Hem de nasıl. En sevdiğim oyun Katil Kimdi. Hâlâ öyledir. Cinayeti, kim, hangi odada, hangi aletle işledi? Çok zevkli bir oyun değil mi? Katili hep önce ben bulurdum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Tamam, seri katil psikolojisi üzerine eğitim aldınız ve New Yorkta kaldınız. Kaç yıl?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- 11 yıl.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Niye o kadar uzun...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Çünkü New York alışkanlık yapan bir yer. Evet yaşam şartları zor, evet katı bir şehir ama aynı zamanda çok zevkli ve öğretici. Tarifi zor bir aşk duyuyorsun o çeşitliliğe ve kopamıyorsun. Kendi sınırlarını dibine kadar zorlayabildiğin, kendini test edebildiğin bir yer. Olabildiğinin en iyisi olmaya mecbursun, yoksa sana yaşam yok orada. Ben gittiğimde öyle şakur şukur İngilizce de bilmiyordum, lisan yok, arkadaş yok, ilk birkaç sene zorlandım ama sonra şehrin enerjisine ve insana sunduğu olanaklara hayran kaldım. Bir de tabii suç psikolojisi üzerine uzmanlık eğitimi veren okul, sadece oradaydı. Hayalim, New York Polis Teşkilatında kriminal analist olmaktı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Okulu bitirince bu hayalinizi gerçekleştirdiniz mi bari?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Ne yazık ki hayır.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Neden?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Polis Akademisinin sınavlarını başarıyla tamamladım fakat tıbbi testten epileptik olduğum için diskalifiye edildim. Bu olay, bütün kaderimi değiştirdi. Çocukluk hayalim yandı, bitti, kül oldu. Ki Amerikan polisini de suçlayamıyorum, haklılar, her an epilepsi krizi geçirebilirsin, bu da polis teşkilatı için büyük bir tehlike...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;İyi de baştan bilmiyor muydunuz bunu?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Biliyordum. Ama işte, Bir umut dedim. Notlarım filan da çok yüksekti. Örnek talebeydim. Bir de Türküm, Ortadoğuyu biliyorum, benimle çalışmak isteyeceklerini düşündüm. Gerçi onlar da peşimi bırakmadı. 35ime geldim, hâlâ mektup yolluyorlar, Gelin, sizi artık kabul ediyoruz diye, belki başka görev vermek istiyorlar. Ama artık o defter kapandı.&lt;br&gt;&lt;b&gt;&lt;br&gt;Araştırmalarım için pek çok katille görüştüm&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Siz hiç seri katil gördünüz mü?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Hayır. Ama araştırmalarım için, pek çok katille görüştüm, konuştum. Cinayeti işlemeye nasıl karar verdiklerini, işlerkenki hislerini, sonradan neler hissettiklerini anlattılar.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Pişmanlık içinde mi anlatıyorlar?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Tabii, tabii. Hepsi. Ne kadar doğrudur bilemem. Ama seri katiller farklı. Seri katiller asla pişmanlık duymuyor. Onlar, insan öldürerek sanat yaptıklarına inanıyorlar. Ve ilk fırsatta, bu orgazmik zevki bir daha yaşamak istiyorlar.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Televizyonlardaki dizilerin yarısı artık bu meseleyle ilgili. Neden? Suç oranları günden güne arttığı için mi?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Alakası yok. Bu iyi bir malzeme ve bu tür dizileri izlemek şimdi moda. Seri katillerin arttığı filan doğru değil. 1960lardan beri sadece 700 seri katil olmuş, daha fazla değil...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Peki nedir bu 700 seri katilin ortak özelliği...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Ağırlıklı olarak küçükken ya tecavüze uğruyorlar ya da fiziksel şiddete maruz kalıyorlar. Genellikle de bir kadın figürü tarafından. Öldürdükleri kurbanlarında da, ya anneye ya da anneanneye olan nefretlerini çıkarıyorlar. Cinayetlerinde de bir seksüel element bulunuyor, ama o, bire bir seksle ilgili bir şey olmayabiliyor. Mesela kurbanlarına tecavüz ediyorlar ama zevk aldıklarından değil; kastrasyon, yani erkekliklerinin gidebileceği korkusuyla, kendilerini ispat etmek için bunu yapıyorlar.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Yaş?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- 20-30 arası, beyaz, erkek. Bazılarında IQ çok yüksek. Öyle olmasa, birinci cinayette yakalanırlar. 620nin üzerinde cinayet işlemiş seri katiller var... &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Aman Allahım...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Evet. Elizabeth Bathory, tarihe geçen ilk kadın seri katil mesela. Rivayete göre, kendisi için çalışanları öldürmekle işe başlıyor, sonra Allah ne verdiyse devam ediyor. Sonunda yakalanıyor ama düşes olduğu için bu o kadar da kolay olmuyor...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Sizi en çok etkilemiş seri katil?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Mccallagher diye bir adam var. Gerçi cinayetleri çok değil, 30 kadar, ama gerçek bir psikopat. En son kurbanı da küçük oğlu. Düşünebiliyor musun, büyük oğluna zorla küçük oğlunun penisi kestiriyor ve her şeyi izlemesini sağlıyor. Sonunda küçük oğlu kan kaybından ölüyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Çok korkunç!&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Evet, hem de nasıl!&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bu adamların beyinleri belli ki bizimkinden farklı çalışıyor...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Orası kesin, hasarlı olanı var, olmayanı var, şizofren olanı var, birden fazla kişiliğe sahip olanı var. Seri katiller şöyledir diye bir genelleme yapmak mümkün değil. Birçok vakada hipotalamus, limbik sistem ve ön loblarda olan hasarlar, aşırı saldırganlık ve vahşete sebebiyet veriyor. Fakat istatiksel olarak, bunlar korelasyon yaratmıyor...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Siz psikoloji eğitiminizin yanı sıra, neler öğrendiniz?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Suç mahalini analiz edebilmeyi, tümdengelim yöntemiyle suçlu profilini çıkarmayı, o profil doğrultusunda olası zanlı listesini oluşturmayı ve suçluyu tespit edebilmeyi... &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Nasıl insanlar seri katil olabilir, nasıl insanlar olamaz?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Genellikle fiziksel ve duygusal travma yaşayanlar seri katil oluyor deniyor ama genelleme de yapmamak gerekiyor, çünkü Ted Bundy diye bir adam var. Bu sözünü ettiğimiz duygusal ve fiziksel travmaları hiç yaşamamış olmasına rağmen, dünyanın en büyük seri katillerinden biri. 30dan fazla tecavüzü ve cinayeti var.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Normal katille, seri katili nasıl ayırıyorduk?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Seri katil, 3 ya da üstü cinayeti 30 gün durgunluk (cooling off) periodlarıyla işleyen kişiye deniyor. Normal katilde böyle bir durum yok. O, seri katilin yanında basit, adi bir suçlu olarak kalıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Peki neden Türkiyede az ya da hiç yok, Amerikada çok?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Amerikanın toplumsal yapısı, seri katilleri popülerize ve idealize ediyor. Onlara istedikleri ilgiyi, aradıkları şöhreti kolay ulaşabildikleri bir ortam sunuyor. Kozmopolit ve coğrafi yapısı, insanları yalnızlığa mecbur bırakıyor. Ayrıca özgürlüğün sınırları yok. Kısacası, seri katil koşullarını kolaylaştıran bir toplum. Bizde ise Allahtan aile yapısı çok kuvvetli. Örf ve adetler de var, bunlar bizi koruyor... &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Seri katiller hasta mıdır? Eğer öyleyse, hapishane yerine hastanede mi tedavi edilmeleri gerekiyor?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Çoğu, hasta kabul edilmedikleri için hapishaneye gönderiliyorlar. Fakat bazı vakalarda cinayet esnasında hastanın deliliği klinik olarak ispatlandığı için akıl hastanesine sevk ediliyorlar. Benim fikrim ise, bir seri katilin hiçbir zaman topluma geri kazandırılamayacağı...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;Cem ile Alaraya AIDS oldu da dediler... O ne kadar doğruysa Alaranın Yunanlı futboluyla ilişkisi olduğu da o kadar doğru...&lt;br&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Çocukluğunuz nerede geçti?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- İstanbul Etilerde, esas olarak da ablam Alara ile birlikte...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;İki kız kardeş birbirinizden ne kadar farklısınız?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Zevk aldığımız konular, tercihlerimiz ve düşüncelerimiz çok farklı. Ama bir şekilde tamamlarız birbirimizi. Alara bana göre daha sıcakkanlı ve sosyaldir. Ben öyle değilim. Daha asi, inatçı ve kendimle vakit geçirmeyi seven biriyim.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Hanginiz babanıza çekmişsiniz?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Fiziksel olarak ben, karakter olarak Alara. İkisi de insan olarak, daha yüksek insanlar.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;O ne demek?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- İkisi de benden daha asil demek!&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bu yargıya nasıl varıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- E görüyorum aramızdaki farkı. Babam da, Alara da karizmatiktir. İkisine de otomatik olarak saygı duyarsın. Ben daha doğal ve sıradanım. Asalet akmıyor üzerimden. Bir de onlar daha yardımsever. Söylüyorum, ben biraz yabaniyim, insanlarla arama mesafe koyarım.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Sizce hanginiz daha güzelsiniz?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Tabii ki Alara!&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Sinir bir durum mu bu?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Yok canım. O benim ablam. Niye sinir olsun? Üstelik Alaranın dış güzelliği, iç güzelliğinin yanında halt etmiştir. Çok özel bir kadındır. Palavra değil, harbi öyledir. İnanılmaz vericidir, yeter ki çevresindekiler mutlu olsun, problem olmasın. Bir de farklı bir dokunuşu vardır, Alaranın elinin değdiği her şey değişir. Çok rafine bir zevki var, ruhu asil diyorum ya. Alara alelade bir çadırda davet versin, birkaç küçük dokunuşla o çadırı Binbir Gece Masallarına çevirir, gözlerine inanamazsın, Tanrı vergisi bir yetenek. Zaten yaptığı işler, önümüzdeki günlerde, bir sürü dergide çıkacak... &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Ablanızın özel hayatıyla ilgili de bir sürü şey yazılıp çiziliyor bu ara. Yok, Yunanlı bir futbolcuyla gizli ilişkisi varmış, yok boşanmak üzereymiş...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Tamamen saçmalık. Kötü niyetten üretilmiş dedikodular. Biri bir şey söylüyor, diğeri üzerine koyuyor. 4 tane koruma ile gizli ilişki mi yaşanır Allah aşkına? Zaten biliyorsunuz karı koca AIDS de olmuşlardı! İkide bir Amerikaya gidip kanları değişiyordu! O ne kadar gerçekse, bu da o kadar gerçek. Gülüp geçiyoruz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;İyi silah kullanırım&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;İnsan seri katil psikolojisi eğitimi alırken, bu meselenin içine iyice dalarken... Korkmaz mı? Gece sokağa çıkmaya, kütüphaneden eve yürümeye... Katillerle konuşuyorsunuz, tez hazırlıyorsunuz...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Yok. Ben fiziksel olarak donanımlıyım, kendimi koruyabilirim.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Nasıl yani?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Yıllarca Uzakdoğu sporları yaptım. &lt;br&gt;İki sene boks yaptım. Güreş de yaptım. &lt;br&gt;İyi silah kullanırım. Karate yapıyorum. Şimdi de kılıç sporuna merak saldım...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Ruhunuzda bir hanımefendi yaşamıyor yani....&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Yok canım, ben askere gidebilirmişim... Üstelik komando olarak...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Erkekler tırsmıyor mu tüm bu yaptığınız sporları filan duyunca...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;- Yooo.&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 22 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Ayşe ARMAN</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 15:14:37 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Tolga TANIŞ - İki zıt New Yorklu iki farklı seçim</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13004866.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;İki zıt New Yorklu iki farklı seçim İkisi de kentin bu aralar en çok konuştuğu isimler. Biri hırslı genç bir gazeteci. Öteki artık fazla zamanı kalmadığını düşünen, yaşlı bir fotoğraf sanatçısı. Birinin kitabı çıktı. &lt;br&gt; Ötekinin sergisi açıldı. Biri kriz sırasında yaptığı söyleşileri derledi. Öteki hayatı boyunca çektiği fotoğrafları. İki portre, iki seçim gibi... Hayatı nasıl yaşamak istersiniz üzerine...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Andrew Ross Sorkin&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;32 yaşında. New Yorklu. Gazeteci.&lt;br&gt;New York Timesın hem köşe yazarı hem de ekonomi bölümünde birleşme ve satın almalar muhabiri. Bir erken yıldız.&lt;br&gt;ÇALIŞKAN Hayatında maaş aldığı tek gazete, New York Times. Lisede stajyer olarak başlıyor, kısa sürede parlıyor. Sabah kalkış saati 6.00. Gün içinde yaptığı telefon konuşması ise yüzden fazla. En sıcak konuyu bulup onu yazıyor. &lt;br&gt;YARATICI 150 yıllık gazetede internetin önemini ilk fark edenlerden. 8 yıl önce yönetimden onay alıp gazetenin web sitesinde DealBook adlı blogu açıyor. Kurulu düzene uymayıp kendi düzenini yaratıyor. Yıldızlaşıyor.&lt;br&gt;SOSYAL Blogu hareketlendirdikçe daha çok kaynağa ulaşıyor. Yazdıkça çevresini genişletiyor. Telefon rehberini dolduruyor. Babası yaşındaki CEOlar şimdi beyanat vermek için onu arıyor.&lt;br&gt;HESAPÇI Çevresi genişliyor ama müşteri memnuniyeti sağlar gibi, bir şirket hakkında kötü bir haber yazılacaksa yazmıyor. Böylece patronlarla daha çok yakınlaşıyor. Getirisi, şirketlerin içine giriyor. Götürüsü, New York Timesın eskilerinden onay görmüyor.&lt;br&gt;TÜKETİLİYOR Hazırladığı DealBook, New York Timesın en çok ziyaret edilen blogu. Twitterda yazdığını 100 bin kişi okuyor. Her gün tüketiliyor.&lt;br&gt;ZENGİN Gazetenin en çok para kazanan muhabiri. Şirket içinde şirket gibi. Yanında çalışan 10a yakın gazeteci var.&lt;br&gt;POPÜLER Geçen ay çıkan Batmayacak Kadar Büyük (Too Big to Fail) kitabı, Amazon.com ekonomi kategorisinde bir numara. Kendisi de kitap çıktığı günden beri televizyonlarda kitap promosyonunda.&lt;br&gt;HIZLI Kriz patlayalı bir yıl oldu, 650 sayfalık malzeme toplamış. Bir yandan gazeteye çalışırken, 200 kişiyle 500 saatlik söyleşi yapmış.&lt;br&gt;YÜZEYSEL Kitap söyleşilerle dolu ama analiz yok. Kriz, kapitalizmin değer verdiği ilkeleri sarstı diye bir cümle kullanmış. Çıkan eleştirilerden birinde kapitalizmin anlamını bilip bilmediğini sorguluyorlardı.&lt;br&gt;LİSTECİ Kentin en etkin gazetecileri... Geleceğin en güçlü 40 kişisi... 100 lider... 50 deha... Amerikada liste yapan, önce onunla başlıyor.&lt;br&gt;KISKANILIYOR Bütün Amerikan basını açığını aramakla meşgul. Yazdığı kitapta kullandığı bir belge için kaynak göstermedi diye şikâyet edildi. Gazete yönetimi soruşturma açtı.&lt;br&gt;İSTENİYOR Her yerden iş teklifi alıyor. Vanity Fair dergisi gibi onuruna parti verip ikna etmeye çalışanlar var.&lt;br&gt;TARTIŞMALI Bazılarına göre geleceğin gazetecisi. Bazılarına göre yozlaşmanın sembolü. Bağlantılarını kullanıp kendini sevdirdiği CEOlarla konuşuyor. Sonra diğer gazeteciler o konuşmayı yorumluyor. Sormadığı sorular bir yana belki de mesleğinde bir ara formül.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Robert Bergman&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;65 yaşında. Taşralı ama yılın yarısı New Yorkta. Fotoğraf sanatçısı.&lt;br&gt;Hayatı boyunca fotoğraf çekip hiç sergileyememiş. Şimdi ilk defa, iki yerde birden sergisi var. Bir geç keşif.&lt;br&gt;SABIRLI Ömrünü Amerikayı dolaşıp fotoğraf çekmekle geçiriyor. Rastladığı küratörler, arada sergi açalım diyor. Her seferinde hazır değilim, deyip reddediyor.&lt;br&gt;KEŞFEDİLMEMİŞ Herkesten kaçarken 11 yıl önce dünyanın en saygın yayınevlerinden Pantheona yakalanıyor. Bergmanı dünyaya Pantheon takdim ediyor. 110 sayfalık Bir Nevi Kendinden Geçme (A Kind of Rapture) kitabıyla.&lt;br&gt;DOĞAL Çalışırken özel ışık kullanmıyor. Mekân seçimi, mizansen de yok. Karşılaştığı insanları oldukları gibi çekiyor. Fotoşopsuz, hilesiz... Her şey eski usul.&lt;br&gt;İDEALİST Fotoğrafı iş değil bir ideal olarak görüyor. Çocukken babası öldüğünde eline makineyi alıp annesinin yüzündeki acıyı çekecek kadar!..&lt;br&gt;YAVAŞ 1985ten 1997ye kadar Amerikanın içlerinde 12 yıl dolaşıyor. Şimdi en kalabalık sergisinde 30 parça iş var. Ağır ağır çekiyor.&lt;br&gt;ANTİ-YILDIZ Fotoğrafını çektirmiyor. Bilinen tek karesi, makine arkasındaki bu poz. Sergi açılışı dışında da kimseye mülakat vermiyor. Çektiğim fotoğrafa gölgem düşsün istemem, demiş bir yerde.&lt;br&gt;İNATÇI Kitaptan sonra sergi teklifleri gelmiş. Bu sefer de, sergi Washingtondaki Ulusal Sanat Galerisinde olsun diye beklemiş. Kafasındaki olana kadar diretiyor.&lt;br&gt;İSİMSİZ Yaptığı hiçbir işi pazarlama gibi bir derdi olmamış. Çektiği fotoğraflara da bu yüzden isim vermiyor. Hepsi isimsiz.&lt;br&gt;YALNIZ Yola çıkıp portre aradığı dönem otomobilde bir arkadaşı var. Onun dışında yalnız. Yalnız başına çekip yalnız başına banyo edip şimdi yalnız başına sergiliyor.&lt;br&gt;DERİN Kanlı bir göz, kirli bir surat, çökmüş bir avurt, bir dövme, büzüşmüş bir dudak, bazen de sıradışı olacak kadar sıradan bir yüz. Fotoğraflarının hepsinde bir derinlik var.&lt;br&gt;FAKİR 5 yaşından beri fotoğraf çekiyor. İki yıl öncesine kadar hiçbir işini satamamış. O dönem bahçıvanlık dahil her işi yapmış. Ancak tek bir fotoğrafı şimdi limitsiz edisyon, 12 bin 500 dolar. Sordum, galericisi Yossi Milo, 50nin üzerinde sattık, dedi.&lt;br&gt;TARTIŞMASIZ Ünlü sanat tarihçisi Meyer Schapiro, kitabına bir son söz yazmış. Fotoğrafları, tarihe geçmiş tablolara benzetiyor. Kitabın ismini koyan ise Nobel ödüllü yazar Toni Morrison. Kimse tartışmıyor.&lt;br&gt;İSTENİYOR Hem New York MoMAda hem de Washingtondaki Ulusal Sanat Galerisinde sergisi var. Her yerden teklif alıyor. 50 yıl önce The Americans serisini hazırlayan Robert Frankin şimdiki renkli versiyonu. Mesleğinin eski örneği.&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 22 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Tolga TANIŞ</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 15:08:21 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Ahmet Arsan - Şahsi notlarım</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13004424.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Geçen gün gittim Çorlulu Ali Paşa Medresesine...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;Öyle bozulmuş ki sormayın.&lt;br&gt;İçeride kesif duman yok. &lt;br&gt;Nargilenin babaları terk etmiş ortamı.&lt;br&gt;Dışarısı aşırı turistik bir hale gelmiş, hanutçular sarmış dört bir tarafı.&lt;br&gt;Mustafa Kutlu yok... Hüsamettin Arslan yok.&lt;br&gt;Kimsenin Epistemik Cemaat falan taktığı yok.&lt;br&gt;Dışarıda soğuktan titreyerek nargile çekmeye çalışan yeni yetmeler...&lt;br&gt;İçerisi ise bomboş...&lt;br&gt;Yıllardır oranın demirbaşı garsonlar bile hüzünlü... Ağızları bıçak açmıyor...&lt;br&gt;Keşke gitmeseydim dedim... &lt;br&gt;*&lt;br&gt;Televizyonda zap yaparken birden TRT 1de durdum.&lt;br&gt;Baktım: Ajda Pekkan ile Sezen Aksu düet yapıyorlar, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da huşu içinde seyrediyor.&lt;br&gt;Aklımdan geçenleri yazmak istemiyorum.&lt;br&gt;Sadece şunu söyleyip geçeceğim: &lt;br&gt;Demek ki Ahmet Özhanla buraya kadarmış...&lt;br&gt;*&lt;br&gt;Bizim camianın kitap ve yayıncılık piyasasını takip etmek için, İstanbulda Beyaz Saray denilen pasaja gitmek gerekirdi eskiden.&lt;br&gt;Kitapçılar Çarşısı, Beyazıtta Mesut Yılmaza ait olan bir binanın bodrum katında hizmet veriyordu.&lt;br&gt;Sonra Yılmaz Ailesi, oradan çıkardı kitapçıları...&lt;br&gt;Onlar da toplu olarak yine Beyazıtta Büyükşehir Belediye binasına daha yakın bir başka binanın alt katına taşındı.&lt;br&gt;Geçen gün oraya gittim... &lt;br&gt;Piyasanın nabzını tutmak için.&lt;br&gt;Eskiden dergilerin egemenliği vardı, küçük ve radikal yayınevleri fazlaydı, çeviri kitaplar daha çoktu...&lt;br&gt;Şimdi ise büyük ve popüler yayınevleri ortama hakim olmuş... Radikal kitapların yenileri çıkmaz olmuş... Dergiler desen hepsi mevta...&lt;br&gt;Sanırım AK Parti iktidarının İslami yayıncılık alanındaki etkileri diye kapsamlı bir saha araştırmasının vakti geldi de geçiyor.&lt;br&gt;*&lt;br&gt;Ömer Lütfi Meteye ben de Allahtan rahmet diliyorum.&lt;br&gt;Ve özellikle onun kaleme aldığı, bugünlerde de dikkatle okunması gereken Hacıyağı ile Parfüm Arasında adlı kitabını hararetle tavsiye ediyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;İmam-hatipte aşk&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hülya Avşar ve Nurseli İdiz, Habertürkte bizim Esra Elönüye sormuşlar:&lt;br&gt;İmam-hatipte aşk var mı?&lt;br&gt;Esra kardeşim bu soruya ne cevap verdi bilmiyorum ama üstüme vazife edinip ben de bir cevap vermek isterim.&lt;br&gt;Evet, Hülya Hanım ve de Nurseli Hanım...&lt;br&gt;İmam-hatipte aşk vardır.&lt;br&gt;Onlar da gizli şiirler okurlar.&lt;br&gt;Onlar da hayallere dalarlar.&lt;br&gt;Onlar da göğüslerinde bir sancı duyarlar.&lt;br&gt;Onlar da mektup atarlar, iki kelam etmek için yanıp tutuşurlar, platonik takılırlar, ileri giderler, geri çekilirler...&lt;br&gt;Onlar da yemeden içmeden kesilirler...&lt;br&gt;Onlar da aşk filmlerinin kahramanları gibi hayal ederler kendilerini...&lt;br&gt;Onlar da bazen masumiyetlerini yitirirler...&lt;br&gt;Onlar da bazen aşk ile şehveti birbirine karıştırırlar...&lt;br&gt;Onlar da Dikkat: Şehvet uyarısı alırlar.&lt;br&gt;Onlar da aldatırlar, aldatılırlar.&lt;br&gt;Onlar da ihanetin yakıcı sınavından geçerler...&lt;br&gt;Kısacası...&lt;br&gt;Hülya Hanım... Nurseli Hanım...&lt;br&gt;Sizin Aşk var mı aşk? sorunuz...&lt;br&gt;Siz de yemek yiyor musunuz? sorusu kadar boş ve saçma bir sorudur...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;Cem Yılmazın ilk politik göndermesi&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yahşi Batı filminin fragmanını seyrettim. İştahım kabardı. Yine güzel bir iş çıkarmış Cem Yılmaz.&lt;br&gt;Ve yine hiçbir masraftan kaçınmamış. Ama fragmandan öğrendiğim bir şey var: Cem kardeşimiz, ilk politik göndermesini de yapmış.&lt;br&gt;Nereden öğrendi bilmiyorum ama bizim camiada Batının iyi yanlarını alalım şeklinde bir geyik var... İşte o geyiğe gönderme yapıyor.&lt;br&gt;Filmdeki replikler şöyle:&lt;br&gt;- Batı hayranlığı başladı!&lt;br&gt;- Oğlum Batının iyi yanlarını alacan...&lt;br&gt;Başbakan Tayyip Erdoğan bir ara Biz Batının ahlaksızlığını aldık demişti ya... &lt;br&gt;Ona da bir gönderme var bu espride... &lt;br&gt;Sanırım en iyisi filmin vizyona girmesini beklemek...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;Murat Ülker yıktı perdeyi&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ülkerle ilgili muhafazakâr sermaye geyiği nereden çıkmıştır bilmiyorum.&lt;br&gt;Baba Sabri Ülkerin mütevazı bir yaşam sürmesinden mi?&lt;br&gt;Ülkerin bazen İslami yayın organlarına reklam vermesinden mi?&lt;br&gt;Yoksa... &lt;br&gt;Bu bir yanıltıcı imaj mı? Gerçekten bilmiyorum.&lt;br&gt;Ama bildiğim bir şey varsa o da şudur:&lt;br&gt;Murat Ülker, Ülkeri bu tür tartışmaların dışına çıkarmayı başardı.&lt;br&gt;Hem de çok kısa bir sürede...&lt;br&gt;Artık Ülker dendiğinde kimsenin aklına muhafazakâr sermaye gelmiyor.&lt;br&gt;Peki ne yaptı Murat Ülker?&lt;br&gt;Politikadan uzak durdu, herkesle diyalog kurdu, medyaya kendini doğru anlattı, ilgi alanını çeşitlendirdi, klasik müzik konserlerine de, sporun değişik kollarına da sponsor oldu.&lt;br&gt;Ve en önemlisi Türkiyenin göğsünü kabartacak uluslararası açılımlar yaptı.&lt;br&gt;Şimdi de resim piyasasını afallatan bir çıkışla ünlü ressamımız Burhan Doğançayın Mavi Senfoni adlı her bakışta insana değişik hayaller kurdurtan tablosunu 2 milyon 200 bin lira gibi rekor bir fiyata satın aldı.&lt;br&gt;Kısacası Murat Ülker bu işi biliyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;Said-i Nursi ve İskilipli Hocayı da unutmayalım&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Onur Öymen vesilesiyle Dersimin başından geçen talihsiz olayları konuşup tartışmak güzel.&lt;br&gt;Mezarı bile olmayan Seyit Rıza cümlesinin çokça söylenmesi hoşuma gidiyor. &lt;br&gt;Seyit Rızanın mezarı bulunsun talebini de haklı buluyorum.&lt;br&gt;Ama sadece Dersimden, sadece Seyit Rızadan söz etmekle yetinmemeliyiz.&lt;br&gt;Mesela...&lt;br&gt;Said-i Nursiyi unutmayalım.&lt;br&gt;Bütün bir hayatını sürgünde geçirmiş, fikirlerini ifade etmesi suç sayılmış bir düşünürdür Said-i Nursi.&lt;br&gt;Ve öldüğünde 27 Mayıs darbesini yapanlar, onun cenazesini bilinmeyen bir yere gömmüşlerdir.&lt;br&gt;Yani Said-i Nursinin mezarı bulunsun talebi de son derece anlamlı ve yerinde bir taleptir.&lt;br&gt;*&lt;br&gt;Belki bir talep de İskilipli Atıf Hoca için dile getirilmeli.&lt;br&gt;Cumhuriyet döneminin başında şapka devrimine muhalefet eden Frenk Mukallitliği ve Şapka adlı bir risale yazmıştır Atıf Hoca...&lt;br&gt;Ve bu küçük kitap yüzünden İstiklal Mahkemesinde yargılanıp idam edilmiştir.&lt;br&gt;Mesut Uçakan yıllar önce Kelebekler Sonsuza Uçar adlı bir film çekip, İskilipli Atıf Hoca davasını gündeme getirmeye çalışmıştı.&lt;br&gt;Haluk Kurdoğlunun İskilipliyi canlandırdığı film, epey tartışma konusu olmuştu.&lt;br&gt;Son günlerdeki gelişmelerden cesaret alarak diyorum ki, İskilipli Atıf Hoca Davası da tozlu raflardan indirilse keşke...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;Gözden düşenler - Göze girenler&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;AHMET ALBAYRAK gözden düştü, AHMET ÇALIK göze girdi...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;AHMET TAŞGETİREN gözden düştü, FEHMİ KORU göze girdi...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;ETHEM SANCAK gözden düştü, FETTAH TAMİNCE göze girdi...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;İslami kesimde Modalar Demodeler&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;DEMODE Sohbet halkaları oluşturmak...&lt;br&gt;MODA Flashforward dizisini izlemek...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;DEMODE İskender Palayı övmek...&lt;br&gt;MODA İskender Palaya çakmak...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;DEMODE İHL Sözlükteki türbanlılar...&lt;br&gt;MODA Twitterdaki türbanlılar...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;DEMODE Suat Kılıç...&lt;br&gt;MODA Ömer Çelik...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;DEMODE Ahmet Taşgetiren...&lt;br&gt;MODA Abdurrahman Dilipak...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;DEMODE Yedi İklim...&lt;br&gt;MODA İzdiham dergisi...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 22 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Ahmet Arsan</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 12:17:03 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Ezgi Başaran - Cem Kozlu’nun uçağını Karamehmet’in rüyasını YORUMLUYORUM</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13004398.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;İşadamı Mehmet Emin Karamehmetin ve Cem Kozlunun 14 yaşındayken yaptığı suluboya resimleri buldum. Peki bu son derece etkileyici resimlerin arkasında ne var?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;Robert Kolejin tiyatro salonu fuayesinde çok ilginç bir sergi açıldı. 1950-60 yılları arasında Robertte resim öğretmenliği yapmış olan ünlü ressam İlhami Demircinin öğrencilerine ait resimler var bu sergide. İlginç olan öğrencilerinin kimler olduğu: Engin Cezzar, Zeki Alasya, İsmail Cem, Aydın Menderes, Hasan Subaşı, Hüsnü Özyeğin, Herkül Milas, Rona Yırcalı...&lt;br&gt;Bunlardan Hazırlık II-C öğrencilerinden Cem Kozlu ve Mehmet Emin Karaahmetin yaptığı suluboya resimleri ayrıca incelemek gerektiğini düşünüyorum. Birinci sebep; gerçekten iyi olmaları. Notunun çok kıt olduğu bilinen Demirci Hoca gibi birinden 9-10 almayı başaran birkaç öğrenciden biri Karamehmet ve Kozlu. &lt;br&gt;&lt;strong&gt;RENGİN PSİKOLOJİSİNE GİRMEK ZORUNDA KALDIM&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Yani işadamı olmayı değil de ressam olmayı seçselerdi, eminim yine isimlerini biliyor olurduk.&lt;br&gt;Gelelim, resimlerin içeriğine... Uzun yıllar THYnin yönetim kurulu başkanlığını yapmış Cem Kozlunun 14 yaşındayken yaptığı şu resme bakın... Çölde düşen bir uçak... 2003te THYdeki görevinden ayrılmadan kısa süre önce düşen Diyarbakır uçağını Sisifos efsanesine benzetmişti Cem Bey... Yıllarca çalışıp didinip THYyi kaliteli ve güvenli bir havayolu şirketi mertebesine eriştirdikten sonra uçağın düşmesi... Kan ter içinde uçurumun en tepesine çıkardığı kayanın bir anda yuvarlanması gibi onu üzmüştü. Bu suluboya resmine bakınca 14 yaşında korktuğu şey başına gelmiş diyebilir miyiz?&lt;br&gt;Kozlunun sınıf arkadaşı Karamehmetin Rüya adını verdiği bu resmi yorumlamak için ise gelişkin bilgi teçhizatına ihtiyaç duydum. Renklerin insanlar üstündeki etkisi üzerine 25 kitap yazmış olan Faber Birren ve Mac Pfisterin bilimsel yayınlarından faydalandım. Sonucu açıklıyorum:&lt;br&gt;Kırmızı, liderlik ve cömertlik belirtisi. Bunu fark etmiştik! Karamehmetin Rüyasında kırmızıdan daha çok kullandığı sarı ise gözlem ve analiz yeteneğini haber veriyor. Birrene göre renk skalasının sıcak diliminde yer alan sarı, kırmızı, turuncuyu kullananlar daha dışa dönük ve psikolojinin normal kategorisine koyduğu insanlardır. Renk Piramidi Testinin babası Max Pfister de diyor ki, sarıyı tercih edenler mantığını duygularının önünde tutar.&lt;br&gt;Demirci Hocanın biriktirdiği bu resimler 3 hafta sonra bir açık artırmayla satılacak, geliri Robertin burs fonuna aktarılacak. Vallahi bu 50 yıllık suluboyalara bayıldım, kendi mezun olduğum rakip lisenin Kızım daha bizim üyelik aidatını ödemedin, gidip Robertin burs fonuna katkıda mı bulunuyorsun? Pis hain! demeyeceğini bilsem müzayedeye katılıp ne varsa alacağım. Sonra da gelsin işgüzar tahliller, gitsin renk skalaları...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Palahniuk gençlere zarar verir mi tartışması&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Fight Clubın yazarı Chuck Palahniuk cinsellik ve şiddet içeren öyküleri ve romanlarıyla her zaman tartışılır. Böyle tartışılmaktan da gurur duyar. Çünkü amacı rahatsız ederek, okuyucusunu sarsarak uyandırmaktır, bunu başarır. &lt;br&gt;Bir süredir Palahnuik isminin çevresinde başka bir nümayiş dönüyor. Amerikada bir İngilizce öğretmeni, 15-16 yaşındaki öğrencilerine sınıfta Palahniukin Guts adlı kısa öyküsünü okutur. İlk kez 2004te Playboy dergisinde yayınlanan Guts, bir gencin katastrofik mastürbasyon denemelerini anlatan, okurken her adımda midenizi kaldıran feci bir öykü. Greg Van Voorhis adlı öğretmen anında görevinden alınır tabii. Ama öğrenciler durumu kabullenmez. Facebook ve Twitter aracılığıyla uluslararası bir kampanya başlatır: Save Mr V (Bay Vyi Kurtarın)! Geçen hafta Palahnuikun kendisi de İngilizce öğretmenine destek vermek isteyenler bu kampanyaya katılsın dedi. &lt;br&gt;Ben ki, özellikle sanat ve edebiyat ürünlerine konulan ambargolara çok karşıyımdır, böyle engellere başlarsak iş Salingerın Gönülçelen kitabını yasaklamaya kadar gider diye düşünürüm...&lt;br&gt;Palahnuikin Guts öyküsünün 15lik çocuklara okutulması konusunda arafta kaldım ve hemen Türkiyenin en ehil ve sağduyulu ergen psikiyatrı Yankı Yazgana başvurdum. &lt;br&gt;Bakın ne dedi: Ezgi... Gönderdiğin Guts öyküsünü okudum. Açıkçası rahatsız edici bulunabilecek cinsten. George Batailleın öykülerindeki detaycılığı çağrıştırdığını da düşünürsek, kimsenin çocuğuna okutmak istemeyeceği bir edebiyat ürünü diyebiliriz. Ama anne-babaların tercihine bıraksak, çocuklarına ne okutuyor, ya da ne seyrettiriyorlar? Palahniukun sarsıcı etkisi, öyküdeki iğrençliklerin imrendiriciliğinde değil, zevk arayışının, keyifli hayatın maksimize edilmesinin saçmalığını göstermesinde. Bu bakımdan pekala eğitsel bir yanı var diye de savunulabilir. Çok bilmiş bir okur ya da uzman, çocuğuna sen okutur muydun dese, hevesli olmayacağım apaçık. Ama birçoğumuz çocuğumuzun Marxın Kapitalini okumasına da çok hevesli değiliz. Hayatın olabilecek en rahatsız edici ayrıntılarını konsantre biçimde bir araya getirmek, gerçeküstü olduğunu bile bile midemizi bulandırsa da gençlere zarar vermez.&lt;br&gt;Demek ki neymiş, bir sanat ya da edebiyat eserinin iğrençlikten bahsediyor olması zararlı olduğu anlamına gelmezmiş. &lt;br&gt;Bu o kadar önemli bir cümle ki, çerçeveletip sanata Ay ne kadar ayıp diye bakan herkese hediye etmek istiyorum. &lt;br&gt;Yazganın neden eşsiz olduğu, Çocuklarınıza bilgisayar oyunu oynatmayın öğütlerinin ötesine geçemeyen demode yollar gösteren diğer psikiyatrlardan neden ayrıldığı işte bu bakış açısında gizli. Bu arada Palahnuik, benim gözümde aklandın, hadi yine iyisin...&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 22 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Ezgi Başaran</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 12:06:48 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Arman Kırım - Armudun iyisini sıra dışı tariflerde kullanın</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13004376.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Türkiye, dünyanın en büyük 7 armut üretici ülkesinden biri. Yani ülkemiz aslında bir armut cenneti. Ama armut kompostosu haricinde armudu bir tek çiğ olarak yemeyi seviyoruz. Elbette taze armudun sulu lezzetinin yerini hiçbir şey tutmaz, ama armutla yaratılabilecek inanılmaz güzel lezzetler var.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;Ben bugün sizlere, dünyanın farklı ülkelerinden ve Michelin yıldızlı şeflerinden sıra dışı armut tarifleri vereceğim. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;KREMALI CEVİZ - ARMUT ÇORBASI&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Başlığı görünce hemen kaçmayın, çünkü bence bu çok kolay tatlıyı deneyince ne kadar enteresan olduğuna siz de inanamayacaksınız. Bu tatlı tarifi dünyanın en önemli şeflerinden olan ABDli Thomas Kellerdan geliyor. Aslında bu tarifi önceleri sos olarak kullanıyorlarmış. Ama Kellerın Kuzey Kaliforniyadaki üç yıldızlı The French Laundry restoranında yiyen müşteriler sosu o kadar beğenmiş ki, şef bunu tatlı öncesinde sunulan ayrı bir tatlı çorba olarak vermeye karar vermiş. Bunu damak hoşluğu gibi düşünebilirsiniz. Tatlı öncesinde, tatlı iştahı açıcı küçük tabaklarda servis edilen kremalı sıcak içecek gibi. İrice espresso fincanları içinde de servis edebilirsiniz. İçine bir tane kavrulmuş ceviz atıp &lt;br&gt;dekor yapabilir, aynı zamanda da lezzeti güçlendirebilirsiniz. Bu tarifte kullanacağınız cevizlerin önceden fırında ya da tavada çevrilerek kavrulmuş olması lazım. &lt;br&gt;MALZEMELER: Ceviz kreması için: 1-1/4 bardak (su bardağı ya da Nescafe fincanı) kavrulmuş ve parçalanmış ceviz içi; 2 bardak/fincan taze krema; 1/4 bardak süt; bir tutam doğal toz vanilya (ya da 1/4 doğal çubuk vanilya, uzunlamasına ikiye kesilmiş ve bıçakla içi sıyrılmış). Armut püresi için: 1.5 iri armut; 1.5 bardak armut pişirme sıvısı. Haşlama sıvısı için: Bir şişe (75cc) iyi kalite Cabernet Sauvignon gibi keskince beyaz şarap; 3 bardak su; 1 bardak şeker; 1 limonun suyu.&lt;br&gt;YAPILIŞI: &lt;br&gt;1. Önce haşlama suyunu hazırlayın. Bu suyu havasız bir kavanoz içinde buzdolabında bir ay kadar saklayabilir, başka pişirmelerde de kullanabilirsiniz. Ya da miktarları bu tarife göre orantılayabilirsiniz. Bir tencereye şarabı koyup kaynatın. Yüzeyde oluşabilecek köpükleri alıp atın ve suyla şekeri ekleyin. Tekrar kaynatın. Şeker eriyince tencereyi ateşten alın ve limon suyunu ekleyin. &lt;br&gt;2. Bir tencereye cevizleri, kremayı, sütü koyun. Vanilya tozunu veya doğal vanilya çubuklarıyla sıyrılmış olan içi ekleyin. Kaynama noktasına getirin, sonra ateşi olabilecek en kısık dereceye getirip tencerenin üstünü kapatarak 40-45 dakika kadar pişirmeye devam edin. &lt;br&gt;3. Sıvıyı tel süzgeçten süzün ve sadece süzgecin altına geçen sıvıyı kullanın. Elinizde 1.5 bardak kadar kremalı sıvı kalmış olması lazım. &lt;br&gt;4. Armudu soyun, dörde kesin, çekirdeklerini çıkarın ve her dilimi ortadan ikiye kesin. &lt;br&gt;5. Bir küçük tencereye haşlama sıvısından koyun, armutları ilave edin, tencerenin yüzeyini kapatacak kadar alüminyum folyo koyun ama folyo serbest kalsın. Önce kaynatıp sonra kısık ateşte 15 dakika tıngırdatın. &lt;br&gt;6. İyice pişmiş armutlarla haşlama suyunun 1/3ünü blender içine koyun. Motoru çalıştırıp armutları püre edin. Sıcak kremayı da blender içine döküp motoru 1 dakika çalıştırın. Kremanın sıcak olması önemli, yoksa kesilir. 2 bardak sıvınız olmalı. &lt;br&gt;7. Tel süzgeçten süzün ve küçük kaplarda sıcak olarak servis edin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;PORTO ŞARABI VE BAL İÇİNDE FIRINLANMIŞ ARMUT&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Porto şarabı, Portekizin Porto şehrinden (Douro vadisinden) çıktığı bilinen, fermantasyon sırasında yüksek alkollü damıtılmış bir içkiyle alkol içeriği güçlendirilmiş olan şaraplara verilen isim. Bu yöresel isim haliyle tescilli. Ülkemizde benzer özellikli güçlendirilmiş şarap, Kavaklıdere firması tarafından üretiliyor ve Tatlı Sert adı altında satılıyor. İçinde sadece 3 malzeme olmasına karşın, son derece derinlikli bir lezzeti olan hoş bir tatlı bu. Bu tarifte kullanacağınız armudun, piştikten sonra şeklini muhafaza etmesi önemli. &lt;br&gt;MALZEMELER: 4 olgun armut (her biri yaklaşık 200 gr), yıkanmış ama soyulmamış; 1/4 bardak (ya da Nescafe fincanı) bal; 1 bardak güçlendirilmiş şarap (Porto veya Tatlı Sert). Dilerseniz servis için taze krema.&lt;br&gt;YAPILIŞI:&amp;nbsp; 1. Fırınınızın orta yerine bir raf yerleştirin ve fırını önceden 190 derece ısıya getirin. &lt;br&gt;2. Armutları Pyrex ya da toprak bir fırın kabının içinde, birbirlerine değecek ve sapları yukarıda vaziyette yerleştirin. Pişirme kabınız armutların sıkı sıkı gireceği büyüklükte olmalı. &lt;br&gt;3. Armutların üzerine balı gezdirin ve ardından üzerlerine şarabı dökün. &lt;br&gt;4. Fırında armutları pişirin. Her 10 dakikada bir kaşıkla pişirme sıvısından alıp armutların üzerlerine dökün. Armudun cinsine göre, 45 dakikada pişerler. Armudun en kalın yerine bir bıçak batırdığınızda yumuşakça girebilmeli, aksi halde biraz daha pişirin. &lt;br&gt;5. Delikli bir kaşıkla armutları çıkarın ve düz tatlı tabaklarının üzerlerine dik olarak oturtun. Eğer şaraplı sıvı yeterince şurup kıvamında değilse, bir kaba aktarıp yüksek ateş üzerinde ocakta kaynatarak suyunu uçurup koyulaştırın. Koyulaşınca armutların üzerine döküp servis edin. Dilerseniz yanlarında taze krema ile de servis edebilirsiniz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;ARMUTLU&amp;nbsp; CLAFOUTIS&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Clafoutis (klafuti okuyun) isimli Fransız tatlısından sizlere daha önce söz etmiş, hatta malzemesini eksik yazdığım bir de tarif vermiştim. O tarif mandalinalıydı, bugünkü armutlu. Klafuti tarifimiz, üç Michelin yıldızlı Fransız şef Joel Robuchondan geliyor. Meraklısına Robuchonun The Complete Robuchon isimli klasik Fransız mutfağı tarifleri içeren kitabını önermiştim. Bugün bu önerimi yinelemek ve meraklı okurlarıma mutlaka almalarını salık vermek istiyorum. Tarifi kitaptan aynen aktarıyorum.&lt;br&gt;MALZEMELER: 1 çorba kaşığı tereyağı; 2 iri yumurta; 1/2 bardak (ya da Nescafe fincanı) şeker; 1 paket gurme vanilya; 1/3 bardak elenemiş un; 1/2 bardak taze krema; 1/2 bardak tam yağlı süt; 750 gr armut; pudra şekeri.&lt;br&gt;YAPILIŞI: &lt;br&gt;1. İşe başlamadan 30 dakika önce, yumuşaması için tereyağını buzdolabından çıkarın. Fırını önceden 180 dereceye ısıtın. &lt;br&gt;2. Büyükçe bir kâseye yumurtaları kırın ve içine 6 çorba kaşığı şeker ilave edin. Bir paket gurme vanilyayı da ilave edip, ister elektrikli çırpıcıyla isterseniz el çırpıcısıyla 2 dakika çırpıp, yumurta karışımının açık sarı bir renk almasını sağlayın. Unu, kremayı, sütü de ekleyin ve tüm malzemeleri iyice karıştırın. &lt;br&gt;3. Fırına dayanıklı bir graten kabının dibini ve kenarlarını yumuşamış tereyağının tümünü kullanarak yağlayın. Üzerine 2 çorba kaşığı toz şeker serpin. Kabı sallayarak hem taban, hem de kenarların şekerle eşit şekilde kaplanmasını sağlayın. &lt;br&gt;4. Armutları soyun ve uzunlamasına dörde kesin. Çekirdeklerini, sert yerlerini ve saplarını temizleyin. Her bir dörtte bir armudu uzunlamasına 4 ince dilim halinde yeniden kesin. &lt;br&gt;5. Yağladığınız graten kabının içine armut dilimlerini spiral şeklinde yan yana dizin. Yumurtalı-kremalı karışımı üzerlerine dökün ve fırının üst yarısında 45 dakika kadar pişirin. Servis etmeden önce biraz soğumaya bırakın. Dilimlere ayırıp tabaklara paylaştırdıktan sonra üzerlerine pudra şekeri serperek servis edin.&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 22 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Arman Kırım</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 12:01:48 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU - Şişmanlığın şifresi çözülebilir mi</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13004370.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bana sorarsanız boşuna beklemeyin, bu şifrenin çözüleceği yok! Çünkü zaten ortada şifre filan değil, karmaşık bir problem var. Şişmanlık veya kilo sorunu onlarca gen, yeme yanlışı, tembellik, yeni hayatın dayattığı yaşam tarzı değişiklikleri ve daha pek çok şeyin kesişme noktası.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;Bu nedenle de Harvardlı hocamız Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgilin saptamalarına katılmamak mümkün değil. Odur, şudur, budur (!) ama kilo sorununun temelinde metabolik sorunlar vardır. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gökhan Hoca diyor ki: Kanınız sizin DNAnızdır. Fakat metabolitlere, üretim artıklarına bakarsak onlar hem sizin, hem de vücudunuzdaki misafirlerin, yediğiniz malzemelerin toplam imzasıdır. İşin özü şu; aminoasitlerin bir araya gelip hayatı oluşturması için ilk olarak metabolik sistemin bir araya gelmesi gerekiyor. Dolayısıyla vücutta düşündüğünüz her şeyin altında metabolik denge var. Bu denge çalışmaya başlayınca ilk yapılması gereken de onu korumak. Korumak için de immun sistem -bağışıklık sistemi- karşımıza çıkıyor. Bu sistem metabolik olarak ağır maliyetleri olan bir şey. Özetle vücudu korumak gerçekten zor; tıpkı silahlı kuvvetleri savunmak gibi vücudu savunmanın da maliyeti yüksek. Eğer metabolizma enerji vermezse immun sistem de başarılı olmaz. Sonuç olarak metabolizma ile immun sistem -bağışıklık sistemi- arasındaki işbirliği verimsizleşir. Günümüzde artık bu ilişkinin de bir reforma ihtiyacı var. Hocanın diline sağlık! Harvardlı ünlü bilimadamı Gökhan Odamışlıgilin sözlerinin altına ben de imzamı atarım (Herkese Sağlık Dergisi/Kasım 2009).&amp;nbsp; &lt;br&gt;Gökhan Hocanın saptamaları çok şeyi açıklıyor. Mesela obezlerin domuz gribi virüsüne daha kolay yakalanmaları ve hastalığı daha ağır geçirmeleri de muhtemelen bağışıklık sistemlerinin bozuk oluşu ile ilgili bir durum. Kısacası metabolizmanın her şey olduğunu asla unutmamak gerekiyor. Sağlam bir metabolizma için de sağlıklı kiloyu korumak, düzenli ve yeterli bir uykudan taviz vermemek, egzersiz yapmak, sağlıklı ve dengeli bir beslenme tarzını ısrarla uygulamak ve tabii ki hijyen kurallarına eksiksiz uymak şart!&lt;br&gt;Metabolizmanıza dikkat edin. Bu dikkati bugünlerde daha çok gösterin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;HAFTANIN DİYET TÜYOLARI&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;in&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;*&amp;nbsp; Düşük glisemik indeksli besinler (Şeker, un, nişasta yok! Paketlenmiş besinler yok! Doğal ve tam besinler ön planda...) &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Metformin kullanmak (Doktorunuzla konuşun.) &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Sık ve az yemek &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Yavaş kilo vermek &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Sirke ve limon suyunu daha çok kullanmak &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Her gün 30-40 dakika tempolu yürümek &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Yağı azaltılmış yoğurt&lt;br&gt;*&amp;nbsp; Kefir ve yeşil çay içmek &lt;br&gt;*&amp;nbsp; İşlenmemiş, doğal ürünler &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Küçük porsiyonlar &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Kuru fasulye (Miktarı abartmayın.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Out&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;*&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şok diyetler/hızlı kilo kayıpları &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Tatlandırıcılar&lt;br&gt;*&amp;nbsp; Sibutramin kullanmak (Doktorunuzla konuşun.) &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Kilo kaybına destek ürünler (Elma, hoodia, yosunlar, lahana, acı biber hapları...)&lt;br&gt;*&amp;nbsp; HCG iğneleri &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Aç gezmek &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Öğün atlamak&lt;br&gt;*&amp;nbsp; Tatlı meyveler&lt;br&gt;*&amp;nbsp; Diyet içecekler &lt;br&gt;*&amp;nbsp; Akupunktur &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;CİNSELLİK&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cinsel ilişkide ideal süre ne&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Cinsel ilişkide süre sorunu yaşadığını düşünenlere iyi bir haberimiz var. Aslında haber yeni değil ama bu soru o kadar sık soruluyor ki haberi size ulaştırmanın vakti çoktan geldi. Geçtiğimiz mart ayında Stockholmde düzenlenen Avrupa Üroloji Birliğinin yıllık toplantısında bir bildiri sunan araştırmacı Dr. Matt Rosenberg sağlıklı ve tatmin edici bir cinsel ilişkinin 7 ila 13 dakika sürdüğünü belirtiyor. Yani cinsel ilişkinin saatlerce sürmesi gerektiğini düşünenler muhtemelen yanılıyor. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;DUYGUSAL YEME&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Duygusal yeme ne anlama geliyor&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Eğer karnınız tokken yalnızca duygusal bir neden (veya nedenler) sizde yeme içme isteği yaratıyorsa duygusal yeme sorununuz olabilir. Aslında bu sorun sıkıntılı, stresli, sinirli ya da üzüntülü olduğumuz, gerginlik, öfke atakları, beklenti kayıpları yaşadığımız dönemlerde zaman zaman hepimizde olabiliyor. Önemli olan kalıcı ve tekrarlayıcı hale gelmesi, daha da önemlisi kilo kontrolünü güçleştirmesi. Örneğin kendinizi farkında bile olmadan sık sık buzdolabının önünde bulmaya başladıysanız, gizli gizli bir şeyler atıştırmaktan hoşlanmaya başladıysanız, çok hızlı yiyor, neredeyse çiğnemeden yutuyor, kısa zamanda çok fazla yiyeceği bazen şuursuzca, bazen farkına bile varmadan midenize indiriveriyorsanız ve daha da kötüsü yedikten sonra sakinleşip rahatlıyorsanız duygusal yeme bozukluğunuz olabilir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;KARACİĞER YAĞLANMASI&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Karaciğer yağlanması problemi siroza dönüşebilir mi&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Karaciğer yağlanması karaciğer hücrelerinde aşırı miktarda yağ birikmesinin sonucudur. Karaciğerde yağlanma zannettiğimizden çok daha sık görülür ama müthiş bir yenilenme kabiliyeti olan bu organ çoğu zaman sorununu kendi kendine tedavi eder! Sık görülmesinin sebebi karaciğerin her türlü zedelenmeye yağlanarak yanıt vermesidir. İlaçlar, kimyasal maddeler, alkol fark etmez, karaciğer çoğu zararlıya yağlanarak yanıt verir. Sorun neden çok sık gündeme geliyor? Bunun birinci nedeni beslenme yanlışları ve kilo problemi. Özellikle yanlış karbonhidratların (şeker, un, nişasta) fazlaca tüketilmesiyle ortaya çıkan göbekten-gıdıktan yağlanma. Bu durumda karaciğer adeta bir yağ çuvalı haline geliyor. &lt;br&gt;Tıka basa yağla dolan karaciğer bu duruma önce bir süre dayanıyor. İş uzayınca hücresel bozulmalar kaçınılmaz hale geliyor. Karaciğer fonksiyonları bozuluyor ve kanda bunun işaretleri ortaya çıkmaya (SGOT, SGPT, GGT artışı) başlıyor. Eğer zamanında müdahale edilmezse sorun bir süre sonra kendini dokusal alanda da gösterebiliyor. Karaciğer yağlanmasının siroza dönüşüp dönüşmeyeceği konusu ise tartışmalı. Uzmanların çoğu bir siroz tehdidinin olabileceği düşüncesinde. Siroz tehdidi olsun olmasın hangi nedenle meydana gelirse gelsin karaciğer yağlanmasını tedavi etmekte fayda var. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;DOKTOR-HASTA&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Doktorunuzla tartışmaktan korkmayın&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sağlık sorunlarınız için yardım istediğiniz doktorunuza sadece sorunlarınızı aktarmakla yetinmeyin, kafanızı kurcalayan şeylere de doğru ve tatmin edici yanıtlar almaya çalışın. Bunu özellikle teşhis ve tedaviyle ilgili kuşkularınız olduğunda ihmal etmeyin. Çünkü doktorların doğru tanı koymaları her zaman mümkün olmayabiliyor. Hiçbir doktorun elinin altında bir hastalığın, nasıl takip edileceği, nasıl teşhis edilip nasıl tedaviye alınacağı konusunda standart bir metin yoktur. Ayrıca bir hastalık her insanda farklı bir seyir gösterebilir. Hocalar doğru teşhis koymanın birinci maddesinin hasta ile kurulacak doğru iletişimden geçtiğini bize daha yolun başında öğretirler. Onun için hasta hikâyesini iyi dinlemek teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, bugün de çok önemlidir. &lt;br&gt;Yani doğru teşhis ve tedavide bizim kadar size de iş düşüyor: Hastalığınızın hikayesini iyi anlatmalısınız. Nasıl başladı, neden başladı, nasıl bir seyir gösterdi, bugüne kadar neler yaptınız, hangi ilaçları kullandınız? Bu soruların yanıtlarını doktorunuza gitmeden önce kısa notlar haline getirmelisiniz. Ayrıca iyileşmediğiniz zaman da çekinmeden doktorunuza geri dönmelisiniz. İyileşmemenizin nedenleri hakkındaki kuşkularınızı doktorunuzla paylaşmalısınız. Çünkü düşünceli ve işini iyi bilen bir doktor hastalarının anlattıklarını ve şüphelerini dikkatle dinleyen doktordur. Gerektiğinde muayenenizin tekrar edilmesini, testlerinizin tekrar gözden geçirilmesini hatta gerekiyorsa yeni testler istemesini doktorunuza söyleyebilirsiniz. Çünkü küçük bir yorum hatası, minicik bir unutkanlık, küçücük bir dikkatsizlik tedavisi imkansız bazı sorunlara yol açabilir. Doktorunuzla konuşmaktan, sorularınıza cevap istemekten, hatta tereddütlerinizi söylemekten çekinmeyin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;UYKU BASMASI&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Uyku basması sorunu neyle ilgili olabilir&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bazı insanlar diğerlerine göre daha erken uyur. Bazıları daha yastığı görür görmez uykuya dalar. Bu durumların herhangi bir sağlık sorunuyla ilişkisi yoktur. Ama eğer gündüz saatlerinde hatta işbaşındayken uyuklamalarınız, uyku basmalarınız varsa sorunun arkasında bir sağlık problemi olabilir. Mesela solunum yetmezliğinin yol açtığı hipoksi, yani oksijen azlığı kronik tıkayıcı akciğer hastalığı olanlarda uyuklamaya yol açabiliyor. Gece nefes durmalarından yakınan uyku apneliler ve ileri düzeyde horlama&amp;nbsp; şikâyeti olanlarda da bu sorun sık görülüyor. Kan şekeri düşmesi de uyuklamaya neden olabiliyor. Özellikle yemeklerden sonra gelişen uyuklama hali hipoglisemiye bağlı olabiliyor. İleri derecede şişman kişilerde de solunum yetmezliğine bağlı uyuklama, uyuya kalma hali ortaya çıkabiliyor. Pratik olarak uyuklamanın ya da uyku basması nöbetlerini sık yaşamanın en sık rastlanılan nedeni reaktif hipoglisemidir. Eğer uyuklama sorununa halsizlik, baş dönmesi, yorgunluk, kızgınlık ve öfke atakları, çarpıntı gibi şikâyetler eşlik ediyorsa sorunun reaktif hipoglisemiyle ilişkili olma ihtimali yüksektir. &lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 22 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 11:59:50 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Gence Alton - Şarap spekülatörü</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13004346.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Amerikan şarap dergisi Wine Spectator, bu hafta yılın en iyi 100 şarabını duyurdu. Birinci sırada yer alan şaraba hâlâ inanamıyorum: Washington eyaletinden Columbia Crest. Yıllık üretimi iki milyon kasayı aşan bu dev fabrikanın tüm dünyanın en iyi şarabını yapması nasıl mümkün olabilir? Bu denli yersiz bir seçim yüzünden dergi itibarını kaybediyor.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;Şarap sektörü çalışanları aramızda lakaplarla konuşuruz. Örneğin meşhur Amerikan şarap dergisi Wine Spectatorla biz sıkça Wine Speculator diye dalga geçeriz. Spectator izleyen, speculator, yani Türkçede de kullanılan spekülatör ise bir nevi atan-tutan anlamındadır. Biliriz ki hem derginin 100 puanlık değerlendirme sisteminin eksikleri hem de çalışanlarının tutarsızlıkları diz boyudur.&lt;br&gt;Diğer bir lakap da derginin Kaliforniya şarapları eleştirmeni James Laubeye ait. Aramızda ona Osama Bin Laube deriz. Bin Laube aykırı ve yersiz değerlendirmeleriyle zaman zaman şaraphaneler nezdinde bir nevi teröristle aynı kefeye konur. Napada kulaktan kulağa gezen bir hikaye vadinin Hollywooda dahi konu olan en eski şaraphanelerinden Chateau Montelenada geçer.&lt;br&gt;Bin Laube ile Chateau Montelenanın sahibi Bo Barrett arasında, bir tadım esnasında çıkan bir münakaşa şaraphanenin orta yerinde savrulan yumruklara dönüşür. Bin Laube küfürlerle ve Vay ben sizi süründürmez miyim tehditleriyle mekanı terk eder. O yılki değerlendirmelerin sayısı çıkageldiğinde Montelenanın gözbebeği Laubeden 69 puanı görür. Bu akıl almaz puanın açıklandığı sayının çıktığı gün hâlâ gözümün önünde. İlk iş hemen kendine has olsa da sarsılmaz bir kale olan Robert Parkerın aynı şarapla ilgili notunu yeniden okumak oldu. İşte tercümesini aktaralım; Muazzam saflıkta, sıkı dokunmuş bukesinde kuşüzümü likörü, meşin, orman tabanı, mineraller ve meyankökü sergiliyor. Dolgun gövdeli, etkin bitişinde ağır tanenleriyle adeta kamçılıyor. Enfes bir şarap, 1997den beri tartışmasız en iyi Montelena... 96 puan!&lt;br&gt;Şimdi de aynı şarap hakkında Osama Bin Laubenin 69 puanlık notunu aktaralım; Sert köşeleri, dereotu ve sedirimsi meşesiyle öne çıkan bu şarap ham, zayıf, otumsu, pürüzlü ve tebeşirimsi tanenli. Bu iki yorumu art arda okuyunca ben de atladım arabaya, durumu bir de kendi damağımla görmek için soluğu Montelenada aldım, 1998 rekoltesine kadar hepsini tattım ve beni en etkileyen yıllardan biri 69 puanlık 2001 oldu. Parkerla hemfikir olmamak işten değil, şarap muazzamdı.&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Akıl almaz suçlama&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Bu sansasyonal saçmalıktaki puan uçurumu medyanın da dikkatini çektiğinde Bin Laube Montelenayı TCA, yani mantar problemi ile suçladı. Madem şarabı buşone ilan ettin, o zaman neden puan vererek değerlendirdin be kardeşim? Haddini bilen eleştirmen buşone şarabı asla değerlendirmez, yenisini açtırır. Zaten Laubenin tarifindeki hiçbir özellik buşone bir şaraba ait değil.&lt;br&gt;Wine Spectator reklamdan ciddi paralar kazanan bir yayın. Reklamın büyüğünü veren dev şirketlerin halk tarafından akrabalığı fazla bilinmeyen markalarına verdiği şişirilmiş puanlar durmadan eleştiriliyor. Dergi öyle açgözlü ki her sene dağıttıkları en iyi şarap restoranları listesi ödüllerinden biri geçtiğimiz yıl hayalet bir işletmeye de veriliyor! Uyanığın biri başvurularla birlikte zorunlu kılınan kabarıkça bedeli ödüyor ve tamamen uyduruk bir restoran adı ve derginin yerden yere vurduklarından geçilmeyen bir şarap listesiyle bu seçkin ödüle layık görülüyor!&lt;br&gt;Bu hafta dergi ilk kez özenle seçtiği yılın en iyi 100 şarabını internet üyelerine önceden duyurdu. Birinci sırada yer alan şaraba hâlâ inanamıyorum. Geçmişte saygın şaraplara adanan bu küçümsenmeyecek ödüle bu yıl Washington eyaletinden Columbia Crest layık görüldü. Yıllık üretimi iki milyon kasayı aşan bu dev fabrikanın tüm dünyanın en iyi şarabını yapması nasıl mümkün olabilir ki? Belki kriz var ve hesaplı şaraplar önemli ama bu yersiz seçim derginin zaten sürünen itibarını kanımca iyice tüketiyor.&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 22 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Gence Alton</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 11:54:26 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Uğur CEBECİ - Dubai’de satıcılar ve alıcılar sadece bakıştı</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13004343.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Her zaman milyarlarca dolarlık uçak alımlarının açıklandığı, bölgenin en büyük havacılık fuarı Dubai Air Showda satıcılar ve alıcılar bu yıl sadece bakıştılar. Ve geçmişteki anılarını tazelediler. Finansçılar, kredilerin geri ödemelerinin peşindeydiler. Fuarda istihbarat yaparak pazarın bozulan kokusunu soludular.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;890 şirketin 125 uçak, helikopter ve insansız hava aracıyla katıldığı fuarın hakimiyeti sivil pazardaydı. Dubaide büyük siparişler veya son dakika sürprizleri yoktu. Airbus, Ortadoğudan 74 uçak siparişi alan dev yolcu uçağı A380i getirmişti. İki katlı, 555 koltuklu A380, gösterisiyle yine ilgi odağıydı. &lt;br&gt;Boeing ise ilk uçuşunu 22 Aralıkta yapması beklenen 787 ile sıkıntılı günleri geride bırakmak istiyordu. Amerikalı imalatçı Jumbo Jetin en yeni üyesi 747-8 için özellikle kargo ve yolcu pazarında yeni müşteriler aradı. İmalattan sonra boyama işlemleri de tamamlanan 747-8, Ocak 2010da uçacak. İlk teslimat, önümüzdeki yılın dördüncü çeyreğinde Cargolux Havayollarına yapılacak.&lt;br&gt;Bölgesel uçak pazarında Bombardier ve Embraer ise ağırlığını iş jetlerine kaydırmıştı. Rakipleri Dassault, Gulfstream ve Cessna imalat yelpazesindeki tüm uçaklarını getirmişti. Hava taksi şirketleri, jet ortaklık hizmeti veren operatörlerle birlikte Dubaiye gelen özel uçak sayısı 63e ulaşmıştı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;THY, İMALATÇILARIN GÖZDESİ OLDU&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Fuarda THYyi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hamdi Topçu, Genel Müdür Temel Kotil, İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kazım Çalışkan&amp;nbsp; temsil etti. İmalatçılarla sürekli toplantılar yapan THY yöneticileri, Dubaide fırsatları kovaladı. &lt;br&gt;Hamdi Topçu 2008de kriz çıkacağını ön görünce küçülme yerine büyümeye karar verdik. Yeni noktalarla, frekans artırımı ile pazarı büyüttük. 105 uçaklık alım planında ise ihale yapmak yerine fırsatları değerlendirdik. 12 777-300ER, 10 A330-300 ve kargoya da 2 A330-200 siparişi verdik. 2011de uzun menzilli pazarda filomuzu yüzde 80 büyütüyoruz. Kargoda ise daha uzun menzilli ve büyük kapasiteli uçaklar bakıyoruz dedi. THY, tek koridorlu uçak ihtiyacı için de görüşmelerini Boeing ve Airbusla sürdürdü.&lt;br&gt;&lt;strong&gt;AIREX BÜYÜMELİ&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;THY Genel Müdürü Temel Kotil ise Dubai Air Showun büyümesinde Emiratesin büyük katkısı olduğuna dikkat çekerek İstanbulda bizim de Airex Fuarımız var. İstanbulu büyütelim. Dubai yerine Paris ve Farnbroughdan sonra üçüncü büyük havacılık fuarı yapalım. Buna her türlü desteği vermeye hazırız dedi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;THY TEKNİK BÖLGEYE AÇILIYOR&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Fuardaki en büyük Türk şirketi, Türk Hava Yolları Teknikti. 2011 sonunda devreye girecek İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanındaki Havacılık Bakım ve Onarım Merkezi (HABOM) ile eğitim hizmetlerini bölgedeki havayollarına tanıtıldı. Bu tür fuar ve sempozyumlara sık sık katıldıklarını söyleyen THY Teknik Genel Müdürü İsmail Demir, HABOMun büyük ilgi gördüğünü, hedeflerinin bölgedeki en önemli bakım merkezi haline gelmek olduğuna dikkat çekti.&lt;br&gt;THY Teknikin yanı sıra Yavuz Çizmeci ve ortaklarıyla hayata geçen MyTechnic uçak bakım merkezi de Air Showdaydı. Diğer bir Türk şirket MNG Jet, bölgedeki hava taksi operasyonunu artırmak üzere fuara katılmıştı. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;F-22 BÜYÜLEDİ&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gözler, fuarın sadece ilk ve son gününde uçan Lockheed Martin imalatı radara yakalanmayan F-22deydi. Farnbroughdan sonra ikinci kez halka açık gösteri uçuşu yapan F-22 Raptor, inanılmaz akrobasi hareketleri sergiledi. 20 dakikalık gösteri uçuşunda tüm toplantılara ara verildi. Şu an sadece Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından kullanılan uçak, 143 milyon dolarlık birim satış fiyatı ile en pahalı askeri uçak unvanını taşıyor. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;ETIHADDAN DEV YATIRIM&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Abu Dhabi merkezli Birleşik Arap Emirliklerinin milli taşıyıcısı Etihad Havayolları, fuara Airbus A340-600 yolcu uçağını getirmişti. Şirket, fuarda toplam 750 milyon dolar değerinde çeşitli anlaşmalara imza attı. Bunlar içinde en önemlisi Panasonicle yapılan ve uçaklarındaki eğlence sistemini yeni standartlara taşıyacak olan anlaşmaydı. THYnin de alım görüşmelerini sürdürdüğü ex2 eğlence sistemi kabinde dokunmatik ekranlar, cep telefonuyla ile konuşma, kablosuz internet gibi çok sayıda hizmet içeriyor. Bu sistem havayolunun tüm uçaklarına takılacak. Etihad, geçtiğimiz günlerde de turizm sektörünün Oscarı olarak adlandırılan Dünya Seyahat Ödüllerinde En İyi Havayolu Şirketi seçilmişti.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kalkışta ve inişte koltuklar neden dik konuma getirilir?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Her kalkış veya öncesinde yolculara yapılan anonsta koltukların dik duruma getirilmesi istenir. Daha sonra kabin memurları koltukları tek tek kontrol eder. Bu kuralın nedeni, acil durumlarda yolcuların tahliye yani kabini hızla terk etmelerini sağlamaktır. Neden koltuklar dik duruma getirilir? İşte cevapları: &lt;br&gt;1 Geriye yatmış bir koltuktan acil durumda tahliye için kalkmaya çalışmak çok daha zordur. Zaman kaybettirir. Yolcu yerinden hiç kalkamayabilir veya sendeleyip düşebilir. Bu durum koridorda sıkışmalara, paniğe neden olup başka yolcuların da kısa süre içinde uçaktan çıkmalarını engelleyebilir.&lt;br&gt;2 Koltuk geriye yatık durumda kalırsa, arka sırada oturan yolcu tahliyede yerinden kalkmasını zorlaştırır. Yolcu iki koltuk arasında sıkışıp kalabilir.&lt;br&gt;3 Koltuğu yatık olan yolcunun oturuşu gereği, vücudunun ağırlık merkezi kayar. Yerde uçağın ani frenleme yapmasında veya herhangi bir çarpmada yolcu şoku doğrudan beline alabilir. Çeşitli sakatlanmalar meydana gelebilir. &lt;br&gt;Koltuğun dik duruma getirilmesi, şokun vücuda daha sağlıklı yayılmasını sağlar. Sıkı bir kemer, yolcunun çarpma veya türbülans durumunda savrulmasının ve yaralanmaların önüne geçer.&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 22 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Uğur CEBECİ</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 11:51:59 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Yorgo KIRBAKİ - Bir futbol mucizesi</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13004216.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Avrupada ya ikinci sınıf takımlarda oynayan ya da birinci sınıf takımların yedek kulübesinde oturan futbolculardan kurulu Yunan milli takımı, baraj maçında Ukraynayı 1-0 yendi, şimdi Güney Afrikadaki Dünya Kupası finallerinde top koşturacak. Komşu bayram ediyor.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;Önce kadroya bakalım. Kalede Corvas (Panatinaikos), savunmada Spiropulos (Panatinaikos), Moras (Bologna), Vindras (Panatinaikos), Kirgakos (Liverpool), savunmanın önündeki savunmada Piatsikas (Schalke 04), Katsuranis (Panatinaikos), Karagunis (Panatinaikos) ve Salpingidis (Olimpiakos), orta sahada pres ağırlıklı savunmada Samaras (Celtic) ve rakiplerin organize atağa kalkmasını önlemek için ileri uçtaki savunmada Haristeas (Nurnberg)... &lt;br&gt;Özetle, her şeyin savunmaya dayalı olduğu gösterişsiz ve tabeladaki skoru esas alan bir futbol felsefesi. &lt;br&gt;Gelelim kadrodaki gurbetçilerin durumuna. Son lig maçında Kirgakos yedek, Piatsikas 54. dakikada oyuna girmiş, Haristeasın takımı Alman liginde 16, Morasın takımı İtalyan liginde 15. sırada. Sürekli bir çıkış grafiği gösteren Samaras ise İskoçya liderinin ilk 11inde. &lt;br&gt;Yunan milli takımındaki yerlilere baktığımızda 5 oyuncu 13 yılda sadece bir şampiyonluk yaşamış, Panatinaikosda top koşturuyor. Buna karşı, aynı sürede 12 şampiyonluk yaşayan Olimpiakosdan sadece bir oyuncu var. Bu diyarın üçüncü büyüğü AEK (bendenizin takımı) ve diğer takımlardan ise kimse yok. &lt;br&gt;Şüphesiz milli takımlar her ülkenin liginde oynanan futbolun aynasıdır. Hem Türkiye hem Yunanistan ligini izleyen biri olarak, kesinlikle Türkiyedeki maçlardan çok daha fazla zevk aldığımı söyleyebilirim. Kıran kırana mücadeleler, seyredilmeye değer goller veya gollük pozisyonlar buralarda çok az. &lt;br&gt;Suyun iki tarafındaki üç büyükleri kıyasladığımda, Fenerbahçenin, Galatasarayın, Beşiktaşın bütçeleri, Olimpiakos, Panatinaikos ve AEKdan mukayese edilmeyecek kadar büyük. Yunan takımlarının kardolarında ne bir Guiza, ne bir Roberto Carlos, ne bir Alex (ne yapalım kanımız sarı lacivert) kalitesinde yabancı var. Arda, Emre kalitesinde oyuncular da ne gezer buralarda? Olimpiakosun teknik direktörü, takdime gerek yok, Zico. Panatinaikosunki ise Rijkaardın Barcelonadaki yardımcısı Henk Ten Kate. &lt;br&gt;Ve Avrupada ya ikinci sınıf takımlarda oynayan ya da birinci sınıf takımların yedek kulübesinde oturan futbolcular ile ikinci sınıf bir ligde (Yunan ligi) top koşturan futbolculardan kurulu Yunan milli takımı, çarşamba gecesi ölüm-kalım maçında 0-0ın rövanşında deplasmanda Ukraynayı 1-0 yenerek 2010 Dünya Kupası biletini aldı. Türkiye malumunuz Dünya Kupasında yok. Bu başarıda en büyük pay bu futbolculara disiplini, sabrı ve futbolun takım oyunu olduğunu aşılayan Alman teknik direktör Otto Rehhagelindir. Bu başarıda, 9 yıldır Rehhagelde ısrar eden Yunan Futbol Federasyonunun da önemli payı vardır. Bu başarıda, hocalarının istediğini sahada uygulayan, egolarını soyunma odalarında bırakan, sivrilmeyi ikinci planda tutan ve hep koşan futbolcuların payı da teslim edilmelidir. &lt;br&gt;Rehhagel, Yunan milli takımı ile 100üncü maçına çıktı. İstatistikler 52 galibiyet, 22 beraberlik, 26 yenilgi gösteriyor. Dokuz yıl içinde Yunan milli takımı iki defa Avrupa Kupasına katıldı ve birinde kupayı (2004) müzesine götürdü. Şimdi de Güney Afrikadaki Dünya Kupası finallerinde olacak. Herkes bu performans için mucize diyor. &lt;br&gt;Ukraynalı bir gazeteci maç &lt;br&gt;sonrası Alman futbol bilgesine Oynadığınız futbolun kalitesinden memnun musunuz? diye sormuş. Cevap: Kadromuzda Kaka, &lt;br&gt;Messi ve Chavi olsaydı çok daha iyi futbol oynayacaktık. &lt;br&gt;Gerçekçiliğin bu kadarı yani... &lt;br&gt;Komşu bayram ediyor. Darısı &lt;br&gt;Türk milli &lt;br&gt;futbol takımının başına... &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;Atina, Bakü ve Dubai hattından haberler&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bugün Atinada King George Otelinde düğün var. Ünlü oryantal Tanyeli, Yunan sevgilisi Aleks ile dünyaevine girecek. Gelinlik, Osmanlı ve Bizans motifleri taşıyormuş ve Hanedan imiş. Yıllardır Atinaya gider gelir Tanyeli. Başkentin in mekanlarında düzenlenen özel gecelerde sanatını başarıyla icra etmiştir. Yunan televizyonlarına çıktığında da, magazin&amp;nbsp; programlarının vazgeçilmez huyu olan sulu soruları bir güzel geçiştirmiştir. Tanyeliye mutluluklar dileriz. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;8. Uluslararası Türkçe &lt;br&gt;Şiir Şöleni Baküde yapıldı. Geçen yıl hayatını kaybeden Azerbaycanın ünlü şairi Bahtiyar Vahapzadenin anısına ithaf edilen &lt;br&gt;şölene Yunanistandan Batı Trakyalı dostum Dr. Hasan Ahmet katıldı. &lt;br&gt;Türkçe ve Yunanca şiirler yazan Hasan Ahmet, kısa bir süre önce de Gümülcinede Türk ve Yunan arkadaşları &lt;br&gt;ile birlikte yine Azeri şair &lt;br&gt;Elçin İskenderzadenin &lt;br&gt;44 şiirini Yunancaya &lt;br&gt;çevirerek bir kitapta toplamayı başardı. Eşi &lt;br&gt;ressam ve resim öğretmeni olan Dr. Hasan Ahmetın kızı da şair. Sanatçı aile işte. Tebrikler doktor.&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dubaide, krala ait Sardinia otelinin restoranı geçtiğimiz günlerde yılın restoranı seçildi. Onca zenginin yaşadığı, onca lüks mekanın olduğu Dubai gibi bir diyarda yılın restoranı seçilmek kolay iş &lt;br&gt;değil. Mutfağın patronu &lt;br&gt;Gümüşhaneli Ercan Yetim. Kendisiyle üç yıl önce Atinada Royal Olympic Otelinin pastane şefi iken tanışmıştım. Çalışkan, sürekli yeni &lt;br&gt;şeyler öğrenmeye meraklı ve &lt;br&gt;işine dört elle sarılan biri. &lt;br&gt;Tebrikler Ercan...&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 22 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Yorgo KIRBAKİ</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Fri, 20 Nov 2009 11:09:16 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Engin KRATZER - Kortlarda Twitter paniği</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025429.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bahis çetelerinin, sanal ortamdan tenisçiler hakkında tüyo almasından çekiniliyor.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;NBAde yasaklanan twitter çılgınlığı tenis kortlarını da sardı. Her yıl milyonlarca doları kazanan Serena Williams, Maria Sharapova, Jelena Jankovic, Marat Safina ve Andy Roddick dahil yüzlerce tenisçi, fırsat buldukları her an twittera girip, bir şeyler yazıyorlar. Bunların içinde bol bol dedikodu ve özel hayat bilgisi yer aldığı için, tenisçilerin twitter profillerinin en sıkı takipçileri de gazeteciler oluyor. &lt;br&gt;Dünya starları ile ilgili normalde öğrenemeyeceğiniz şeyleri, twitterlarından anında öğrenebiliyorsunuz. Örneğin Andy Roddickin park etme özürlü olduğunu, arabasını park ederken sık sık küçük kazalar yaptığını ve Latte Macchiato kahvesi sevdiğini insanlar twitter profilinden öğrenebildi. &lt;br&gt;Bayanlarda dünya sıralamasının 1 numarası olan Serena Williams ile Maria Sharapova twitterın da kraliçeleri. Özellikle Williams, twitterına günde ortalama 70 tane mesaj yazıyormuş. Ancak tenis organizatörleri, bahis çetelerinin twitter aracılığıyla oyuncular hakkında tüyo alıp almadıkları konusunda tedirgin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;7 yıllık saltanat yıkıldı&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;ULUSAL turnuvalarımızın en önemlisi olan Türkiye Ferdi Tenis Şampiyonası, biraz geç kalınmış olsa da sona erdi. Bayanlarda Çağla Büyükakçay, son 7 yılın şampiyonu Pemra Özgeni devirerek, ilk kez şampiyon olmanın gururunu yaşadı. Çiftlerde dünya sıralamasında 59. sırada yer alan İpek Şenoğlu, turnuvaya, Avustralya Açık öncesi dinlenmek istediğini gerekçe göstererek katılmadı.&lt;br&gt;Erkeklerde ise ATP sıralamasında 159. sırada yer alan Marsel İlhan dahil tüm tenisçilerimiz şampiyonluk için mücadele verdi. Sonuçta İlhan, Ergun Zorluyu yenerek, 4üncü kez Türkiye Şampiyonu oldu.&lt;br&gt;Federasyonun, birinci olanlara 3 bin 500, ikincilere bin 500er TL ödül vermesi, teşvik edici oldu. Ancak bayanların ENKA, erkeklerin Yeşilyurtta oynaması, zaten az olan seyirci sayısını ikiye böldü. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;İlk kadın başkan ve Amerika...&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;TENİS Federasyonu nun kongresi 15 Kasımda yapıldı. Yapılan seçimde, rakibi Güven Olgardan 9 oy fazla toplayan Ayda Uluç, 121 oyla başkanlığa seçildi. Kendisini tebrik ediyoruz. Türk tenisinin ilk kadın patronu olan Uluçun işi zor, çünkü tenisimiz son 12 yıldır beklenen gelişmeyi kaydedemedi. Turnuva ve tenisçi sayımız arttı ancak turnuvalarda sporcularımız 2. turdan yukarı çıkamıyor. Yeni yönetimin, kaybedilen onca zamanı doğru tedbirler alarak telafi etmesi gerekiyor. Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Yapılması gerekenler belli. &lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Engin KRATZER</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 12:44:11 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Altan Tanrıkulu - Bir gol yiyince dağılıyor</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025412.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;DERBİDEN çarpıcı bir skor çıktı ortaya. Mustafa Denizlinin öğrencileri Fenerbahçeyi 3-0la geçerek şampiyonluğa tekrar ortak oldular.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;Denizlinin maç sonu Lig TV mikrofonlarına yaptığı konuşma ise haftanın en çarpıcı sözlerini oluşturuyordu. Denizli, Fenerbahçe iyi bir takım. Ama zaafları var. Bir gol yiyince dağılıyorlar. Onların bu özelliklerinden iyi yararlandık diye konuşarak maçın özetini yaptı. Fenerbahçe önce maçında da Kayserispor karşısında 1-0 öndeyken beraberlik golünü yemiş daha sonraki dakikalarda kendi sahasından daha çıkamamıştı. Denizli, Fenerbahçenin bu zaafını bildiklerini ve oyun sistemini buna göre kurduklarını açık açık söyledi bu kez.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Haftanın Kalecisi&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gençlere örnek&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İlker, Galatasaray maçında ortaya koyduğu performansla gençlere parmak ısırttı. Gençlere diyoruz, çünkü İlker 30 yaşına gelmiş bir file bekçisi. Onun direncine arkadaşları da ayak uydurunca Manisa zor deplasmandan 1 puan çıkarttı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Haftanın Asisti&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İbrahim Üzülmez&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İbrahim Üzülmez önce sol ayağıyla orta yapma niyetlendi, baktı önünde Mehmet Topuz var, topu çekti sağına.. Sonra ceza alına dışına müthiş bir orta yaptı. Finke de haftanın golünü &lt;br&gt;atmak kaldı..&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Haftanın Jokeri&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Michael Fink&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Alex bile itiraf etti. Fink bana adım attırmadı kendi de oynamadı dedi.. Ama o oynamadı denilen Fink öyle bir gol attı ki Alex tipi oyuncuların oyun anlayışlarının tekrar sorgulanması gündeme geldi.. Fink de gidecek mi denilirken yerini sağlamlaştırıp Denizlinin jokeri oldu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Haftanın Bonkörü&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Galatasaray&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Galatasaray kazansa lider olacaktı. İlk yarısını 1-0 önde kapadığı maçta rakibinin uzun otobüs yolculuğu nedeniyle yorgunluğu da vardı. Seyircisi önünde Galatasaray bu avantajları değerlendiremeyenice çok istediği liderliği bir başka haftaya bıraktı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Haftanın Yedeği&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Stelian Giani Kirita&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;12 haftada sadece 22 dakika oynayan Kirita, Gaziantep deplasmanında oyuna girer girmez topla ilk buluşmasında attığı golle Bursasporun zirve yarışını sürdürmesini sağladı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Haftanın Uyarısı&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Faruk Ilgaz&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;F.Bahçenin eski başkanlarından Faruk Ilgaz: Aziz Yıldırım üç yıl üst üste şampiyonluk sözü vererek kendini zora soktu..&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Haftanın Skandalı&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Geçen hafta içinde Larissada kalp krizinden ölen De Nigris için eski kulübü Gaziantepspor tam 15 bin adet maske hazırlatmış. Ama Bursaspor gibi önemli maçta bile tribünlerde 15 bin taraftar gelmediği için maskelerin çoğu elde kalmış.&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Altan Tanrıkulu</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 12:36:51 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Rauf TAMER - Öğretmenim</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025498.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;(24 Kasım yazısı) &lt;br&gt;&lt;br&gt; Onu çok özlüyorum.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;İçimdeki saygıyla karışık o korku hiç eksilmemiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu sütunda yazdığım her yazıyı, önce Ona beğendirmem lâzım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;- Beni okuyor mu acaba?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;İmla hatası yaparım diye ödüm patlıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Onu hiç unutmuyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Siyasi tercihlerime karışmayacak kadar demokrat, inançlarımı küçümsemeyecek kadar laikti o.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;- Acaba beni okuyor mu?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Kırmızı kalemle yine not veriyor mu acaba?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Kaç veriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Fakat söyler misiniz? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Öğretmenler Günü ne demek?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;24 Kasımdan 24 Kasıma senede 1 gün öyle mi? Yoo, en büyük saygısızlıktır bu öğretmenime.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;O&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;bana ömrünü vermiş, gençliğini feda etmiş, gecesini gündüzünü bahşetmiş, belki ailesinden çok bana vakit ayırmış...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Peki ben?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Senede 1 günü lütfedip &lt;b style=&quot;&quot;&gt;24 Kasımdan 24 Kasıma&lt;/b&gt; Onu hatırlayacağım...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Ayıp bu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Böyle özel bir güne ihtiyaç yok.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Eğer Onu 365 gün yüreğinizde hissetmiyorsanız, zaten ödeşemezsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Yok eğer, ille de &lt;b style=&quot;&quot;&gt;senede 1 gün&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;diyorsanız, muhakkak ki&lt;b style=&quot;&quot;&gt; ulusal bir mahçubiyet&lt;/b&gt;tendir...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Haklısınız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Yüzüne bakacak halimiz yok.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Çünkü devletin 86 yıllık ayıbına rağmen o bir gün bile kırılmadı, küsmedi, gücenmedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Affet bizi öğretmenim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Rauf TAMER</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:18:42 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Cengiz ÇANDAR - “Açılım” ve Dersim’le ortaya çıkan Ak Parti ve CHP</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025493.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Şu Açılımın en önemli yanlarından, hatta sonuçlarından biri Türkiyenin siyaset denkleminin, bir başka deyimle siyasi kimliklerinin yeniden ve gerçekçi biçimde tanımlanmasına vesile olması oldu. Öncelikle ve özellikle iktidar partisinin ve ana muhalefet partisinin.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Ak Partisinin siyasi kimliği partinin lideri Tayyip Erdoğanın Açılıma ilişkin konuşmalarından ve açıklamalarından yola çıkılarak yeniden belirleniyor ve yeniden tanımlanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Aynı şekilde, CHPnin siyasi kimliği de Onur Öymen sayesinde, onun Dersim tanımı üzerinden harekete geçen dinamiklerle yeniden tanımlanıyor veya farkediliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Ak Partiye ilişkin yeni algılama özellikle Radikal tarafından yansıtıldı. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, Tayyip Erdoğanın partisinin Kızılcahamam toplantısında Açılıma dair yaptığı konuşmaları Zihniyet Devrimi olarak niteledi. Berkan, Ak Parti liderinin (aynı zamanda Başbakan, malum) seçtiği sözcüklere, yaklaşımına dikkati çekerek, bunun bugüne dek hiçbir merkez sağ partide rastlanmadık cinsten olduğunu vurguladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Gazetenin Ankara Temsilcisi Murat Yetkin ise benzer bir heyecan duygusuyla Tayyip Erdoğanın Sizin hiç evladınız öldü mü, sizin köyünüz yakıldı mı? şeklindeki soru niteliğindeki sözlerin Diyarbakır kamuoyundaki güçlü ve olumlu yankısını aktardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Bana kalırsa, bunlar gecikmeli bir kavrayışı yansıtıyor. Eğer Ak Partinin kuruluşu, 2002 seçim programı,&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;iktidarının ilk yıllarındaki AB doğrultulu- icraat güzergahı- ve Tayyip Erdoğanın kişiliği ön yargılardan arındırılarak doğru okunabilseydi, bu hükümlere çok önceden de pekala varılabilirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;***&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;***&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;İşin ilginç yanı, Tayyip Erdoğanın kendisi de dahil Ak Partililerin önemli bölümü partilerinin siyasi kimliğinin aslında ne olduğunun pek ayırdında sayılmazlardı. Türkiyedeki medya dilinin Soğuk Savaşın bitiminden sonra hükmü kalmamış sağ-sol ayırımına onlar da kapılmışlardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;2002 seçimlerinin hemen sonrasında Kanal 7 Televizyonunda benim katıldığım bir haber saatinde Anchorman Ahmet Hakan idi- Ak Partinin kendisini sağ ve muhafazakar olarak tanımlamasının doğru olmadığını, dayandığı toplumsal kesimlerin ve seçmen tabanının, örneğin Avrupa sol partilerinin dayanmayı ve seçmen olarak tasarladığı kesimler ile benzerlik gösterdiğini söylemiştim. Muhafazakarlık ise Avrupa siyasi terminolojisinde tarihi anlamda aristokrasi arka planına ve burjuvazinin bazı bölümlerinin çıkarlarını temsiline dayandığını, Ak Partinin bunlarla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, tersine devrimci-reformcu konumda yer aldığını da sözlerime eklemiştim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Aynı programa katılan, şimdi olduğu gibi o vakitte de parti liderinin çok yakınında yer alan milletvekili Ömer Çelik, itiraz etmiş, muhafazakarlık tanımında direnmişti. Tayyip Erdoğan da öyle düşünüyordu. Kastedilenin Türkiye ölçeğinde dini duyarlılık olduğunu, muhafazakarlık ile dini duyarlılık sahibi olmanın eş anlamlı algılandığını elbette biliyordum ama Ak Partinin kendisini muhafazakarlık ile tanımlaması, kendisine haksızlık etmenin yanısıra temsil gücü ve siyasi rolünü daraltıcı nitelikte idi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Şimdilerde, Açılımın harekete geçirdiği dinamikler sayesinde Ak Partili olmayanlar tarafından doğru teşhis konulmaya başlandı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Açılımın harekete geçirdiği dinamikler, -şu ara Kürtlerden de daha ön planda Aleviler ve özellikle Kürt Aleviler için- Ak Partinin zihniyet halitasını, söylemini, Türkiye kavrayışını değiştirecek yönde gelişiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Dersim konusu bu anlamda CHPde hasar açmakla kalmadı; Ak Partinin dar çerçevede bir Sünni-Hanefi parti olmaktan çıkartacak ve bir ulusal-modern Türkiye partisi olmasının alt yapısını oluşturmaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Ak Parti, Türkiyenin 81 ilinin 80inden milletvekili çıkaran, bu açıdan tek ulusal parti idi zaten. Ne ilginç bir paradoks ki, Ak Partinin milletvekili çıkartamadığı tek il Tunceli (Dersim yani). Ak Partinin Türkiye harcını oluşturan kimlikler arasında en zayıf olduğu ise Aleviler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Açılım ile açılan Dersim Dosyası, bu denklemi tersyüz etmeye vesile olabileceği anlamda, Türkiye tarihinde belirleyici rol oynayacak önem taşıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;***&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;***&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Açılan Dersim Dosyası, CHP ile Aleviler, daha arka planda ve daha da belirleyici önemde Kemalist ideoloji ile Aleviler arasındaki görüntüdeki Katolik nikahını bozucu bir işlev görüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Alevi toplumumuz içindeki kaynaşma Hafıza-yı Beşere emanet edilemiyor bir türlü ve üzerinden iki hafta geçmesine rağmen durulmuyor. Tersine her geçen gün yeni bir ivme kazanarak, artıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Bu kabaran kaynaşma halinin en çarpıcı göstergelerinden biri, Avrupaya Onur Öymenin kundakladığı yangının itfaiyecisi rolünü üstlenerek giden Kemal Kılıçdaroğluna gösterilen tepkiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Kemal Kılıçdaroğlunun kendisi çok ilginç sayılmaz. O bir prototip. Bugüne dek Alevileri dışlamış rejim ile Aleviler üstelik katliamla ezilmiş Dersimli Kürt Aleviler- arasındaki Alevi kökenli sahte yapıştırıcılardan biriydi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Ona yönelik Alevi başkaldırışı bir bakıma Alevilerin on yıllardır yerleştikleri siyasi konum ve Kemalist ideolojiyle yüzleşmelerinin anlamlı bir başlangıcı sayılabilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Bir ara, Deniz Baykala alternatif olarak projelendirilen Kemal Kılıçdaroğlunun haline bakınız; Deniz Baykal-Onur Öymen hattının, yani bunca yıl Alevilerin desteğiyle esas olarak Alevileri dışlamış, zamanında onlara katliama uğratmış ve bunun sıkıntısını da hiç duymamış bakınız Onur Öymenin TBMM konuşması- rejimin kalkanı rolüne soyundu. Avrupada Aleviler bu rolü yutmadılar, kabullenmediler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Türkiyenin siyasi denklemi radikal biçimde, Dersim üzerinden değişiyor. Herkes onunla birlikte değişiyor. Herkes yerli yerine, üstlendiği sahte kimliklerle değil, gerçek haliyle oturuyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Açılım sayesinde.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Açılım Türkiyeyi olumlu biçimde değiştirmeye başladı bile...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Cengiz ÇANDAR</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 13:04:14 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Yonca TOKBAŞ - Yeşilalıç İlköğretim Okulu</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025491.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Yalnız ve güzel ülkem hiç de yalnız değil aslında. Güzel insanları onu asla yalnız bırakmıyor da ondan ısrarla.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Geçen hafta okurlarımdan biri, bana bir okula yardım çağrısı için yazmıştı; Şanlıurfa daki &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Yeşil Alıç İlköğretim Okulu&lt;/b&gt; içindi hani... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Okurum, benden konuya duyarlılık yaratmamı rica ediyordu ve ben de ondan gelen e-postayı aynen yayınlamıştım ya hani...Hatırladınız değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;İşte size güzel haberlerim var okulla ilgili. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Öncelikle bir açıklama yapmak zorundayım. Daha doğrusu zorunda kaldım. Çünkü bir yanlış anlamayı düzeltmeliyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;İletiyi bana gönderen &lt;b style=&quot;&quot;&gt;sade bir vatandaş&lt;/b&gt;. Okulun bir çalışanı değil, devlet memuru hiç değil, okulun yönetiminden biri de değil. Okulda öğrenci akrabası olan, duyarlı bir vatandaş. O kadar. Kendisinin yeğeni okulda olduğu için okulun halini görüp üzülüyor, bana da bir kuvvet yazıyor. Olay budur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Şimdi size güzel haber!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Kaymakamlık ve Milli Eğitim yazımdan sonra hemen harekete geçip okulu arayıp inşaat olayına el atacağını bildirmiş!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Olayı inanılmaz sıkı takip eden bazı okurlar var&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY:Wingdings;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;J&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;. Bütün bunlar bana sevinçten ağlama hissi veriyor mesela.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Eğer yetkililerden de yazılı bir teyid alabilirsem son gelişmelere dair; kendilerine buradan açıkça teşekkür etmeyi borç ve görev bilirim. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Şimdi,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Bana yüzlerce e-posta ile Ben de varım, biz de varız, ekip kurduk ihtiyaç listesi ve adres bekliyoruz! diyen harika insanlara teşekkür edip onları daha fazla bekletmeden istedikleri bilgileri vermeliyim. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;YEŞİLALIÇ İLKÖĞRETİM OKULU &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Yeşilalıç Köyü&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Viranşehir/Şanlıurfa&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Okulda 300 ilköğretim, 30 yuva öğrencisi var&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Her türlü okul araç gereci; okuma kitapları, kırtasiye malzemeleri, kıyafet, ayakkabı, çorap, okuma seviyelerine uygun kitaplar, spor ayakkabıları, okul çantalarına ihtiyaçları var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Adrese teslim gönderide bulunabilirsiniz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Ayrıca okul binasının; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Çatı, bahçe duvarı, bahçe, Atatürk büstü ve laboratuarı eksik.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Bir kaç firma soruyordu, bu işe el atan olursa haber edin mutlaka, isterseniz yazacağım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Florida dan Çin e... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Danimarka dan Avusturalya ya kadar uzanan bir yardıma hazırız e-posta yağmuruna tutuldum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Mutluyum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Teşekkür ederim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Ben bizden umutluyum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;24 Kasım Öğretmenler günümüzü de bu vesile ile yürekten kutluyorum!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Yonca&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;aracı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Çaresiz kalan dip not: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Gelen okur isimlerini açıklamalıyım, açıklamamı istermisiniz? Banka çalışanlarının hangi bankadan ekip kurduklarını açıklamalı mıyım, reklam şirketinde asistan olan gencecik çocukların bile nasıl uğraştığını anlatmalı mıyım... off millet ama panik kardeşim ne bu böyle.. Kimse ismi duyulsun istemiyor ben anlamadım bu işi! Kimseyi zor durumda bırakmamak için yazmadım ben de! Amma garip olduk biz böyle...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Yonca TOKBAŞ</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 13:03:25 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Mehmet Ali BİRAND - Hem “kollayın” diyoruz sonra da kızıyoruz…</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025486.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Karşı karşıya kaldığımız çıkmazın farkındasınız değil mi? Türk Silahlı Kuvvetlerine 80 yıldır bir görev yüklemişiz. Bütün subaylarımızı, Bizi bölücülere ve irticaya karşı koruyup, kollayın diye yetiştiriyoruz. Onlar da bu görevi ciddiye alıp, iki darbe ve üç dolaylı müdahele ile ülkeye ince ayar yaptılar. Şimdi de, neden bu işlere karışıyorsunuz diye kızıyoruz. Artık karar verelim. Ya subaylarımızı farklı eğitelim veya görev tanımını değiştirelim.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Benim en sevdiğim kitaplarımdan biri &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Emret Komutanım&lt;/b&gt; idi. Bir Türk subayının hangi kesimden geldiğini, daha da önemlisi nasıl eğitildiğini ve muvazzaflık&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;döneminden sonra emekliliğinde nasıl farklı bir dünya ile karşılaştığının anlatıldığı bu kitap için aylarca okullarda, kışlalarda inceleme&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;yapmış, söyleşilerle subay adayları ve komutanların görüşlerini almıştım.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;TSK&lt;/b&gt; ilk defa, içini bir sivile açıyordu.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Karşımdaki kurumun disiplini, eğitimdeki&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kalite ve genç subayların her birinin samimiyeti beni çok etkilemişti.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Nitekim, içlerinden bazıları sonradan çok yakın arkadaşım oldu. &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Emret Komutanım&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir yerde, askerin kendi kendini anlattığı, içini döktüğü&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir kitaptı.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Beni en çok&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;düşündüren yanı ise, liseden başlayarak tüm eğitim sürecinde, o genç&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;komutan adaylarına yüklenen sorumluluktu.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Subaylarımıza inanılmaz bir &lt;b style=&quot;&quot;&gt;ülkeyi kollama&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;ve koruma&lt;/b&gt; bilinci yerleştiriliyor. Ancak bunu &lt;b style=&quot;&quot;&gt;darbe yapma bilinci&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;olarak almamak gerekir. Subay&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;hiçbir zaman darbeci yetiştirilmiyor. Ona yüklenen vatan sevgisi ve vatanı koruma bilinci, müdaheleleri getiriyor.&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu eğitimde iki yöntem izleniyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Biri, kitaplar aracılığı ile, ancak bence en etkili olanı, komutanların sürekli olarak yaptıkları konuşmalarla veriliyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;HER AN BÖLÜNECEK BİR TÜRKİYE GÖRÜNÜMÜ&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Eğitim sürecinde uzun uzun, Türkiye her an bölünebilecek bir ülke olarak gösteriliyor. Bölünme tehlikesi öylesine ağırlıklı&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir yer &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;tutuyor ki, dönem sonunda her subayın kafasında, dokunulsa darmadağın olacak bir Türkiye resmi oluşuyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Peki, bu ülkeyi kim bölecek?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Yanıt, &lt;b style=&quot;&quot;&gt;İç ve Dış düşmanlar&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu durumdan kurtulmanın ise, tek yolu gösteriliyor: &lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Atatürk ilkelerine bağlılık.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu eğitim şekli, 1950-60lardan&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;itibaren NATO kaynaklı yöntemlerin uygulanmasıyla derinleştirildi. Soğuk Savaş döneminde, Komünizme karşı mücadelenin temelini bu eğitim&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;dili oluşturuyordu.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;1950-70 yıllarında komutana yüklenen görev, Türkiyeyi komünizme ve&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;irticaya karşı korumaktı.&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;1980den itibaren&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;komünizm&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kalktı, yerine bir de bölünme tehlikesi (yani Kürtçülük) eklendi. Ancak, temel mesajlar değişmedi.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Dikkatleri çeken nokta, subay adaylarına yüklenen bu &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Komünizm-İrtica-Bölünme&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;tehlikesi korkusunun, sivil eğitimde&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;olmamasıdır.&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sivil eğitimde, çok daha dengeli bir Türkiye resmi çiziliyor. &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Böylesine karanlık bir manzara sergilenmiyor. Dolayısıyla, asker ve sivil arasında, (yani genç bir subay ile hayata atılan bir üniversite mezunu genç arasında) ülkeye bakış açısından büyük bir fark yaratılıyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Askeri lise ve akademiyi bitirmiş olan Komutana verilen mesaj hep aynı: &lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Türkiye büyük bir karmaşa içindedir. İrticacılar ve bölücüler, iç ve dış güçlerle&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;işbirliği yapmaktadırlar. Bu gidişi durduracak tek güç, anayasadan yetki alan ve koruma kollama görevini yerine getirmesi gereken &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;TSKdır. Bu ülkeyi Atatürk kurmuş ve koruyup kollanmasını da sana (subay) emanet etmiştir.&lt;/b&gt;&lt;u&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=&quot;TEXT-DECORATION:none;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;SEN BU ÜLKEYİ KURTARMAKLA SORUMLUSUN&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu eğitimle yetişen subayımız,&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kışlaya adım attığı andan itibaren, kendini sivillerden &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;daha donanımlı, daha üstün, vatanını&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;daha çok seven ve daha namuslu görüyor.&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Atatürk kavramı içine öylesine yerleştiriliyor ki, ona toz kondurmuyor. Hele siyasetçilere hiçbir şekilde güvenmiyor. Onları, tek bir oy uğruna, kişisel çıkar sağlamak için Atatürk ilkelerini görmezden gelebilecek, vatanı da bir asker kadar sevemeyecek bir kesim olarak görüyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu sistemle yetişen askerimiz,. 86 yıllık Cumhuriyetimizin &lt;b style=&quot;&quot;&gt;koruyucu ve kollayıcısı&lt;/b&gt; olarak yönetime&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;iki defa (27 Mayıs 1960- 12 Eylül 1980de) direkt olarak el koydu, üç defa da (12 Mart 1970- 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2006) dolaylı şekilde müdahele etti. Özetle, kendine verilen&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;görevi yerine getirdi.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bugün ise, giderek artan biçimde tepki gösteriyor. &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Sen kendi işinle uğraş. Askerliğini yap. Siyasi iktidara karışma&lt;/b&gt; diyoruz.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Ortada apaçık bir çelişki var.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Ya askerimizin eğitimine ince ayar yapalım, koruma ve kollamadan neyi kastettiğimizi net şekilde ortaya koyalım. Sınırları çizelim veya şikayet etmeyelim.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bölünmek ne demektir?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bunun sınırı nedir?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Demokrasi-İnsan Hakları nerede biter ve bölücülük nerede başlar?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;İrtica nedir?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Sınırları nelerdir?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Artık, işin temeline inme zamanı gelmedi mi?&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;*&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;*&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;*&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TSKNIN GÖREVİ&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1960daki ilk darbesinden sonraki tüm müdahelelerinde hukuki gerekçe olarak kullandığı, İç Hizmet Yasasının 35 inci maddesi şöyledir:&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Mehmet Ali BİRAND</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 13:01:16 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Özdemir İNCE - Öğretmenler Günü</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025482.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;BUGÜN Öğretmenler Günü ama ben öğretmenlerin Öğretmenler Gününü kutlamayacağım, kutlayamayacağım! Türkiyenin YÖK Başkanı, oğlunun matematik öğretmeninin matematik bilmediğini düşünüyorsa öğretmenlerin özel günü kutlanamaz!&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;* * *&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı &lt;b&gt;Yusuf Ziya Özcan,&lt;/b&gt; öğretmenlerin kalitesinin yükseltilmesi gerektiğini belirtirken ilginç bir örnek verdi. &lt;b&gt;Özcan,&lt;/b&gt; Oğlumun öğretmeninin çok iyi matematik bildiğinden emin değilim dedi. &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Türkiye Yazarlar Birliğinin 16. Dönem Yazar Okulu açılış dersini veren &lt;b&gt;Özcan,&lt;/b&gt; YÖKün çalışmalarını anlattı. Mesleki eğitimi geliştirmek adına iki önemli adım attıklarına işaret eden &lt;b&gt;Özcan,&lt;/b&gt; teknoloji üniversitelerinin kurulmasına ilişkin kararın Bakanlar Kurulunda imzalandığını söyledi.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Öğretmenlerin kalitesini yükseltme adına çalışma yaptıklarını dile getiren YÖK Başkanı, ilginç bir örnek verdi: Oğlumun öğretmeninin çok iyi matematik bildiğinden emin değilim. Ben arada sırada bakıyorum mesela bizim zamanımızdan daha niteliksiz hocalar sistemde öğretmenlik yapıyor. Maalesef. Onun için çocuklar başarı gösteremiyor. Seviyeleri tamamen düştü. (Gazeteler, 15.11.09)]&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Cumhuriyet ve devrimleriyle barışık olmayan Türkiye Yazarlar Birliğinde konuşan Başkana güvenmek ve inanmak son derece güç. Öğretmenlerin kalitesini yükseltmek niyetinde ve azminde (!) olan YÖK Başkanı bunun için ne yaptı? İmam hatip mezunlarının canlarının çektiği fakülteye girebilmelerini sağlamak için ulusal eğitimin temel direği Tevhid-i Tedrisat Kanununu rafa kaldırdı. Bundan böyle imam hatip liseleri genel lise haline gelecek ve laik eğitim ve öğretimin cenaze namazı kılınacak. Bunu yapan kim? Prof. Dr. &lt;b&gt;Yusuf Ziya Özcan&lt;/b&gt;! Şimdi kalkmış bize ortaöğrenimin kalitesini yükseltmek için öğretmenlerin kalitesinin yükseltilmesi gerektiğini söylüyor. Ancak Başkanın bu işi nasıl yapacağını bilemiyoruz. Acaba bütün eğitim sistemini İslamileştirerek mi başaracak bu işi? Galiba öyle!&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İlkokulu 1943-1948 yılları arasında okudum. Mersinin Kayatepe İlkokulunda Cumhuriyetin gerçek öğretmenlerini tanıdım. Ardından Mersin Lisesinde okudum. Neredeyse hepsi gerçek üniversite profesörü düzeyindeydiler. İstanbulun, Ankaranınkileri saymıyorum, o yılların Adana, Mersin, Afyon, Erzurum, İzmir Atatürk liseleri sanki birer üniversite idiler. Çünkü öğretmenlerin hepsi özel amaçlı Gazi Eğitim Enstitüsünden, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulundan, Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesinden mezun olmuştular. Sadece öğretmen olmak üzere yetiştirilmişlerdi.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Önce, CHPnin tek parti iktidarının son yıllarında kolu kanadı kırılan Köy Enstitüleri Demokrat Parti iktidarı tarafından tamamen kapatıldı. Öğretmen Okulları özel amaçlarını yitirdi. Sonra bütün Eğitim Enstitüleri ve Yüksek Öğretmen Okulları kapatıldı. Kapatılan okullar Cumhuriyet Devriminin özel amaçlı yatılı okullarıydı.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Ulusal eğitimin düzeyi, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığının, USIADın (ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı) denetimine girmesinden sonra bozulmuştur. ABDde olduğu gibi Türkiyede de &lt;b&gt;ülke için gereken kadro &lt;/b&gt;yetiştiriliyor. Gerisinin canı cehenneme!&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Özdemir İNCE</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:09:45 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Bülent DÜZGİT - Bülent çiziyor</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025402.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;  &lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;img src=&quot;http://www.hurriyet.com.tr/np/9569/9309569.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Bülent DÜZGİT</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 12:32:45 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Mehmet Y. YILMAZ - Gerilim ‘bölünme korkusundan’ kaynaklanıyor</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025399.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;İZMİRde DTP lideri Ahmet Türkü karşılamak üzere oluşturulan konvoyun başına gelenler üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Bazı vatandaşlar konvoya önce sözlü tepki göstermişler. Trafiğin tıkandığı yerlerde bu tepki fiziki saldırıya da dönüşmüş. Gazeteler konvoya balkonlardan yumurta, taş gibi maddelerin atıldığını da yazıyor.&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Bütün işaretler, tepkinin önceden hazırlanmış, organize bir hareket olmadığını gösteriyor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Belli ki tepki kendiliğinden gelişmiş ve bazı kişiler, DTPlilerin gövde gösterisi üzerine &lt;b&gt;galeyana gelmişler&lt;/b&gt;, iş taşlamaya kadar dönüşmüş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Ve bu olay İzmir gibi insanların ülkemizin diğer bölgelerine göre daha hoşgörülü oldukları bir kentte gerçekleşiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Bunun nedeni üzerinde uzun tahliller yapmayı gerektirmeyecek kadar açık:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Hükümetin Kürt açılımı-demokratik açılım politikasını doğru dürüst yönetememiş olması ve DTPlilerin özellikle Habur gösterilerine duyulan tepki!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Başbakan yıllardır bu konu üzerinde çalıştıklarını söylüyor ama ortaya son attıkları &lt;b&gt;açılım&lt;/b&gt; sözünün arkasının yeterince doldurulmamış olması, DTP sözcülerinin sivri açıklamaları toplumda bir &lt;b&gt;bölünme&lt;/b&gt; endişesi yarattı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Açılım sürecini bir arama konferansı yapar gibi yönetmek iyi bir fikir değildi.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Yapılması gereken ortaya somut bir proje ve eylem planı koymak, tartışmanın o çerçeve içinde kalmasını sağlamaktı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;Hükümet, böyle bir planı olmadığı için bunu yapamadı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Gerilimin böyle artması, bundan sonra atılacak adımların çok dikkatli atılması gerektiğini gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Bölünme korkusundan beslenen bir gerilimin çok ciddi patlamalara yol açması olasılığı göz ardı edilmemeli.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;BABa015Fl0131k&quot;&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY:'Times New Roman';LETTER-SPACING:0pt;FONT-SIZE:12pt;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Ama süslü konuşmayı politika yapmak zanneden bir Başbakan bunu nasıl başarır, bilemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY:'Times New Roman';FONT-SIZE:12pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;BABaslik2&quot;&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY:'Times New Roman';FONT-SIZE:12pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Hangi hastalıktan korkacağıma karar veremedim&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;BABaslik2&quot;&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY:'Times New Roman';FONT-SIZE:12pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;SAĞLIK Bakanlığı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;nın &lt;b&gt;Kanserle Savaş Dairesi&lt;/b&gt; aracılığıyla &lt;b&gt;Hacettepe Üniversitesi&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Marmara&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Karadeniz&lt;/b&gt;de yakalanan balıklar ve öteki deniz canlıları üzerine bir araştırma yaptı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Denizlerimizde çokça tutulan balıklar ve midye, kalamar, karides gibi canlılarda &lt;b&gt;ağır metal&lt;/b&gt; analizi yapıldı. Sonuçlar gerçekten ürkütücü! Metal mi yiyoruz, balık mı belli değil.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Analiz sonuçlarını gösteren raporu okuduktan sonra domuz gribinden mi, genetiği değiştirilmiş gıdalardan mı, yoksa deniz ürünlerinden mi daha çok korksam, karar veremedim&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Denizlerimiz sanayi ve evsel atıklar nedeniyle hızla kirleniyor ve kimse de bunu değiştirmek için kılını kıpırdatmıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Dün &lt;b&gt;Milliyet&lt;/b&gt;te &lt;b&gt;Garanti Bankası&lt;/b&gt;nın konuyla ilgili bir girişimini okudum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Evsel atık yağları biriktirenlere kredi kartlarına yüklenecek nakit para &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;ile ilgili bir haberdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Çarpıcı gerçekler var: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Türkiye, Avrupada kızartmalık yağ kullanan ülkeler arasında 3. sırada. Yılda 350 bin ton atık yağ oluşuyor. Atık yağları yeniden kazanmayı ve enerji üretiminde kullanmayı hedefleyen 7 şirket bu atık yağın ancak yüzde 2sini toplayabiliyor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;4442845&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt; numaralı &lt;b&gt;atık yağ toplama&lt;/b&gt; hattına başvuran aile sayısı sadece 1100.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Devletin bu işi ciddiye alıp, toplumu bilinçlendirmesi ve atık yağ toplanmasını teşvik etmesi gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Yemek fabrikalarında, lokantalarda yeteri kadar denetim yapılmadığı için yağlar çok uzun süre kullanılıyor ve adeta &lt;b&gt;zift&lt;/b&gt; yiyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Bir raporda, &lt;b&gt;Türkiyede her yıl yaklaşık 150 bin kişinin kanser olduğunu&lt;/b&gt; okumuştum. Ne kadarı bu tür yağlardan ve atık yağların kirlettiği toprak ve sudan kaynaklanıyor, bilemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;BABaslik2&quot;&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY:'Times New Roman';LETTER-SPACING:0pt;FONT-SIZE:12pt;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Medyanın ve devletin bu işin üzerine gitmesi gerekiyor!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;BABaslik2&quot;&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY:'Times New Roman';LETTER-SPACING:0pt;FONT-SIZE:12pt;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;BABaslik2&quot;&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY:'Times New Roman';FONT-SIZE:12pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Başbakan bozdu, o düzeltmeli!&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;BABaslik2&quot;&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY:'Times New Roman';FONT-SIZE:12pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;SAĞLIK Bakanı Recep Akdağ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;, &lt;b&gt;Dünya Sağlık Örgütü&lt;/b&gt;nün (WHO) bir uyarısına dikkat çekti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;WHO, domuz gribinin aralık ve ocak aylarında bugünkünden daha hızlı yayılacağını bildiriyor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Bakan &lt;b&gt;Akdağ 15 Aralıka kadar vatandaşlarımızı ikna edebilirsek ve önemli ölçüde aşı yaparsak bu enfeksiyonun yayılma hızını kırabiliriz. 15 Ocaktan sonra insanlar istese bile artık aşının bir yararı olmaz&lt;/b&gt; diyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Bakan, 50 yaş altındaki sağlıklı-sağlıksız herkesin domuz gribi açısından risk grubunda olduğuna da dikkat çekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Mesleği hekimlik olan bir bakan var, &lt;b&gt;Aşı yaptırın&lt;/b&gt; diye adeta yalvarıyor, ama vatandaşlar aşı konusunda gönülsüz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;En temel nedeni başta Başbakanın, bu konuda kötü örnek oluşturması!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Onun için Bakanın vatandaşlardan önce Başbakanı ikna etmesi gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 11.35pt 0pt 0cm;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot; lang=&quot;EN-US&quot;&gt;&lt;br&gt;Başbakan çıkıp Aşı yaptırın, ben de olacağım demediği sürece, aşıya yarattığı güvensizliği değiştirebilmek artık mümkün değil.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Mehmet Y. YILMAZ</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:08:32 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Sedat Ergin - Koramiraller cinayet şebekesi yönetir mi?</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025356.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;KORAMİRAL Ahmet Feyyaz Öğütçü, geçen ağustos ayında yapılan Yüksek Askeri Şûraya (YAŞ) kadar Kuzey Deniz Saha Komutanı olarak görev yapıyordu.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Koramiral &lt;b&gt;Öğütçü, &lt;/b&gt;YAŞta oramiralliğe terfi edebilmiş olsaydı, Donanma Komutanı görevine atanacak, bu atama da kendisini 2011 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı makamına taşıyacak yolun önünü açacaktı. YAŞ bir başka koramirali terfi ettirince, &lt;b&gt;Öğütçü &lt;/b&gt;kadrosuzluktan emekliye ayrıldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Koramiral &lt;b&gt;Kadir Sağdıç,&lt;/b&gt; bu rütbeye 2008 yılı YAŞında terfi etti ve geçen ağustos ayında Güney Deniz Saha Komutanı olarak İzmire gitti. Ayrıca, bugünkü konumu itibarıyla gelecekte Deniz Kuvvetleri Komutanlığına da aday bir isimdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Tuğamiral &lt;b&gt;Mehmet Fatih İlğar &lt;/b&gt;ise bu rütbeye 2008 YAŞında terfi etti. Tuğamiral &lt;b&gt;İlğar,&lt;/b&gt; halen Çıkarma Gemileri Komutanı olarak Foçada görev yapıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:14.15pt 0cm 8.5pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.1pt;&quot;&gt;CİNAYET HÜCRELERİNİN &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.1pt;&quot;&gt;BAŞINDA 2 KORAMİRAL Mİ?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.1pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Taraf Gazetesi, geçen hafta &lt;b&gt;Kod Adı Kafes&lt;/b&gt; manşetiyle verdiği bir haberde, Ergenekonun Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içindeki uzantısı olduğunu öne sürdüğü gizli örgütlenmeye ilişkin bir liste yayımladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Gazetenin haberine göre, geçen nisan ayında başlayan Poyrazköy bombaları soruşturması çerçevesinde emekli Binbaşı &lt;b&gt;Levent Bektaş&lt;/b&gt;ın ofisinde polis tarafından yapılan aramada, &lt;b&gt;Kafes Eylem Planı&lt;/b&gt; adında bir gizli belge ele geçirildi. Taraf, bu belgenin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içinde suikast timleri de barındıran illegal bir örgütlenmeyi gün ışığına çıkarttığını yazdı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Tarafın iddiasına göre, bu organizasyonun içindeki hücrelerin başında iki koramiral ve bir tuğamiralden oluşan bir Danışma Kurulu bulunuyor. Başkanlığını geçen YAŞta emekliye ayrılan Koramiral &lt;b&gt;Öğütçü,&lt;/b&gt; yardımcılığını Koramiral &lt;b&gt;Sağdıç &lt;/b&gt;ve üyeliğini de Tuğamiral &lt;b&gt;İlğar &lt;/b&gt;yapıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Gazetenin yayımladığı listede, çoğu halen görevde olan 41 subay ve astsubay yer alıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:14.15pt 0cm 8.5pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.1pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ÇOK AĞIR İDDİALAR&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Bu planda, organizasyonun AKP üzerinde iç ve dış baskı yaratılması için bir dizi cinayet ve tedhiş eylemi gerçekleştireceği, bu amaçla&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;gayrimüslimler üzerinde korkutucu propaganda icra edeceği, ev, işyeri ve araçlarını kundaklayacağı ileri sürülüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Neresinden bakılırsa bakılsın, bunlar son derece ciddi iddialar. Buna göre, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının bazı eski ve yeni üst düzey komutanları aslında bir cinayet ve tedhiş organizasyonunun elebaşılarıdır. Ergenekon savcılarının mesailerini son günlerde bu iddialar üzerinde yoğunlaştırdığı anlaşılıyor. Başbakanlık, eleştirel bir açıklamayla habere &lt;b&gt;soruşturmanın gizliliği ve masumiyet karinesinin ihlali&lt;/b&gt; tepkisini verirken, Genelkurmay Başkanlığı da gazete hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Kuşkusuz, bir askerin&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;koramiral rütbesine yükselmiş olması, onun suç işlemeyeceği, illegal bir organizasyon kurmayacağının kanıtını oluşturmaz. Ayrıca, hakkında ciddi şüpheler varsa, hangi rütbe ya da unvan sahibi olursa olsun her kamu görevlisinin soruşturulması esastır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Ayrıca, Poyrazköyde toprağa gömülü olarak bulunan lav silahları ve patlayıcılar da bize pekâlâ Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içinde kötü niyetli bazı yapılanmaların bulunduğunu gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:14.15pt 0cm 8.5pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.1pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;GERÇEK 2 OLASILIKTAN BİRİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.1pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Poyrazköy soruşturması çerçevesinde bugüne dek Deniz Kuvvetleri Komutanlığında subay ve astsubay düzeyinde toplam 38 asker sorgulanmış, 31i ya savcılık ya da hâkim sorgusu aşamasında serbest bırakılmış, bazıları da sonradan terfi etmiştir. Poyrazköy soruşturmasından tutuklu Deniz Kuvvetleri personelinin sayısı 7dir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Karşımızda iki olasılık bulunuyor. Bunlardan birincisi, Taraf Gazetesinin ileri sürdüğü gibi komutanların bizzat bu yasadışı tedhiş örgütlenmesinin içinde yer almış olmasıdır. Bu, çok vahim bir durum yaratır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:#f5a824;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;İkinci olasılık ise iddiaların asılsız çıkmasıdır. Bu da daha az vahim değildir. Bu durumda, amiraller ve diğer subay ve astsubaylar kamuoyu karşısında tedhişçi olarak takdim edilmiş olmanın getirdiği bir mağduriyeti yaşamış olurlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MEMetin&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;TEXT-INDENT:0cm;&quot;&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;FONT-SIZE:12pt;COLOR:#f5a824;FONT-FAMILY:'Times New Roman';LETTER-SPACING:0pt;&quot;&gt;* &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;FONT-SIZE:12pt;FONT-FAMILY:'Times New Roman';LETTER-SPACING:0pt;&quot;&gt;Gerçeğin nerede olduğunu görebilmemiz için savcıların soruşturmayı hızlandırıp bir an önce sonuçlandırmalarında yarar var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Sedat Ergin</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 12:23:52 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Oktay EKŞİ - Utanırlarsa...</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025340.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;BU da yeni âdet oldu. En demokrat geçinen kalemlere bakıyorsunuz, kendileri gibi düşünmeyenleri, olayları kendilerinden farklı şekilde değerlendirenleri ya darbeci olarak nitelendiriyorlar yahut da -şimdi moda ya- askerlerin uşağı olmakla suçluyorlar. Artık kimseye andıççı demiyorlar. Çünkü andıççılığın bin beterini onlar yapıyor.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Galiba önceki gündü. Bir gazete, kendisinin tüm öteki gazeteleri atlatarak verdiği haberin, ertesi gün veya bir sonraki gün, başka bazı gazetelerde yer almamasını nerdeyse ağır bir suçmuş gibi sunuyordu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bizim bildiğimiz gazetecilikte başkalarını &lt;b&gt;atlatma&lt;/b&gt; yani onlarda bulunmayan bir haberi verme, iyidir, başarıdır. Gazeteci bu başarısıyla iftihar eder. Onunla da kalmaz. Yeni atlatmaların ardına düşer. Bulursa yeni başarısı nedeniyle tekrar mutlu olur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Zaten gazeteciliğin en keyifli tarafı da budur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ama bu keyif, başkalarını &lt;b&gt;Sen neden o haberi alıp yayımlamıyorsun? &lt;/b&gt;suçlamasına yol açmaz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sen yayımlarsın, ben yayımlamam.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sana ne?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bizim bildiğimiz&lt;b&gt; demokrat&lt;/b&gt;lığın temel ölçüsü, başkalarını kendi tercihlerinde serbest bırakmaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hayır! Bunlar gibi düşünmezsen, &lt;b&gt;darbeci&lt;/b&gt;sin. Bunların korosuna katılmazsan, en azından&lt;b&gt; ulusalcı&lt;/b&gt; (keşke onlar da ulusalcı olsa) yahut &lt;b&gt;postal yalayıcı&lt;/b&gt; sayılıyorsun.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hani &lt;b&gt;demokrasi çoğulculuk üzerinde yaşayan bir rejim&lt;/b&gt; idi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bir de &lt;b&gt;cesaret&lt;/b&gt; tafrası satmazlar mı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu babayiğitler çok değil on sene önce neredeydi? Şimdi üzerine çemkirdiklerinin gölgesine selam durdukları günleri unuttuk mu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Biliyorsunuz son zamanlarda &lt;b&gt;Deniz Albayı Dursun Çiçek&lt;/b&gt;le bağlantılı iki &lt;b&gt;ihbar mektubu&lt;/b&gt;ndan söz edildi. İddiaya göre bunları postaya veren kişi aynı mektupları &lt;b&gt;Savcılıktan &lt;/b&gt;ayrı olarak &lt;b&gt;Cumhurbaşkanı&lt;/b&gt;na&lt;b&gt; ve Başbakan&lt;/b&gt;a&lt;b&gt; &lt;/b&gt;da göndermişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hem bu sözü ciddiye aldılar hem de söz konusu mektupları çarşaf çarşaf yayımladılar. Hem de &lt;b&gt;Acaba bu sahte bir mektup mu? &lt;/b&gt;demeden.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ama hâlâ ne &lt;b&gt;Savcıya &lt;/b&gt;gelen bir mektup var, ne de &lt;b&gt;Cumhurbaşkanı&lt;/b&gt; veya &lt;b&gt;Başbakan&lt;/b&gt;a!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Biz bir tarihte kaynağı resmi makam olan bir habere dayanarak, &lt;b&gt;Basında PKK ile işbirliği yapan hangi alçak varsa tanıyalım&lt;/b&gt; dedik diye, kıyametleri kopardılar. Kaynağın bizi aldattığını anlayınca o olayda mağdur edilen meslektaşlarımızdan kaç kere özür diledik. Ama hâlâ, &lt;b&gt;Sen alçakları tanıyalım, başlıklı makaleyi yazmamış mıydın? Nasıl gazetecisin? O haberin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı sorulmaz mı? &lt;/b&gt;diyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;A insafsızlar... Aylardır -özellikle &lt;b&gt;Ergenekon &lt;/b&gt;soruşturması bağlamında- yazmadığınız yalan, etmediğiniz iftira kalmadı. Bunlar &lt;b&gt;andıçın bin beteri&lt;/b&gt; diye bir kere olsun düşündünüz mü? Bunca yalan ve iftira nedeniyle bir kere olsun mağdur ettiğiniz insanlardan özür dilediniz mi? Hepsini bir kenara bırakın sırf &lt;b&gt;Van &lt;/b&gt;&lt;br&gt;Üniversitesi Rektörü &lt;b&gt;Yücel Aşkın&lt;/b&gt;a attığınız iftiralar yüzünden bir saniye olsun yüzünüz kızardı mı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Oktay EKŞİ</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:12:10 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Ertuğrul ÖZKÖK - Etiler’in ahlakı kimden sorulur</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025334.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;RTÜK Başkanı Prof. Davut Dursunun şu sözlerini, gazetelerin birinci sayfasındaki spotlarda okuyunca tahmin edemeyeceğiniz kadar öfkelendim.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Cümle aynen şöyleydi:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Toplumun milli manevi değerleriyle, Etilerde oturanların değerleri aynı mı?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;İşte &lt;b&gt;Hayat tarzı farklı insanların ahlaksız olduğunu düşünen bir kafa daha&lt;/b&gt; dedim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ama bir dakika...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Prof. &lt;b&gt;Dursun&lt;/b&gt;a hemen haksızlık etmeyeyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Çünkü o cümlenin devamı da var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;RTÜKte 9 üye bir ahlaki ilke üzerinde uzlaşamıyoruz. Bütün toplumun ortak ahlaki ilkesini nasıl bulacağız?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu iki cümleyi birlikte okuduğunuz zaman, birinci sayfa spotlarına giren ilk cümlenin yarattığı öfke düşmüyor mu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Çünkü &lt;b&gt;Şu toplumun milli manevi değerleriyle, Etilerde oturanların değerleri aynı mı &lt;/b&gt;sorusunun mantıki bir temeli var.&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Cümleyi tek başına aldığınız zaman bundan feci bir &lt;b&gt;ahlaki ayrımcılık &lt;/b&gt;anlamını çıkarabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Ama hemen onun yanındaki öteki cümleyle birlikte okuduğunuz zaman, yapılan işin zorluğunu anlatan bir &lt;b&gt;saptama cümlesi &lt;/b&gt;haline geliyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Yine de bu cümle üzerinde durmalıyız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Özellikle de &lt;b&gt;toplumun milli manevi değerlerinden &lt;/b&gt;söze edilmesi üzerinde.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ben eskiden beri &lt;b&gt;milli menfaat&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;toplumun milli ve ahlaki değerleri &lt;/b&gt;gibi kavramlardan çekinirim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Soğuk Savaş yıllarında &lt;b&gt;ülke menfaati&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;milli menfaat &lt;/b&gt;gibi kavramların ne kadar keyfi kullanıldığını yaşayarak gördük.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu tür keyfi kavramların ne kadar tehlikeli olduğunu da gördük.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Çünkü &lt;b&gt;gücü eline geçiren&lt;/b&gt; elit, bu kavramları dünyanın en baskıcı rejimini yaratmak için kullanabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Bana göre, &lt;b&gt;tarif etme &lt;/b&gt;hakkını sadece kendinde gören hiç kimse veya zümre demokratik olamaz.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Türkiyede güzel şeyler oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bunu ben de kabul ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Kürt kökenli vatandaşlara&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; bu çağa yakışan hakların verilmesi için başlatılan çabalar, her türlü övgüyü hak ediyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Geçmişe ait bazı kötü olayları, resmi tarihin baskısından kurtarmak için atılan adımlar da öyle.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Dış politikada kimini çok başarılı bulduğum, kimini gereksiz sertleşme ve meydan okuma olarak gördüğüm, ama netice itibariyle olumlu birçok gelişme var.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ama aynı Türkiyede, bir yandan da, askeri rejim dönemlerinde bile yaşamadığımız gaddarca uygulamaların başladığını görüyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu gelişmeler sırasında yeterince üzerinde durmadığımız çok tehlikeli ve baskıcı bir eğilim üzerinde durmalıyız. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Türkiyenin üzerinde giderek artan bir &lt;b&gt;düşünce terörü&lt;/b&gt; tehlikesi dolaşmaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Buna bir &lt;b&gt;tarif istibdadı &lt;/b&gt;da diyebilirsiniz.&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Eğer gerçek anlamda bir demokrasiye sahip olmak istiyorsak, demokrasinin ortak kavramlarını, belli bir zümrenin &lt;b&gt;tarif istibdadından &lt;/b&gt;kurtarmamız lazım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Kendine liberal diyen bazı insanların &lt;b&gt;Demokrasinin tarifi budur, bunun dışında düşünen herkes Ergenekoncudur, askercidir, faşisttir &lt;/b&gt;dediği bir &lt;b&gt;yeni güç nizamına &lt;/b&gt;kusura bakmasın ama ben kendi payıma demokrasi diyemiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Milli ahlak ve değerin&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; ne olduğunu sadece siz tarif edeceksiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Demokrasinin &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;ne olduğunu tarif etme hakkını sadece kendinizde göreceksiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Değişimin &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;ne olduğunu, nelerin ve hatta inanılmaz bir pervasızlıkla, kimlerin değişmesi gerektiğini &lt;b&gt;tek seçici &lt;/b&gt;olarak sizler tayin edeceksiniz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sizin istediğiniz haberi vermedi diye öteki gazeteleri ve gazetecileri anında &lt;b&gt;Ergenekoncu &lt;/b&gt;ilan edeceksiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ve bu hakkı da sadece kendinizde göreceksiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Yani siz hep &lt;b&gt;hesap sorucu &lt;/b&gt;ve &lt;b&gt;ihbar edici &lt;/b&gt;olacaksınız.&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ve gammazcılık üzerine kurulu bu değişimin demokrasi olduğunu &lt;b&gt;iddia etme&lt;/b&gt; hakkı da sadece sizde olacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sizce bu rejimin adı nedir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Yeni demokrasi nizamı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Ertuğrul ÖZKÖK</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:11:08 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Hadi ULUENGİN - Kafes</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025237.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;MALÛM, Türkçede kafese koymak diye bir ifade vardır. &lt;br&gt;&lt;br&gt; Kişiyi tuzağa düşürmek anlamına gelir. Edilgen şekli de kafese girmektir.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Yani, hileyle, dümenle, daleveraya kandırılmış olan şahıs kafese girmiş sayılır.&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Ve her kafes esaretle özdeşleşir! Çünkü her kafes özgürlüğün zıddıdır! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Hayvanat bahçesindeki kaplan, kuş şakımasında kanarya veya akvaryumdaki balık pusuya düşürüldüğü için kafese girmiştir ve o andan itibaren de hürriyetinden kopartılmıştır.&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;UZATMAYAYIM, girizgâhı niçin kafes sözcüğüyle yaptığımı herhalde anladınız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Çünkü, Taraf Gazetesi, geçen hafta hayati bir belge daha yayınladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Buna göre de, eğer iddia doğruysa, şimdiye dek TSK bünyesinde halk iradesine karşı tezgâhlanmış tüm komploların en korkuncu olduğu anlaşılan bir kumpas daha düzenlenmiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ve onu hazırlayan Bahriye Cuntası bu operasyonu Kafes kod adıyla vaftiz etmiş. Tabii yine eğer iddia doğruysa, içinde neler yok ki!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Poyrazköyde gizlenmiş silahları kullanarak gayr-ı Müslimleri katledip cinayetleri dincilerin (!) üzerine atmak girişiminden tutun da, Koç Sanayi Müzesindeki denizaltıda bomba patlatıp ülkede gerilim tırmandırmak stratejisine; Tarafta isim veya rumuzları teker teker sıralanan subaylar gerçekten inanılmaz ölçekte melun bir kafes ağı örmüşler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Belli, bu zabitler kafese koymak tabirinin ötesinde, semtinde yetiştikleri Kasımpaşa argosunun mandepsiye getirmek ve tufaya bastırmak deyimlerini de biliyorlar.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;OYSA Genelkurmay Sözcüsü cuma günkü basın brifinginde isim vermeden, Taraf gazetesinin haberi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Ancak dikkat, sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali, önce kağıt parçası denilen fakat sonra ıslak olduğu anlaşılan imzadaki türden kesin bir yalanlama getirmedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Zaten soruların çoğunu yanıtlamayan sözcü general kafes belgesinin varlığına hiç değinmedi ve suç duyurusunu, mahkeme belgesinin basına sızmış olmasıyla irtibatlandırdı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Başka bir deyişle, öze değil usule ilişkin itirazla yetindi veya yetinmek zorunda kaldı.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;ÖTE yandan, velev ki henüz bir iddia olarak kalsın ve velev ki eleştirdikten çok kısa bir müddet sonra kendisi de atıfta bulunmak ihtiyacını hissetsin, aynı Kafes planının ortaya çıkartılması, kurumlar yıpratılmak isteniyor gibi çok statükocu bir ifadenin arkasına sığınan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından da pek hoş karşılanmadı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ve buradan hareket edersek, benim naçizane yorumum şudur:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Öyle anlaşılıyor ki AKP lideriyle, TSKyı cuntalardan temizlemeye samimiyetle söz vermiş; her halükarda da darbe girişimlerine kapıyı kapatmış Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ arasında, modus vivendi denilen tarzdan zımni bir mutabakat mevcuttur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Dolayısıyla da, pragmatizmi öne çıkartan ve başta Kürt açılımı, demokratikleşme atılımındaki engelleri asgariye indirmek isteyen Erdoğan, Başbuğun manevra sahasını sınırlayacak veya onun prestijini daha da düşürecek yeni gelişmeler arzulamamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Olabilir ve güç dengelerini tartmak açısından da anlaşılabilir bir yaklaşımdır.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;OLABİLİR ama ortada bir de her türlü siyasi pragmatizmi aşan Kafes iddiası var:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hem esaretçi zihniyetin, hem de suç olgusunun en katmerlisini oluşturuyor.&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;O halde nihai sorun etiktir! Ahlakidir! Hukukidir! Mesele, dehşet yöntemlerle bizi kafese koymaya yeltenmiş olanlara göz yumulup yumulmayacağı noktasına odaklanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ve yummak, tekrar o kafese girmek alıklığını kabullenmek anlamına gelecektir! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Hadi ULUENGİN</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:16:33 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Yalçın BAYER - Öğretmenlik ayaklar altında</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025232.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;24 Kasım Öğretmenler Günü&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;ÖĞRETMENLER Günü, biz Türkiye öğretmenlerine tarihsel görevlerimizi hatırlatıyor. 150 yıllık geçmişi olan modern Türkiyenin öğretmenliği, Batıdaki öğretmenlikten farklıdır ve Türk ulusal devrimiyle, çağdaşlaşma ve halkçılıkla özdeşleşmiştir.&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;Amerikancı askeri darbeler ve ardından yürürlüğe konulan küreselleşmenin öldürücü darbeleri, &lt;b&gt;Türkiye &lt;/b&gt;öğretmenini tarihsel görevinden uzaklaştırmada oldukça mesafe almıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Öğretmen sendikacılığı parçalı bir haldedir ve bu durum ne yazık ki, öğretmenlerin kendi sorunlarında bile birlikte hareket etmesini önlemektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bağımsızlığına düşkün, aydınlanmış ve halkçı kuşaklar yetiştirilmesinde öğretmenlerimiz birinci derecede etkili olmuşlardır. Onların bu görevi, içinde bulunduğumuz sisli ortamda da bütün ağırlığı ile sürmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Her siyasi ve ekonomik koşul altında, &lt;b&gt;Türkiye&lt;/b&gt; halkına ve onun çocuk ve gençlerine karşı görevlerini bir an bile duraksamadan yerine getiren öğretmenlerimizin bu görevi en iyi biçimde tam bağımsız bir &lt;b&gt;Türkiye&lt;/b&gt;de yerine getirecekleri açıktır. Onların ezici çoğunluğunun özlemi, &lt;b&gt;Türkiye&lt;/b&gt; halkının birlik halinde, demokrasi içinde yaşaması ve refahıdır. Okula gidemeyen tek bir çocuğun kalmaması, her çocuğun eğitim fırsatından eşit olarak yararlanması ve eğitimde ulusal programların uygulanması &lt;b&gt;Türkiye &lt;/b&gt;öğretmeni için büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır. Artık herkes kabul etmektedir ki, öğretmen yetiştirme düzenimiz bir çıkmaz içindedir. Öğretmen yetiştirmede &lt;b&gt;Avrupa&lt;/b&gt;daki modelleri &lt;b&gt;Türkiye&lt;/b&gt;ye ithal etmek bu sorunumuzu çözmeyecektir. Sorunun kaynağı, sistemin ülkü eri öğretmen yetiştirmekten gitgide uzaklaşmış olmasıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bize özgün ve büyük bir miras bırakmış olan öğretmenlerimizi saygıyla ve minnetle anıyoruz. Onlardan aldığımız meşaleyi gelecek öğretmen kuşaklarına emanet edinceye kadar kararlılıkla taşımaya söz veriyoruz.&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;Zeki SARIHAN-Ulusal Eğitim Derneği Genel Başkanı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.35pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Gazetecilere kitlesel susturma&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.35pt;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;TGC&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;nin &lt;b&gt;100 Yılda Öldürülen 61 Gazeteciyi Anma Toplantısı&lt;/b&gt;nda Milliyet yazarı &lt;b&gt;Nail Güreli&lt;/b&gt; Dün muhalif gazeteciler sesleri kesilmek için tek tek öldürülüyordu. Bugün ise gazeteciler öldürülmüyor; buna gerek kalmadı; çünkü gazeteciler ekonomik, sosyal ve siyasal baskılarla kitlesel olarak susturuluyor diye konuştu.&lt;b&gt;DSP&lt;/b&gt; İstanbul Milletvekili &lt;b&gt;Süleyman Yağız&lt;/b&gt; buna karşılık Başbakana soruyor: Bu görüşü nasıl değerlendiriyorsunuz. Gazetecilerin üzerlerindeki baskıların ortadan kaldırılması ve gerçek bir basın özgürlüğünün sağlanması için çalışmanız var mı? Gazetecilere bu konuda nasıl bir mesaj vermek istersiniz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.35pt;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.4pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Devlet, devletten davacı olabilir mi?&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.4pt;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;GÜNCEL Hukuk&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt; Dergisi Genel Yayın Koordinatörü Av. &lt;b&gt;Fikret İlkiz&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Devlet, devletten davacı olmalıdır&lt;/b&gt; diyor. egedesonsoz.comdaki ilginç yazısında &lt;b&gt;İlkiz,&lt;/b&gt; yargı organlarının devletin bir parçası olması nedeniyle özellikle telefonları dinlenen yargıç ve savcıların devlete karşı özel yaşamları ihlal edildiğinden, dinlendikleri için dava açmaları gerektiğini, nitekim, &lt;b&gt;Danıştay&lt;/b&gt;ın kararı &lt;b&gt;Anayasa&lt;/b&gt;nın idare makamları ile birlikte yargıyı da kapsadığının karara bağlandığını vurgulayarak şöyle diyor: O halde devlet kavramı yargı organını da kapsadığına göre, hâkim ve savcıların telefonlarının dinlenmesi ile ortaya çıkan yalın gerçek şudur: Devlet, devleti dinlemiştir. (Danıştay 10. Dairesinin Esas No: 2009/5891, Karar No: 2009/7313 ve 01.07.2009 tarihli kararı.)&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;Anayasanın 40. maddesine göre, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makamlara geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Bu nedenle hâkim ve savcıların uğradıkları mağduriyetten dolayı, özel yaşamlarının ihlaline neden olan savcı ve hâkimlerden ve Adalet Bakanlığı müfettişlerinden, yani devletten davacı olma hakları vardır. Davacı olmayı istemeleri onların anayasal hakkıdır. &lt;b&gt;Korku yenilir, çünkü korku korkaktır&lt;/b&gt; diyen &lt;b&gt;Fikret İlkiz, &lt;/b&gt;hukukla ilgili ilginç tartışma ve görüşlerin yer aldığı &lt;b&gt;Güncel Hukuk&lt;/b&gt;un aralık sayında Hukuka aykırı dinlemeler ve &lt;b&gt;Felaketler&lt;/b&gt; (sel, deprem gibi..)&lt;b&gt; karşısında devletin sorumluluğu&lt;/b&gt; konularında çarpıcı yorumların yer alacağını söylüyor. &lt;b&gt;(guncelhukuk.com.tr)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.4pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Avrupada gene kurban kandırmacası başladı&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.4pt;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;ALMANYA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;da bütün birikimlerini yeşil sermayeye kaptırdığından şu anda&lt;b&gt; temizlikçilik &lt;/b&gt;yapmak zorunda kalan &lt;b&gt;Hanefi Doğan &lt;/b&gt;(Kefenli amca)&lt;b&gt;, &lt;/b&gt;yine feryat ediyor:&lt;b&gt; &lt;/b&gt;Uyarıyorum... Türk televizyonlarının &lt;b&gt;Avrupa&lt;/b&gt; kanallarını izleyen var mı? Sürekli &lt;b&gt;kurban&lt;/b&gt; reklamı yapılıyor; vatandaşlarımız yine kandırılmak isteniyor. Özellikle de &lt;b&gt;vekâleten&lt;/b&gt; kurban kesiminde...&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;Malum bazı &lt;b&gt;yardım&lt;/b&gt; dernekleri, 39 Eurodan 100 Euroya kadar kampanya yürütüyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ben Kombassan mağduruyum, nasıl kandırıldığımızı, soyulduğumuzu yıllardır kamuoyuna anlatmak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Türk bakanlar, çeşitli heyetler Almanyaya geldiğinde &lt;b&gt;kefen&lt;/b&gt; giyip protesto gösterileri yapıyorum. Ama &lt;b&gt;yeşil sermaye&lt;/b&gt; mağdurları, bu tepkimin anlamını hâlâ anlamak istemiyor. Onlara çağrıda bulunuyorum:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Türkiyede şu anda kurban kampanyası olarak &lt;b&gt;Türk Silahlı Kuvvetleri&lt;/b&gt;nin &lt;b&gt;Mehmetçik Vakfı&lt;/b&gt; dışında hiçbir yere vekâletle kurban bağışı yapmasınlar. Afganistan, Somali diye kandırılmasınlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;Biliyor musunuz&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;* MHP &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;Uşak İl Başkanı &lt;b&gt;Metin Deniz Savaş&lt;/b&gt;ın, 10 Kasımda şehir içi yolcu taşımacılığı yapan 20 minibüsün arka camlarında yazan &lt;b&gt;Ne mutlu Türküm diyene&lt;/b&gt; yazısı ve Türk bayraklarının trafik polisleri tarafından 61er lira para ceza kesilerek kaldırıldığını söylediğini...&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;* UFUKTAN &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;güneş doğuyor sloganıyla kendilerini deklare eden &lt;b&gt;Ezilenlerin Sosyalist Partisi Girişimi&lt;/b&gt;nin ocak ayında kurulacağını ve başkanının kadın, eşbaşkanının erkek olacağının açıklandığını...&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;GÜNÜN SÖZÜ&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;Hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar&lt;b&gt; &lt;/b&gt;etmenin anlamı yoktur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.05pt;COLOR:black;&quot;&gt;(Sartre) &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Yalçın BAYER</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:14:50 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Enis BERBEROĞLU - Bir irtica yazısı</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025230.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bakanlar Kurulu, Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu üzerinde çalışıyor. Muhtemeldir ki, tasarı Kuran kurslarında yaş sınırını düşüren maddesi nedeniyle kamuoyunda tartışma yaratacak.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Bugün işin o bölümüne girmeyeceğim. Onun yerine yeni cami yapım aşamasını düzenleyen maddeyi eleştireceğim. Hürriyet TBMM Büro Şefi &lt;b&gt;Nuray Babacan&lt;/b&gt;ın haberleştirdiği yasa tasarısına göre;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:#006fb8;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Yeni cami inşaatı için Diyanet tarafından arazi tahsis edilecek. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:#006fb8;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Camilere Hazine arazisi verildiği için, mülkiyeti Diyanete ait olacak. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:#006fb8;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Camilerin altına otopark, dükkân yapılıp gelir elde edilemeyecek. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:1.45pt 0cm;VERTICAL-ALIGN:middle;TEXT-ALIGN:center;&quot; align=&quot;center&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Belli ki&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt; mevcut uygulama hataları en aza indirilmeye çalışılıyor. Şöyle ki;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:#006fb8;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Çok yakın ve cemaatsiz camilerin yarattığı israfın önüne geçilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:#006fb8;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Cami sayesinde ticaretten nemalanma ayıbından dönülür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Ama asıl sakınca aynen devam eder. Camilerin devletleşmesi Türk tipi laikliğin en büyük kusurudur. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Çünkü devlet ibadethaneler arasında zaten ayrım yapıyor. Sadece Sünni Müslümanlara din adamı yetiştiriyor, yalnızca cami giderlerini karşılıyor. Şimdi bir de mülkiyetini üstlenecek. El insaf!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:1.45pt 0cm;VERTICAL-ALIGN:middle;TEXT-ALIGN:center;&quot; align=&quot;center&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Oysa&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt; madem ki yeni yasa çıkartılıyor, bari bu hatadan dönülsün. Camiler Diyanet yerine Vakıflara bırakılsın. Mümkün mü, önerim en azından maddi açıdan gerçekçi mi, aşağıdaki rakamlara bakıp karar verin lütfen:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:#006fb8;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Türkiyede 41 bin 720 adet mazbut vakıf var, devlet yönetiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:#006fb8;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;288 tane mülhak vakfın yönetimi devlet gözetimi şartıyla ailelerde.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:#006fb8;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;161 adet cemaat vakfı ile 4 bin 500e yakın yeni vakfı da ekleyin. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Bu vakıfların mal varlığını kısaca özetleyelim. 15 bin 393 bina, 47 bin 126 arsa, 24 bin 592 arazi, 174 bin 72 tarla, 19 bin 814 bağ-bahçe, 9 bin 45 orman alanı, 7 bin 220 orta malı. Yani bırakın Türkiyeyi eski tabiriyle Ortadoğu ve Balkanların tüm camilerine yeter.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:1.45pt 0cm;VERTICAL-ALIGN:middle;TEXT-ALIGN:center;&quot; align=&quot;center&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Son&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt; olarak her dini konunun altında irtica izi arayanlara müjdem var. Önerim açıkça irtica (geriye dönüş) niyetimin eseridir. Yani samimiyetle geriye dönmek istiyorum. Eski sistemin daha mükemmel olduğunu düşünüyorum. Eski sistem derken...&lt;b&gt; Mustafa Kemal Atatürk&lt;/b&gt; döneminde -üstelik Diyanet kurulmuş iken- Hademe-i Hayratın yani imam ve hatiplerin maaşlarının, cami giderlerinin Vakıflar İdaresi tarafından üstlenilmiş olmasından söz ediyorum. Buna irtica denilirse, o zaman ben de yeminli mürteciyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.9pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;PKK barış istemiyor&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt; Gazetesi son birkaç gündür iyi gazetecilik yapıyor. Önce &lt;b&gt;Osman Öcalan&lt;/b&gt;la görüştü, dün de &lt;b&gt;Murat Karayılan&lt;/b&gt; söyleşisi yayımladı. İki gazete sayfası tutan yazıyı okudum ve bir kez daha anladım ki, PKK barış istemiyor. O yüzden açılıma karşı çıkan muhalefeti uyarıyorum. &lt;b&gt;Hükümet istese de PKKyı muhatap alamaz. Çünkü PKK dağı seviyor, dağdan inmek istemiyor, kanla besleniyor.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Enis BERBEROĞLU</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 11:53:51 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Doğan HIZLAN - ‘Konuşan Fotoğraflar’ ne demek</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025227.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;BBC Music dergisinde(*) Konuşan Fotoğraflar başlığı altında yayımlanan müzikçi fotoğraflarına bakarken, bizim gazetelerde, dergilerde fotoğraf kullanımı üzerine düşüncelerimi, eleştirilerimi yazmayı gerekli buldum.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Ünlü Alman fotoğrafçı &lt;b&gt;Erich Auerbach&lt;/b&gt;ın (1911-1977) müzikçi fotoğrafları bu konuda önemli belgeler olarak nitelendiriliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Dergide önde gelen fotoğrafçılardan &lt;b&gt;Clive Barda&lt;/b&gt;nın fotoğrafları onları yakından tanıdığını gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Ara Usta &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;da (&lt;b&gt;Ara Güler&lt;/b&gt;) fotoğrafçının tanıdıklarını, dostluk kurduğunu daha iyi çektiğini her zaman söyler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Sunu yazısında, fotoğrafların özgünlüğü konusunda birkaç örnek veriliyor. &lt;b&gt;Egar &lt;/b&gt;köpeği ile... &lt;b&gt;Herbert von Karajan &lt;/b&gt;uçağın yanında...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Dosyada yer alan müzikçilerin adlarını, çekim yılını, yerlerini, fotoğrafın yanında okuyunca, fotoğraflara bakma gereği duydum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Mitsuko Uchida, &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;1991de Royal Festival Hallda piyano çalarken, vecd halinde görünüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Ağzında piposu ile ünlü piyanist &lt;b&gt;Radu Lupu, &lt;/b&gt;1997 yılında &lt;b&gt;Leeds Piano Yarışması&lt;/b&gt;nı kazandığı zaman görüntülenmiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Valery Gergiev, &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;1997de Rotterdam Philharmonic Hallda &lt;b&gt;Stravinsky&lt;/b&gt;nin &lt;b&gt;İlkbahar Âyini&lt;/b&gt;ni yönetirken fotoğraflanmış.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Piyanist &lt;b&gt;Martha Argerich, &lt;/b&gt;Walthamstow Town Hallda enstrümanının başında. Yıl 1985.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Luciano Pavarotti, Donizetti&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;nin &lt;b&gt;LElisir damore&lt;/b&gt;sinin bir sahnesinde. Yıl 1985, yer Royal Opera House. Bolognada operada &lt;b&gt;Pavarotti&lt;/b&gt;yi seyretmiştim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;John Ogdon, &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Fairfieldde piyanosunun başında. Tarih 1972.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Daniel Barenboim &amp;amp; Jacqueline du Pre. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;İyi bir orkestra şefi ve iyi bir çellist, iki müzikçinin evliliği bu kareye bütün sevecenliği ile yansımış. Yıl 1976.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Sir Simon Rattle,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt; Barbicanda &lt;b&gt;Nielsen&lt;/b&gt;in senfonisini coşkuyla yönetirken. Yıl 1992.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Büyük besteci &lt;b&gt;Igor Stravinsky,&lt;/b&gt; piyanonun başında tarih 1946yı gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Claudio Abbado&amp;amp;Tereza Berganza. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Ünlü şef ile ünlü mezzosoprano, &lt;b&gt;Bizet&lt;/b&gt;nin &lt;b&gt;Carmen &lt;/b&gt;operasının kaydı sırasında fotoğraflanmışlar. Tarih 1979.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;St. Johns Smith Square, Londra, 1977.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Leontyne Price,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt; Walthamstow Town Hall, 1979.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:1.4pt 0cm;VERTICAL-ALIGN:middle;TEXT-ALIGN:center;&quot; align=&quot;center&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;ŞİMDİ &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;gelelim bizim fotoğraf kullanımına.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Altında bir bilgi yok, yer yok, tarih yok.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Hele ünlü siyasetçilerin fotoğrafları sanırım sayfada grafik bir leke olarak yer alıyor. Fotomuhabirler habere gönderilse de, hemen arşivden bir kare seçilip sayfaya yerleştiriliveriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Siyasetçilerle ilgili bir yazı varsa, herhangi bir fotoğraf yetiyor. Biz zaten onların çehrelerini ezberledik, çünkü ajanstan veya arşivden seçilen aynı kareyi defalarca görmüş oluyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;O gün ne yaptı, hangi ilgi çekici pozunu göreceğim. Öbür türlü pul büyüklüğünde fotoğrafa bakmıyorum, üstelik gereksiz görüyorum. Eğer tanınmamış biriyse, elbet de açıklamasız bir fotoğraf konulabilir. Sözgelimi &lt;b&gt;Fazıl Say&lt;/b&gt;ın konser haberine, piyano başında bir fotoğrafı konuluyor. Zaten nerede olabilir? Ama aynı fotoğrafı kullanmanın da bir anlamı yok sanırım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:1.4pt 0cm;VERTICAL-ALIGN:middle;TEXT-ALIGN:center;&quot; align=&quot;center&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;GAZETE &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;yöneticilerinin, dergi hazırlayanların fotoğrafa daha fazla önem vermelerini, yazı kadar önemi olduğunu bir hatırlatmak istedim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;(*) Talking Pictures, BBC Music, December 2009, s. 26.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Doğan HIZLAN</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 11:52:16 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Cüneyt ÜLSEVER - Öğretmen yeterlilik araştırması</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025225.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;TÜRK Eğitim Derneği (TED), uluslararası alanda öğretmenlik mesleği standartlarının incelenmesi ve Türkiyede ilköğretim öğretmenlerinin yeterlilikleri değerlendirilerek standartların geliştirilmesi amacıyla bir araştırma gerçekleştirdi.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;TED&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;in 12 ilde 2007 öğretmen, 272 yönetici, 4450 öğrenci ve 2112 veli ile gerçekleştirdiği &lt;b&gt;alan araştırması&lt;/b&gt; öğretmenlerin mevcut durumu ve yeterlilikleri ile ilgili çarpıcı bulgular ortaya koyuyor. TED Başkanı &lt;b&gt;Selçuk Pehlivanoğlu&lt;/b&gt;nun verdiği bilgilere göre maalesef:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;1) Öğretmenler iyi yetiştirilememektedir. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;2) Öğretmenler sosyo-ekonomik açıdan ihmal edilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;3) Öğretmenlerin mesleki gelişimleri için yeterli ve uygun bir hizmet içi eğitim sağlanamamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;4) Uygulanabilir bir öğretmenlik yeterlilikleri sistemi oluşturulamamıştır.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:1.4pt 0cm;VERTICAL-ALIGN:middle;TEXT-ALIGN:center;&quot; align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Bulgular özetle şöyle:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Öğretmenlerin &lt;b&gt;yılık geliri&lt;/b&gt;, uluslararası ortalamalardan yaklaşık &lt;b&gt;%50&lt;/b&gt; daha azdır. Öğretmenlerin &lt;b&gt;%32&lt;/b&gt;si 1.500 TLden daha az &lt;b&gt;aylık hane halkı gelirine&lt;/b&gt; sahiptir. Göreve yeni başlayan bir &lt;b&gt;ilköğretim öğretmeninin&lt;/b&gt; yıllık maaşı &lt;b&gt;OECD&lt;/b&gt; ülkelerinde ortalama &lt;b&gt;28.667 &lt;/b&gt;dolar ve 19 &lt;b&gt;AB&lt;/b&gt; ülkesinde &lt;b&gt;29.518 &lt;/b&gt;dolar, Türkiyede ise &lt;b&gt;14.063 &lt;/b&gt;dolardır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Öğretmenlerin &lt;b&gt;%21.7&lt;/b&gt;si mezun olduğu &lt;b&gt;alanın dışında&lt;/b&gt; öğretmenlik yapmaktadır&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Öğretmenler arasında son &lt;b&gt;iki yılda&lt;/b&gt; herhangi bir &lt;b&gt;hizmet içi eğitim&lt;/b&gt; etkinliğine katılanların oranı &lt;b&gt;%40&lt;/b&gt;tır. Öğretmenlerin sadece &lt;b&gt;%12&lt;/b&gt;si &lt;b&gt;eğitim bilimleri&lt;/b&gt; ya da &lt;b&gt;alanlarıyla&lt;/b&gt; ilgili bir yayın izlemektedir. Öğrencilerin &lt;b&gt;bireysel gelişim&lt;/b&gt; dosyalarını inceleyen öğretmenlerin oranı &lt;b&gt;binde üçtür&lt;/b&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Velilerin&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt; tüm sınıflar düzeyinde ortalama &lt;b&gt;%59.5&lt;/b&gt;i çocuğunun okulda daha başarılı olması için &lt;b&gt;ek bir eğitim&lt;/b&gt; aldırmaktadır. &lt;b&gt;İlköğretimde&lt;/b&gt; yaklaşık &lt;b&gt;1.856.000 &lt;/b&gt;öğrenci dershaneye gitmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Öğretmenlerin &lt;b&gt;%22&lt;/b&gt;si derslerinde tepegöz, bilgisayar, projeksiyon cihazı gibi &lt;b&gt;teknolojileri&lt;/b&gt; bir kez bile kullanmadıklarını belirtmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:1.4pt 0cm;VERTICAL-ALIGN:middle;TEXT-ALIGN:center;&quot; align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;TED&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;e göre bazı çözüm önerileri:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;1) Öğretmenlerin iyi yetiştirilmesi için ilgili kurumlar arasında işbirliği sağlanmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;1997 yılında kurulan &lt;b&gt;Öğretmen Yetiştirme Türk Milli Komitesi&lt;/b&gt;, bugüne kadar kuruluş amaç ve görevlerini yerine getirebilecek bir yapı ve işlerliğe kavuşturulmalı, &lt;b&gt;YÖK&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;MEB&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;eğitim fakültelerinin&lt;/b&gt; işbirliği içinde çalışmasını sağlayacak bir yapı oluşturulmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;2) Öğretmen yeterliliklerinin geliştirilmesi için öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarının kapasitesi geliştirilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Örneğin öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı Diclede 867, Gaziantepte 12dir. Eğitim fakültelerinin 22sinde fizik, 20sinde kimya, 19unda biyoloji laboratuvarı yoktur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;3) Öğretmenlik mesleği yeterlilikleri hizmet içi eğitim ve sürekli mesleki gelişim uygulamaları ile ilişkilendirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt; Hizmet içi eğitim için 2009 yılı bütçesinden öğretmen başına ayrılan pay yaklaşık &lt;b&gt;17 TL&lt;/b&gt;dir.&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;4) Öğretmenlik mesleği yeterlilikleri, eğitim bilimleri alanında ve öğretim programlarında gelişmelerle uyumlu bir biçimde tanımlanmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Yeterlilikler yüzlerce maddeden oluşan karmaşık yapıdan çıkarılarak aşamalı ve yönetilebilir ölçekte başlanmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;5) &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Bu çalışmaların en azından bir bölümü &lt;b&gt;bazı teşviklerle hayırseverler &lt;/b&gt;tarafından proje bazlı katkılarla çözümlenmelidir.&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:1.4pt 0cm;VERTICAL-ALIGN:middle;TEXT-ALIGN:center;&quot; align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.05pt;&quot;&gt;Bana emeği geçen tüm öğretmenlerimin saygı ile ellerinden öperim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;LETTER-SPACING:-0.9pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Cüneyt ÜLSEVER</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 11:50:44 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Kanat ATKAYA - Üç yanlış bir doğru eder mi?</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025182.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;ZOR ve saygı duyulması gereken bir iş öğretmenlik. &lt;br&gt;&lt;br&gt; Kemikleşmiş sorunları var: Ücret, atamalar, yasal haklar...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;24 Kasım günü dertlerine yeni dert eklemek istemem fakat onların da rahatsız oldukları bir konuya dikkat çekmek istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Önceki gün şubeleri artan meşhur bir kuyumcu mağazasının önünden geçerken 24 Kasım Öğretmenler Günü. Öğretmeninize sevginizi gösterin şeklinde bir reklam panosu gördüm.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Yanlış mı görüyorum diye yeniden baktım, doğru.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Şimdi duruma bakalım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Meşhur kuyumcu mağaza zinciri, bu kampanyayla bir suç işliyor mu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hayır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Neticede Ticaret yapıyorum, işim bu. Kimseye zorla altın satmıyorum der, haklı çıkar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Mağazaya girip biricik -veya ikicik kaç taneyse Allah bağışlasın!- evladının biricik öğretmenine sevgi ve şükran hislerini sunmak için 300-500 TL bastırıp takı alan veli suç işliyor mu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hayır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sevgisinden alıyor. Hem Hurma Hanım almış, şimdi o almasa olmaz, yanlış anlaşılır falan filan.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hem kredi kartına taksit de var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Tutmayın veliyi, eğitime katkıda bulunacak!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Öğretmene suç bulmak mümkün mü?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Düşünmüş, hediye almış veli... Hem kabul etmese neyin kahramanlığını yapıyorsun diye çıkışan bile olabilir!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Herkes suçsuz, herkes doğruysa bu kampanya benim içimi niye kaşındırıyor?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Niye vicdanım rahatsız? Niye yadırgıyorum?&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Tek yadırgayan ben değilim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Öğretmenlerin tamamının -çürük elma her meslekte var- bu durumdan rahatsız olduğunu da biliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Geçen sene bu zamanlar, o dönem Milli Eğitim Bakanı olan Hüseyin Çelik Öğretmenlere 24 Kasımda çil çil altın dağıtılıyor dediğinde Eğitim-Sen üyelerinin itibarını zedeleyen bu açıklamaya karşı çıkmış, bildiri yayınlamıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;O zaman ben de Çelikin ayıp ettiğini düşünmüştüm.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Yanılmışım. Eğer iş kuyumcu mağazasının kampanya düzenleyeceği seviyeye gelmişse ortada hakikaten bir mesele var demektir.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Maddi dertlerle harman olmuşken bir de hediye ezikliği ile mücadele etmek zorunda kalmalarından da hiç hoşlanmıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ama yine de bir soru var aklımda o reklam panosundan kalan; sormadan geçemem:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Üç doğru bir yanlış eder mi öğretmenim?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bazen ediyor sanki. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik2&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bütün öğretmenlerin ellerinden öperim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik1&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.1pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot;&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Nazlı Hanım klonlandınız mı&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik1&quot;&gt;&lt;span style=&quot;LETTER-SPACING:-0.1pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;NAZLI Ilıcak tweeterın en sağlam kullanıcılarından biri oldu çıktı.&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;Hızına yetişmek mümkün değil.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Samimi söylüyorum, hayranlık duymamak mümkün değil. Takip ederken yoruluyorum, kendimi sorguluyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sinema, tiyatro, Erol Evgin şarkılarıyla bir gece, aileyle bir eğlence.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu arada her hafta birkaç canlı yayına stüdyo konuğu olarak katılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;O zaman bu fakir de kendi haline bakıp Tembelsin diye hayıflanıyor ve Nazlı Hanım klonlandınız mı? Tek bir Nazlı Ilıcak olarak bunlara nasıl yetişebiliyorsunuz? diye meraklanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Kendisiyle dalga geçebilmesi ve ince esprileri de mükemmel.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Mona Lisa yerine kendi yüzünü yerleştirdiği fotomontaj çalışması yıktı geçti beni mesela.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Tuhaf şey!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hayatım hep Nazlı Ilıcaka ters düşen açılarda geçti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;Fakat Nazlı Hanım içinden müthiş renkli bir medya figürü çıkarttı ve beni şaşırttı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;LINE-HEIGHT:12.5pt;MARGIN:0cm 0cm 0pt;VERTICAL-ALIGN:middle;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:black;&quot;&gt;&lt;br&gt;2009/2010 sezonunda kendisini şaşkınlık, hayranlık, saygı ve sevgi ile takip ediyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Kanat ATKAYA</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 22:55:56 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Ahmet HAKAN - Aleviler cellatlarına âşık kurbanlar mı?</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025163.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;CELLAT CHP imiş, Aleviler de kurban... &lt;br&gt;&lt;br&gt; Çünkü CHP, Dersimde Alevileri katletmiş, fakat buna karşın Aleviler CHPden bir türlü vazgeçemiyormuş.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Bu tam da bir &lt;b&gt;Cellatlarına âşık kurbanlar&lt;/b&gt; vakası imiş...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Aleviler bir tür &lt;b&gt;Stockholm Sendromu&lt;/b&gt; yaşıyorlar imiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;br&gt;İşte buraya yazıyorum: &lt;b&gt;Bu tez külliyen yanlıştır ve saçmadır&lt;/b&gt;.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Cumhuriyeti kuranlar, &lt;b&gt;Türk&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;modern&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;seküler&lt;/b&gt; bir ulus-devlet kurmaya çalışıyorlardı. Amaç buydu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu amaca ulaşmak için gerekirse göz karartılıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Çıkan yerel isyanlarda uygulanan ölçüsüz şiddetin gerekçesi buydu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Cumhuriyet rejimi için Dersimde meydana gelen kalkışma, bir &lt;b&gt;Alevi isyanı&lt;/b&gt; falan değildi, yerel bir isyan hareketiydi...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu yüzden ne rejimi kollayanlar, ne de Aleviler, Dersimde yaşanan katliamı &lt;b&gt;Alevi katliamı&lt;/b&gt; olarak nitelediler.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Aleviler, cellatlarına âşık kişiler falan değildir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Onların CHPli olmalarının nedeni basittir:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Çoğunluğu Sünni olan bir toplumda kendilerini hep tehdit altında hissettikleri için, &lt;b&gt;Seküler bir Cumhuriyet ideolojisi&lt;/b&gt;ni kurtarıcı olarak gördüler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sünni bir toplumda Alevi olarak yaşamanın ne anlama geldiğini gayet iyi biliyorlardı:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Osmanlı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;da çoğu zaman muzır görüldüler, bazen kılıçtan geçirildiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sağcı ve muhafazakar anlayış&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;, onlara çoğu zaman &lt;b&gt;sapkın mezhep mensubu&lt;/b&gt; muamelesi çekti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Mukaddesatçılar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;, Cumhuriyet ideolojisine sahip çıkmaları nedeniyle Alevileri &lt;b&gt;rejim bekçisi&lt;/b&gt; diye aşağıladılar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;br&gt;Yani Alevilerin CHPli olmaları, marazi nedenlerden kaynaklanmıyor, psikolojik bir bozukluğun eseri falan değil. Sapasağlam gerekçeleri var.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;CHPli &lt;b&gt;Onur Öymen&lt;/b&gt;in bağışlanamaz hatası şudur:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;2009 yılında devletin bir isyan hareketini bastırmak için Dersimi örnek alması gerektiğini önermesidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Buna &lt;b&gt;ilkel bir anlayış&lt;/b&gt; denilir, &lt;b&gt;otoriter anlayışa saplanıp kalmış&lt;/b&gt; denilir, &lt;b&gt;çağı anlamamış&lt;/b&gt; denilir...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ama olaya &lt;b&gt;CHP Alevi celladıdır / Aleviler de cellatlarına âşıktır&lt;/b&gt; diye yaklaşılırsa, mevzu külliyen saptırılmış olur...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Böyle &lt;b&gt;baskın basanındır&lt;/b&gt; ya da &lt;b&gt;el çabukluğu marifet&lt;/b&gt; propagandalarıyla Alevileri AK Partinin kucağına doğru itmeye çalışmak yerine...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;AK Partinin &lt;b&gt;Sünni çoğunluğun sesi&lt;/b&gt; olarak, Alevileri &lt;b&gt;sapkın bir mezhebin mensupları&lt;/b&gt; olarak görmediğini esaslı bir şekilde ortaya koymasını sağlamaya teşvik etmek çok daha anlamlı olur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hem böylece birilerinin de çıkıp, &lt;b&gt;Kardeşim siz de Alevileri kesen Yavuz için Biz Yavuzların torunlarıyız diyorsunuz. Ne iş? &lt;/b&gt;demelerine...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ya da...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik2&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Dersim katliamında başka parti mi vardı? Celal Bayar da CHPliydi, Adnan Menderes de CHPliydi &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;demelerine karşı söyleyecek bir sözünüz olmaz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik2&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik1&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:red;FONT-SIZE:13.5pt;&quot;&gt;Saçmalığın daniskası&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:red;FONT-SIZE:13.5pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik1&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;strong&gt;OKAN Bayülgen&lt;/strong&gt; kardeşimiz, yaptığı programlarda &lt;b&gt;Serdar Ortaç&lt;/b&gt;la kafa bulamazmış...&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Stüdyoda olmayan biri&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;nin arkasından konuşmak yakışık almazmış.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Olmazmış bu...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Kerameti kendinden menkul &lt;b&gt;Yeşim Salkım&lt;/b&gt; kesti bu raconu...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;br&gt;Kendisine bir hayret nidası çekmek ve &lt;b&gt;Hadi ya! &lt;/b&gt;demek isterim...&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;* * *&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sanki &lt;b&gt;Serdar Ortaç&lt;/b&gt;, kendi halinde bir komşu çocuğu...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Adam öyle ya da böyle Türkiye çapında bir &lt;b&gt;star&lt;/b&gt; yahu... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Şarkı söylüyor, şov yapıyor, demeç patlatıyor, ekranlara çıkıyor, gazetelerde boy gösteriyor...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Abartılı bir şekilde övenleri yok mu? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hem de nasıl var...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Tamam, o zaman... Abartılı bir şekilde kafa bulanları da çıkacak...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sen &lt;b&gt;Serdar Ortaç büyük sanatçıdır&lt;/b&gt; diyeceksin, övgüde aşırıya gideceksin, adamı göklere çıkaracaksın...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ve bu sonuna kadar serbest olacak...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Biri de çıkıp ufaktan dalgasını geçtiği zaman, &lt;b&gt;Olmaz... Kendisi burada yok... Dalga geçtirtmem &lt;/b&gt;falan diyeceksin...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ne oluyor yahu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Eski köye yeni âdet mi geliyor...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ben ekranlarda herkeslerin &lt;b&gt;büyük sanatçı&lt;/b&gt; falan addedilmediği, herkeslerin göklere çıkarılmadığı, ironiye aşinalığın kol gezdiği bir ülkede yaşamak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik1&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Okan kardeşim&lt;strong&gt;, lütfen bu abuk sabuk yaklaşımlardan zerre kadar etkilenme ve bildiğin yolda devam et...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik1&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik1&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:red;FONT-SIZE:13.5pt;&quot;&gt;Kralın davetlileri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:red;FONT-SIZE:13.5pt;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik1&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;strong&gt;ŞU akreditasyon&lt;/strong&gt; denilen illetten çok çekmiş bir gazeteciyim...&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bir ara &lt;b&gt;Anıtkabir&lt;/b&gt;e girmem bile yasaktı...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Uzun bir süre Başbakanlıktan içeri adımımı atamadım. Çankaya desen hepten kapalıydı kapısı bana.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sonra &lt;b&gt;bizimkiler&lt;/b&gt; geldi iktidara...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bir/iki girdik içeri... Ama yazıya sadakat söz konusu olunca onlar da &lt;b&gt;şak&lt;/b&gt; diye kapattılar kapıları.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Abdullah Abi &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Cumhurbaşkanı oldu, ben hâlâ Çankayaya adımımı atmış değilim. Başbakanlık falan desen &lt;b&gt;Emre Aköz&lt;/b&gt;lerin elinde...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hadi hepsini anladık da...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Suudi Kralı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;na ne oluyor yahu? Adam kutsal topraklarda gazeteci ağırlayacak, o da uygulamış akreditasyonunu... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;syazaryazi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;6 gazeteci çağırmış yurdumuzdan... Kurumlar şunlar: &lt;b&gt;Star Gazetesi&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;TV 24&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Kanal 7&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Samanyolu TV&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Zaman Gazetesi&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Yeni Şafak Gazetesi&lt;/b&gt;... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;sbaslik1&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sonuç: Akreditasyon böyledir işte... &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Anıtkabir&lt;strong&gt;de de var, &lt;/strong&gt;Kâbe&lt;strong&gt;de de...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Ahmet HAKAN</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 22:54:10 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Yılmaz ÖZDİL - İzmir’de n’oluyor?</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025143.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Malum arkadaşlara oy vermiyorlar diye gâvur demişlerdi, şimdi de, malum arkadaşları kovaladılar filan diye faşist diyorlar...&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;Gâvur faşist yani!&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;E üç gün önce savaş gemisiyle gelen Amerikalı askerlere de yumurta attılar İzmirde... Conilere yumurta atanlar da, &lt;b&gt;gâvur&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;faşist&lt;/b&gt; miydi? Yoksa &lt;b&gt;komünist&lt;/b&gt; midir İzmir?&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Etnik gömlek&lt;/b&gt; de giydiremezsin İzmire; 81 vilayetin, 81inden de vatandaş yaşar orada... Bitlisli, Hakkârili, Diyarbakırlı, detaya girmeyeyim, 122 bin Mardin doğumlu yaşar mesela İzmirde, biri benim Giritten savrulan anam... PKKnın koyduğu bomba hariç, herhangi bir İzmirlinin Kürt, Alevi, Musevi, İtalyan olduğu için burnunun kanadığını görmedim.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Milletvekilleri desen, çoğu Egeli bile değildir; Erzurumlu, Ankaralı, Elazığlı, Bursalı, Gümüşhaneli, Mardinli, Erzincanlı, Malatyalı, Konyalı, Kayserili, İstanbullu, Diyarbakırlıdır... Büyükşehir Başkanı, Tokatlıdır.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Yani? Anlatayım...&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Sene, 1954.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Türkiyede genel seçimi hangi parti kazandı? Demokrat Parti... İzmirde kim kazandı? Demokrat Parti... Var mı bir anormallik? Yok.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1957... Aynı.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1961.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Darbe oldu, Türkiyede genel seçimi silme CHP kazandı... &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İzmirin galibi kim? &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Adalet Partisi!&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Bugün &lt;b&gt;darbeci&lt;/b&gt; diye suçlanan İzmir, &lt;b&gt;darbeye karşı duran&lt;/b&gt; şehirdi... &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Teslim olmamıştı.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Sapma olmuştu...&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Örtüşmemişti Türkiyeyle.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İşte buraya dikkat...&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1965in Türkiye genelindeki galibi kim? Adalet Partisi... İzmir, bir önceki seçimde ne dediyse, Türkiyede de o oldu.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1969, Türkiye AP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İzmir AP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1973, Türkiye CHP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İzmir CHP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1977, Türkiye CHP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İzmir CHP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1983.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Darbe oldu, Türkiyede genel seçimi silme ANAP kazandı... İzmirde? Halkçı Parti!&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Sapma olmuştu gene...&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Ve, bu sapmanın İzmir için &lt;b&gt;özel bir durum&lt;/b&gt;u vardı... Çünkü Turgut Özal, bir önceki seçimde İzmirden, Milli Selamet Partisinden milletvekili adayı olmuştu. Türkiye, bu durumu hiç önemsemedi... İzmir ise, unutmadı, tedirgindi. Vermedi Özala oy... Sonradan, Özalın &lt;b&gt;milli görüş&lt;/b&gt; çizgisinde biri olmadığı ortaya çıkınca, İzmirli rahatladı. ANAPa da oy verdi.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1987, Türkiye ANAP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İzmirde de ANAP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1991, Türkiye DYP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İzmirde de DYP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1995.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Türkiyeden Refah çıktı.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İzmirden DSP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Sapma oldu.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Dikkat isterim...&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;1999, Türkiye DSP!&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Tarih tekerrür etmiş, İzmir bir önceki seçimde ne dediyse, Türkiyede de o olmuştu.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;2002, Türkiye AKP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İzmirde CHP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;2007, Türkiye AKP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;İzmirde CHP.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Duble sapma var.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Tarihimiz boyunca, ilk kez, bir sonraki seçimde İzmirin dediği olmadı. Ama, olanı değil, olacağı gören İzmir, kararında ısrarlı... Şimdilik 2-2, demokrasi derbisi devam ediyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Demem o ki:&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;Gâvur&lt;/b&gt; sıfatı, yobazların kastettiği manada iltifattır İzmirliye, Levanten cennetidir, ırkçı değildir... Tablo yukarda, sağcı değildir, solcu değildir, darbeci değildir, hatta ahali tırsarken darbeye karşı durmuştur, çünkü, tatlı su demokratı değildir.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;*&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;yayazar&quot;&gt;&lt;br&gt;81 vilayetten toprağı İzmirde yapıştıran &lt;b&gt;Atatürk çimentosu&lt;/b&gt;dur... Ve, &lt;b&gt;Son günlerde noluyor orda&lt;/b&gt; dersen, fiziki müdahaleyi tasvip etmek mümkün değil; ancak, her zamanki gibi &lt;b&gt;öngörü alarmı&lt;/b&gt;nı çalıştırıyor, olacakları gösteriyor, &lt;b&gt;uyarıyor&lt;/b&gt; İzmir.&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Yılmaz ÖZDİL</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 22:52:18 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Yalçın DOĞAN - 1969’dan bu yana en büyük eylem</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025107.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Okullarda eğitim duracak. Hastanelerde acil servis dışında hizmet verilmeyecek. Trenler işlemeyecek. Vergi daireleri vergi toplamayacak. Yerel yönetimlerde her türlü hizmete ara verilecek.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Yarın.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yarın kamu kesimi çalışanları, memurlar eylem yapacak. Türkçesi, greve gidecek. KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) önderliğinde. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Dün KESK Başkanı Sami Evrenle konuşuyorum. Yarın okullarda, trenlerde, hastanelerde, kısaca memurların çalıştığı kurumlarda neler olacağını Evren yukardaki sözlerle anlatıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Türkiyede iki milyon 338 bin memur var. Sami Evren, eyleme iki milyondan fazla çalışanın katılacağını tahmin ediyoruz diyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yarın, KESK için iddialı bir gün.&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;br&gt;TÖS EYLEMİ&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;1969 TÖS eylemi. TÖS, Türkiye Öğretmenler Sendikası. Dönemin en etkin sendikası. Kırk yıl önce, 1969da Türkiye çapında dillere destan bir eylem yapıyor.&lt;br&gt;Evrenin söylediği gibi, yarın bu kadar geniş çapta eylem gerçekleşirse,&amp;nbsp; bu kırk yıldan sonra Türkiyede yaşanan en büyük eylem olacak. Eğer, kamu kurumlarında çalışanlar eyleme katılırsa.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Neden eylem? Sami Evren:&lt;br&gt;&lt;br&gt;Başbakan Erdoğan bize söz verdi, kamuda çalışanlar da, sendikalı işçi gibi aynı haklara sahip olmalı, dedi. Ama, bu sözler doğrultusunda hiç adım atılmadı. Biz ücretler üzerinden tasarı yapmıyoruz. Biz, kamu çalışanları için toplu sözleşme ve grev hakkı tanınmasını istiyoruz. Hükümet bunu vermiyor, biz de eyleme gidiyoruz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Çalışanların sorunlarını çözmek üzere, Uzlaştırma Kurulu var. Üyelerini hükümet atıyor. Buna rağmen, hükümet kurulun aldığı kararları bile geri çeviriyor. Bu da, &lt;br&gt;KESKde bardağı taşırıyor.&lt;br&gt;&lt;strong&gt;&lt;br&gt;AİHM KARARI&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Memurlara toplu sözleşme ve grev hakkı isteğinin hukuksal dayanağı var. KESKin taleplerini haklı kılıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 12 Kasım 2008 tarihli kararı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Belediyelerle sendika arasında yapılan sözleşme gereği, belediyeler çalışanlara ek ücret ödüyor. Sayıştay sözleşmeden doğan ek ücretin belediyelerden geri alınmasını istiyor. Olay mahkemeye yansıyor. Mahkeme Sayıştayı haklı buluyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;KESK de AİHMe gidiyor. AİHM, Avrupa Konseyi ve bu mahkemeye taraf olan ülkelerden örnekler vererek, şu karara varıyor:&lt;br&gt;Türkiyede hükümet kamu çalışanlarının toplu sözleşme ve grev hakkını tanımalıdır.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Hükümet itiraz ediyor, ancak büyük jüri kararı onaylıyor. Yarınki eylemin hukuki temelinde AİHMin bu kararı var.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Son dakikada hükümet engellemez ise, kağıt üstünde durumun özeti bu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;COLOR:red;FONT-SIZE:13.5pt;&quot;&gt;Vaaaay, eğer doğru söylüyorsa&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;TÜRKİYE Gazetesinde dün PKKnın dağdaki lideri Murat Karayılan ile yapılan bir röportaj yayınlanıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sorulardan biri Haburdaki gösterilerle ilgili. Bu soruya Karayılan müthiş bir yanıt veriyor:&lt;br&gt;&lt;br&gt;Böyle yapıldıysa, yanlış. Pankart açanları araştırdık, bizden değil. Güvenlik güçleri de, araştırıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yanıt iki açıdan müthiş.&lt;br&gt;&lt;br&gt;1- Pankart açanlar PKKlı değilse, kim? Birileri açılımı sabote mi etmek istiyor? Derin birileri mi? Ya da DTPnin şahin kanadı mı? İnsanın aklına her şey geliyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;2- Güvenlik güçleri de araştırıyor ne demek? Hükümetin ne yaptığını, güvenlik güçlerinin ne ile uğraştığını PKK bu kadar yakından nasıl biliyor?&lt;br&gt;İçişleri Bakanı Beşir Atalayın açıklaması gereken bir durum.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Yalçın DOĞAN</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:06:50 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Gila BENMAYOR - Kavaf ‘Cinsiyet Uçurumu’ Raporu’nu araştıracak</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025103.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;KADIN ve Aileden Sorumlu Bakan Selma Aliye Kavaf geçen gün KAGİDERin davetlisiydi.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Kavaf&lt;/b&gt;ı dinlemeye giderken yanıma &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Dünya Ekonomik Forumu&lt;/b&gt;nun geçen ay yayınlamış olduğu son &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Cinsiyet&lt;/b&gt; &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Uçurumu&lt;/b&gt; Raporunu yanıma aldım.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Dünyada kadının durumunu mercek altına alan ve &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Türkiye&lt;/b&gt;yi &lt;b style=&quot;&quot;&gt;134&lt;/b&gt; ülke arasında &lt;b style=&quot;&quot;&gt;129.&lt;/b&gt; sıraya yerleştiren şu meşhur rapor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;İran&lt;/b&gt;ı bile kadın hakları açısından bizim üstümüzde gösteren rapor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Haftalardır &lt;b style=&quot;&quot;&gt;resmi ağızlar bu rapora bir açıklama getirmeli, verilerde bir yanlış varsa düzeltilmeli&lt;/b&gt; diye yazıp duruyorum.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Kadın konusunda en yetkili kişiyle raporu konuşmak fırsatını elbet kaçırmadım.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Kavaf , Kadından&lt;/b&gt; &lt;b style=&quot;&quot;&gt;sorumlu &lt;/b&gt;Bakan ama görev alanında sadece kadın yok.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme, özürlüler, aile&lt;/b&gt; de sorumluluk alanında.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Dolayısıyla tüm mesaisini kadın sorununa harcayamıyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Kaldı ki, hem bakanlığının bütçesi kısıtlı, hem başbakanlığa bağlı &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Kadının Statüsü Genel&lt;/b&gt; &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Müdürlüğü&lt;/b&gt;nün.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Açıkçası devlet &lt;b style=&quot;&quot;&gt;kadın sorunlarına&lt;/b&gt; para ayırmayı pek gönüllü olmamış şimdiye kadar.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;strong&gt;ZİHİNSEL DÖNÜŞÜM YETERLİ Mİ?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Oysa &lt;b style=&quot;&quot;&gt;DEF, BM&lt;/b&gt; ve &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Avrupa Birliği&lt;/b&gt;nin raporlarının ortaya koydukları gibi &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Türkiye&lt;/b&gt;de kadın sorununu para ayırmadan aşmak mümkün değil.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Selma Aliye Kavaf, KAGİDER&lt;/b&gt;deki konuşmasında &lt;b style=&quot;&quot;&gt;hukuksal açıdan baktığımızda siyasette, çalışma hayatında vesaire kadının önünü tıkayan bir şey yok. Ne oluyor da kadın hak ettiği yerini alamıyor &lt;/b&gt;diyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Kavaf&lt;/b&gt;a göre, bunun için öncelikle &lt;b style=&quot;&quot;&gt;zihinsel&lt;/b&gt; &lt;b style=&quot;&quot;&gt;değişim ve dönüşüm&lt;/b&gt; gerek.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;İşte bu noktada itirazlar var.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Zihinsel dönüşüm&lt;/b&gt; iyi güzel de ama iş oraya varıncaya dek hükümetin atacağı bir takım adımlar yok mu?&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Örneğin &lt;b style=&quot;&quot;&gt;kadın kotası&lt;/b&gt; gibi.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;AKP Partisi&lt;/b&gt;nin bu &lt;b style=&quot;&quot;&gt;kota&lt;/b&gt; sözcüğüne alerjisi olduğunu herkes kabul ediyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Kota &lt;/b&gt;denmesin, &lt;b style=&quot;&quot;&gt;pozitif ayrımcılık&lt;/b&gt; densin, &lt;b style=&quot;&quot;&gt;kontenjan&lt;/b&gt; densin ne denirse densin ama kadına özel bir yer açılsın.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Cinsiyetçi Bütçe&lt;/b&gt; yani kadınlara yönelik eşitsizliğin giderilmesi için bütçeleme hükümetin atabileceği bir başka adım.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Yerel yönetimlerin, kadınların çalışmalarına olanak sağlayacak &lt;b style=&quot;&quot;&gt;kreşler&lt;/b&gt; açmaları bir diğer önlem.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;strong&gt;DEF YETKİLERİYLE BULUŞALIM&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Dünya Ekonomik Forumu&lt;/b&gt;nun raporuna dönersek, &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Kavaf&lt;/b&gt;ın sonuçların böyle kötü olmasıyla ilgili şöyle bir açıklaması var:&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Eğitim,&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının kadınlara yaptıkları ciddi harcamalar hesaplamalara yansımıyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Sadece bu &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Cinsiyet Uçurumu&lt;/b&gt; &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Raporu&lt;/b&gt;ndaki inanılmaz skoru&lt;b style=&quot;&quot;&gt; &lt;/b&gt;açıklamaya yeter mi?&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Kavafı dinlemeye gelen tek erkek &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi&lt;/b&gt; Direktörü Profesör Dr.&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Ali Beba&lt;/b&gt;.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Beba, &lt;/b&gt;raporu hazırlayan &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Dünya Ekonomik Forumu&lt;/b&gt; yetkilileriyle bir araya gelip verilerin karşılaştırılabileceğini söylüyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;DEF&lt;/b&gt;in &lt;b style=&quot;&quot;&gt;2010 Cinsiyet Uçurumu&lt;/b&gt;nda aynı sonuçla karşılaşmamak için şimdiden harekete geçmek gerekli.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Selma Aliye Kavaf, Beba&lt;/b&gt;nın sözünü ettiği seçeneğe sıcak bakıyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Raporun uluslar arası arenada algılar açısından ne kadar önemli olduğunu &lt;b style=&quot;&quot;&gt;VİP Turizm&lt;/b&gt; sahibi &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Yasemin Pirinçcioğlu&lt;/b&gt; şöyle izah ediyor:&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bize üçüncü dünya ülkesi gözüyle bakıp fiyatlarımızı kırmamızı istiyorlar. Böyle raporlar pazarlık gücümüze darbe anlamında&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Buyrun.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;İyi ki,&lt;b style=&quot;&quot;&gt; Kavaf &lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Cinsiyet Uçurumu&lt;/b&gt; &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Raporu&lt;/b&gt;nun araştırılmasına &lt;b style=&quot;&quot;&gt;yeşil ışık&lt;/b&gt; yaktı.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü&lt;/b&gt;ne bundan sonra çok iş düşüyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Kadınla ilgili ne kadar veri, envanter varsa bir araya getirecek ki &lt;b style=&quot;&quot;&gt;DEF&lt;/b&gt; ile karşılaştırma yapılsın.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;red&quot; size=&quot;4&quot;&gt;Bizde bir CEO&amp;nbsp;böyle cesur&amp;nbsp;öneri yapar mı&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;PAZAR &lt;/b&gt;günü &lt;b style=&quot;&quot;&gt;BBC&lt;/b&gt;de ilginç bir paneli izliyorum. &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Hindistan&lt;/b&gt;daki &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Dünya Ekonomik Forumu&lt;/b&gt;nun &lt;b style=&quot;&quot;&gt;kadın&lt;/b&gt; paneline ünlü simalar katılmış.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Pepsi Co&lt;/b&gt;nun kadın &lt;b style=&quot;&quot;&gt;CEO&lt;/b&gt;su &lt;b style=&quot;&quot;&gt;İndira Nooyi&lt;/b&gt;,&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Hindistan&lt;/b&gt;ın önde gelen bankalarından&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;ICICI Bank&lt;/b&gt;ın kadın CEOsu &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Chanda Kochhar&lt;/b&gt;, &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Hillary Clinton&lt;/b&gt;ın &lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Global Kadın Sorunları&lt;/b&gt; Elçisi &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Melanne Verveer&lt;/b&gt; ve Renault CEOsu &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Carlos Ghosn&lt;/b&gt;.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Kimi kadının ekonomiye katkısı olmadan ülke kalkınamaz diyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Kimi erkekler de çözümün bir parçası olmalı diyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Renault &lt;b style=&quot;&quot;&gt;CEO&lt;/b&gt;su bakın nasıl&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;cesur bir öneride bulunuyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bazı İskandinav ülkelerinde yürürlükte olduğu gibi artık erkeklere doğum izninin (babalık izni) yaygınlaştırılması gerek. Bu çalışan kadınlara büyük rahatlık sağlayacaktır &lt;/b&gt;diyor.&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Türkiyede böyle cesur bir öneride bulanacak bir &lt;b style=&quot;&quot;&gt;CEO&lt;/b&gt; tanıyor musunuz?&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br&gt;Ben tanımıyorum.&amp;nbsp; &lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Gila BENMAYOR</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:04:35 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Vahap MUNYAR - Türk işadamları için Lübnan zamanı, vizeyi de kaldırırız</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13024993.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;BÖLGEDEKİ 22 ülkeden 210 odayı çatısı altında toplayan Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (ASCAME) Başkanlığına yeniden seçilen İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, Beyrutta Lübnan Başbakanı Saad Al Haririnin konutuna giderken sinyali verdi:&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;- Sayın Haririyle özel bir görüşme ayarlamaya çalışacağım.&lt;br&gt;Gitmişken birkaç iş çıkarmanın heyecanıyla Saad Haririnin konutuna girdik. Beyrutun her köşesi gibi, ASCAMEnin 20nci genel kuruluna katılanlar onuruna yemek verilen salonda da onlarca Refik Hariri (otomobili havaya uçurularak 2005te öldürülen Lübnan Başbakanı) fotoğrafı var.&lt;br&gt;Yemeğin ortalarına doğru Murat Yalçıntaşın danışmanı Mesut Taşkının yanına gittim:&lt;br&gt;- Murat Beye Haririyle görüşmeyi hatırlatsan...&lt;br&gt;Mesut Taşkın, hemen Yalçıntaşın yanına gitti, döndüğünde görüşme bilgisini verdi:&lt;br&gt;- 15-20 dakika sonra Sayın Haririnin ofisine çıkacağız.&lt;br&gt;Görüşmeyi yapacağımız çalışma odasına girdiğimizde toplantı masasının başındaki koltukta Saad Al Haririnin babası Refik Haririnin bir fotoğrafı duruyordu.&lt;br&gt;Lübnanın yeni Başbakanı Saad Al Hariri, babasının fotoğrafının tam karşısındaki koltuğa oturdu, sorularımızı yanıtlamaya Başbakan Tayyip Erdoğan ve Türkiyeyle iyi ilişkilerden girdi:&lt;br&gt;- Henüz güvenoyu almadık. Türkiye, ilk ziyaret edeceğim ülkelerin başında yer alacak. Başbakan Erdoğan, babamın çok iyi dostuydu. Türkiye, Lübnanın gerçek dostu. Türkiyeye ziyaretimi geniş bir işadamı topluluğuyla birlikte gerçekleştireceğim.&lt;br&gt;- Türkiye-Lübnan arasındaki ekonomik ilişkiler, potansiyeli yansıtmıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?&lt;br&gt;- Lübnan bildiğiniz gibi büyük acılar yaşadı. Savaşlar, altüst oluşlar, sıkıntılar yaşadık. Bugün Lübnanda istikrarı sağlamaya yönelik çabaları birleştiren bir hükümet işbaşında. Eğer Türk işadamlarının Lübnana geleceği, yatırım yapacağı bir dönem varsa o da bugündür. Ben Lübnanlı işadamlarının Türkiyede, Türk işadamlarının da Lübnanda yatırım yapmalarını destekleyeceğim.&lt;br&gt;- Türkiye, Suriye ile karşılıklı olarak vize uygulamasını kaldırdı. Benzeri bir adımı siz de atmayı düşünür müsünüz?&lt;br&gt;- Hükümetimiz güvenoyu alır almaz bu konuyla ilgileneceğim. İki ülke arasında vizenin kaldırılması gerektiğini düşünüyorum.&lt;br&gt;- İki ülke arasındaki turizm trafiğinin daha fazla gelişmesi için neler yapılabilir?&lt;br&gt;- Lübnan küçük bir ülke. Hem burada yaşayan vatandaşlarımız, hem de yurtdışındaki Lübnanlılar Türkiye turizmi için önemli potansiyel. Türkiyeye çok sayıda Lübnanlı turist gidiyor. Biz Türkiyeden de daha fazla turist bekliyoruz. Bu doğrultuda aramızdaki uçak seferlerinin de artması gündeme gelebilir.&lt;br&gt;Saad Hariri, yarım saatlik görüşme sırasında sorularımıza verdiği yanıtlardan, Politikaya arkadan itildim görüntüsü verdi...&lt;br&gt;Hariri Ailesinin ana hissedarı olduğu Saudi Oger Grubu, Türk Telekom ve T-Bankla Türkiyeye yerleşti...&lt;br&gt;Saad Al Hariri de yeni Başbakan olarak Türkiyeyle ilişkileri daha da geliştireceğini ortaya koydu...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Elhamdülillah krizde bile ekonomi büyüyor&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;LÜBNAN Başbakanı Saad Al Haririye ülkesiyle ilgili önceliklerini sorduk. Yanıta girişi, Elhamdülillah küresel kriz ortamında bile ekonomimiz büyüyor şeklinde oldu ve sürdürdü:&lt;br&gt;- Enerjide büyük sorunumuz var. Halkımızın yüzde 60ına elektrik iletebiliyoruz. O da 24 saat değil. Burada önemli adımlar atmak zorundayız. Hukuk sistemi ve ekonomide birçok reformu parlamento gündemine taşıdık.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Türk Telekomu izliyorum ama artık politikadayım&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;ARTIK Başbakanlık koltuğunda da otursa, Saad Al Haririyle görüşürken, Türk Telekomu gündeme getirmeden geçemezdik:&lt;br&gt;- Aileniz Türk Telekomun hâkim ortağı. Türkiyede yeni yatırımlar düşünüyor musunuz?&lt;br&gt;- Ben işadamı olmayı seviyorum. Bunun nedenini bir örnekle anlatmaya çalışayım. İş alanında Adan Bye gitmek isterseniz, doğrudan gidersiniz. Politakada Xe, Zye, Mye derken belki Bye ulaşırsınız. Dikkat edin, belki diyorum. Babamın suikastla öldürülmesi sonrasında politikaya girdim. Türk Telekomda hissem var ama artık idaresinde değilim. Türk Telekomla ilgili rakamları gördüğüm zaman kardeşimi arıyorum.&lt;br&gt;- Rakamları seviyor musunuz?&lt;br&gt;- Rakamları kim sevmez ki?&lt;br&gt;- Yani, Türk Telekomda elde edilen rakamlardan, yatırım yapmış olmaktan memnun musunuz?&lt;br&gt;- Türkiye, çok büyük bir pazar, büyük potansiyel var. Türk Telekom da çok iyi bir şirket.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Özelleştirmeler için gelen müteahhitlere de iş çıkacak&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;HARİRİ Ailesinin şirketleri Türkiyeye Türk Telekom ve T-Bankla girmiş olsa da, bölgede inşaat sektörünün önde gelen isimleri arasında. Saad Haririye Türk müteahhitlerinin Lübnana dönük şansını sorduk:&lt;br&gt;- Türk müteahhitleri hem bölgemizde, hem dünyada çok aktif. Aynı durumu Lübnanda göremiyoruz...&lt;br&gt;- Ülkemizde istikrarsızlık söz konusuydu. Şimdi nispi bir istikrar sağlandı. İşadamları yatırım için istikrar arar. Şimdi artık Lübnana gelecek Türk işadamları sıkıntıyla karşılaşmaz. Enerji ve inşaat alanında birçok projemiz olacak. Telekomda, toplu taşımacılıkta özelleştirmeler yapacağız. Türkiye ile işbirliği yapacağımız çok alan olduğunu düşünüyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Alkollü içki&amp;nbsp; yoktu&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;SAAD Al Haririnin konutuna iki otobüsle gidildi. İtalyadan İspanyaya, Yunanistandan Mısıra, Tunustan Fasa kadar bölge ülkelerinden ASCAME üyesi odaların temsilcileri vardı...&lt;br&gt;Konutun bulunduğu sokağın başında otobüsten indik. Üç-dört bariyer geçtikten sonra konuta ulaştık...&lt;br&gt;Konuklara zengin Lübnan mezelerinden örnekler &lt;br&gt;değişik meyve suları eşliğinde sunuldu... Alkollü içki ikramı yapılmadı...&lt;br&gt;Lübnanın başkenti Beyrut, bölgedeki birçok İslam ülkesinin zenginleri arasında kaçamak noktası diye bilinirken, ülkenin Başbakanı, konutunda yabancılara verdiği yemekte alkollü içki ikram edilmemesini seçmişti...&lt;br&gt;ASCAME Başkanı Murat Yalçıntaş, Saad Al Haririye salonda bir tablo hediye etti. Bizimle yaptığı görüşme sırasında ise, Tuluyhan Uğurlunun Akdeniz temalı CDsi ile çini kol düğmeleri sundu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Türk dizilerini eşim de izliyor&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;BÖLGEDEKİ birçok ülke gibi Lübnandaki televizyon kanallarında da Türk dizileri yayınlanıyor. &lt;br&gt;Bu konuyu Lübnan Başbakanı Saad Al Haririye de açtık:&lt;br&gt;- Türk yapımı televizyon dizilerini izliyor musunuz?&lt;br&gt;- Size bir şey anlatayım. Ramazan ayında her gün &lt;br&gt;1000 kişiye iftar veririm. Her iftarda 6 masada yetim çocuklar olur. İftardan sonra yukarı çıkar, onlarla sohbeti sürdürürüm. İlk sorum televizyonda neler seyrettikleridir.&lt;br&gt;- Yanıtlar ne oluyor?&lt;br&gt;- Türk filmlerini ve dizilerini seyrettiklerini söylerler.&lt;br&gt;- Siz ya da eşiniz?&lt;br&gt;- Eşim de Türk dizilerini izler...&lt;br&gt;- Adını bildiğiniz Türk dizisi hangisidir?&lt;br&gt;- Nur (Gümüş)... Oyuncuları Lübnana gelip, çocuk yuvasını ziyaret etmişti. Çocuklar çok tezahürat yapmışlardı...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size=&quot;4&quot;&gt;Lübnana ihracatta 3 kat önde gidiyoruz&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;HAZIR Lübnanla ekonomik ilişkiler gündeme gelmişken, aramızdaki ticaret rakamlarını anımsamakta yarar var:&lt;br&gt;· 2008 yılında Lübnana 665 milyon dolarlık ihracat yapmışız.&lt;br&gt;· Lübnandan ithalat 179 milyon dolar düzeyinde olmuş.&lt;br&gt;· Toplam ticaret yine 2008 yılında 844 milyon doları bulmuş.&lt;br&gt;· İhracatımızda en büyük iki kalem 183 milyon dolarla demir-çelik ve 169 milyon dolarla mineral yakıtlar, mineral yağlar.&lt;br&gt;· İthalatta başı 113 milyon dolarla hurda demir-çelik çekiyor.&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Vahap MUNYAR</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 10:22:16 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Şükrü KIZILOT - Bayrama evinizin vergisini ödeyerek girin</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13024986.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;YAKLAŞIK 22 milyon vatandaşın, emlak vergisi ikinci taksitini ödemeleri için bir hafta süre kaldı. &lt;br&gt;&lt;br&gt; Şu ana kadar ödemeyenler, acele etsinler.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;1 Aralık Salı günü akşamına kadar süre var ama bunun dört günü bayram tatiline gidiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Özellikle bayramda tatile çıkacak olanların, bayramdan önce ödemelerinde yarar var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:5.65pt 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;strong&gt;EMEKLİLER VE İŞSİZLER&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Brüt 200 m2yi geçmeyen tek konuta sahip emekliler, işsizler, ev hanımları ve özürlüler her yıl olduğu gibi bu yıl da emlak vergisi ödemeyecekler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu avantajdan yararlanacak olan işsizlerin, ev hanımlarının ve emeklilerin (emekli aylıkları dışında) 19.800 TLnin (2010da 22 bin TLnin) üzerinde menkul sermaye iradı (faiz, repo, fon, kâr payı, temettü vb.) gelirlerinin olmaması gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:5.65pt 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;strong&gt;EN ÇOK MERAK EDİLENLER&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:2.85pt 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;· Hisseli Ev: Brüt 200 m2yi geçmeyen tek konuta hisse ile sahip olunması halinde, indirimli vergi oranı, hisseye isabet eden kısma uygulanacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:2.85pt 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;· Birden Fazla Ev veya Hisse: Birden fazla konut ya da birden fazla hisseye sahip olunması halinde indirimli vergi oranı, birine dahi uygulanmayacak. Çünkü, sıfır oranlı emlak vergisi tek bir meskeni olanlar için geçerli.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:2.85pt 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;· Bizzat Oturma Şartı: İndirimli bina vergisi uygulanması için meskende bizzat oturma şartı aranmıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;En çok soru aldığımız bu konuya ilişkin olarak 31.12.2003 Tarih ve 25333 üçüncü mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 38 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde yapılan, tam metnine www.yaklasim.comdan ulaşabileceğiniz açıklamanın ilgili kısmı aşağıdaki gibi:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;İndirimli vergi oranının uygulanması için meskende bizzat oturma şartı aranmamaktadır. Bu nedenle, sahip oldukları tek meskeni kiraya verip, kirada oturanlar da şartları taşımaları kaydıyla indirimli vergi oranından faydalanabileceklerdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;· Yazlıklar: Belirli zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan yazlık evler ya da dağ evleri için indirimli bina vergisi uygulanmıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Ancak mükellefler bu evlerde sürekli oturuyorlar ve başka evleri de yoksa, sürekli oturdukları bu evleri için emlak vergisi ödemezler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:5.65pt 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;strong&gt;ÖZELLİKLİ DURUMLAR&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Mükelleflerin, gelir getirmeyen işyeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indirimli vergi oranından yararlanmalarına engel değil (Tebliğ, I/3-f). &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Gayrimenkulün intifa hakkına sahip olanlar, emlak vergisini kendileri ödemek zorundalar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;2009 yılı içinde gayrimenkul alanlar, 2009 yılına ilişkin emlak vergisini ödemezler. Ancak, 2009 yılı sonuna kadar, ilgili belediyeye Emlak Vergisi Bildirimi vermeleri gerekiyor. 1 Ekim 2009 tarihinden sonra gayrimenkul alanların ise üç ay içinde (örneğin 24 Kasım 2009da alanların), 24 Şubat 2009 akşamına kadar bildirim vermeleri gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Aylık yüzde 1.95 gecikme zammından kurtulmak için, emlak vergisini bir an önce ödemenizde yarar var.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Şükrü KIZILOT</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:00:12 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Erdal SAĞLAM - Güdük hafta ardından bilanço makyaj ayı</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13024955.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;PİYASALARDA, güdük hafta diye nitelendirdiğimiz, az sayıda işlem günü olan bir haftaya başladık. Bizdeki bayram tatili, dışarıdaki tatiller derken aslında sadece bu haftayı değil önümüzdeki haftayı da güdük hafta olarak yaşayacağız.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Hemen ardından ise artık yılsonu bilançolarının makyajlandığı, ince rötuşların yapıldığı bir ayı yaşayacağız. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Yani 2009 yılını piyasaların artık kapatmaya başladığını söyleyebiliriz. Belki de bu nedenle bazı piyasa oyuncuları uzun tatillere başladılar bile...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu yıl için artık olan oldu diyebiliriz. Bankalar açısından bakıldığında 2009 yılı kârlı bir oldu. Bankalar bir yandan küresel ekonominin şimdiye kadar olmadığı biçimde derinden etkilendiği bir piyasa yaşadılar. Öte yandan Hazinenin borçlanma ihtiyacının artması nedeniyle, parayı yatırdıkları bu kağıtlardan çok önemli karlar elde ettikleri bir yılı geçirdiler. Sonuç olarak bankacılar, 2009 yılını ummadıkları kadar iyi geçirdiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu karlılıkta küresel krize sağlam bir bankacılık yapısı ile yakalanmamızın büyük etkisi olduğu, banka yöneticilerinin de içten içe bu gururu taşıdıklarını söylememiz gerek. İçten içe diyoruz; çünkü özellikle son 6 ayı banka yöneticilerinin sürekli olarak karlı oldukları için yeni bir vergi salması ile karşılaşmaktan korkarak geçirdiklerini gördük. Bu nedenle göğüslerini gere gere Biz iyi iş yaptık, o nedenle böyle karlıyız &lt;br&gt;diye konuşamadılar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bankaların karlı bir yıl geçirmesine rağmen reel sektör açısından iyi bir yıl olduğunu kimse söyleyemez. Yine aynı biçimde tüketiciler için de, yani halk için iyi bir yıl olmadığı da kesin.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;İşte bu nedenle, iktidar partisinin bazı üyeleri başta olmak üzere, reel sektör bu kadar zor durumdayken bankalar çok karlı diyenler çıktı ama şimdiye kadar, &lt;br&gt;iyi ki, ekonomi yönetimindekiler bu dolduruşlara gelmediler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Eğer gelselerdi, işte o zaman bankaların üzerine gelmenin çok ağır maliyeti olduğunu, ekonomi dışı uygulamaların sonunda çok daha ağır bedeller yaşattığını, geçmiş örneklerde olduğu gibi, yine görürler, dengeyi bozarlardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:5.65pt 0cm 2.85pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;MEVCUT SEYİR KORUNUR&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Aslında geçmiş zaman kullanmak yeterli değil, çünkü bence iktidar partisi ağırlıklı bazı politikacılarda böyle bir eğilim hala var ve ileride önemli bir sıkıntı yaşanırsa, kimsenin şüphesi olmasın ki; yine aynı cin fikirler ortaya saçılır...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu hafta ve önümüzdeki haftayı içine alacak güdük haftalarda, özellikle hisse senedi piyasalarında dalgalanmalar yaşanması beklenebilir. Aslında hisse senetleri için, yıl sonu pozisyon kapamalarının da etkisiyle, Aralık ayı içinde de hareketli bir seyir izleyebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Ancak asıl bakılması gereken döviz ve faiz piyasalarında ise mevcut seyrin, bu yıl sonuna kadar, küçük hareketlerle korunacağı tahmin ediliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bankacıların şimdiden gelecek yıl ne yapacaklarını düşündüklerini de biliyoruz. Son dönemde artmaya başlayan, konut kredileri başta olmak üzere, çeşitli tüketici kredilerindeki yeni kampanyaların da bu kapsamda yani 2010 yılına hazırlık olarak değerlendirilmesi gerekir. Bankalar şimdiden faiz indirimi dibi gördüğü için &lt;br&gt;Hazine kağıtları yerine koyacakları karlı plasmanlar alanları arıyor.&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Bu yıl öyle ya da böyle geçti ama gelecek yıl ne olacak sorusunun yanıtı o kadar net değil. Herkes, yavaş bir büyüme döneminin yaşanacağını söylüyor ve öyle anlaşılıyor ki; bu yavaş büyüme sürecine piyasaların sabrı yeterse, çok büyük dalgalar yaşamayız. Ancak biliyoruz ki; piyasalar böyle yavaş, adım adım, küçük oranlı karlarla yetinmeye pek yanaşmazlar, sabırları&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bu kadar ağır bir sürece pek yetmez... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;memetin&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;br&gt;Özetle; bankacılar dahil herkes için, 2010 bu yıldan daha zor geçebilir...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Erdal SAĞLAM</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 22:58:58 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Özgür BOLAT - Sen başarısızsın, öyle kal!</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025750.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bugün öğretmenler günü. Onun için bugünkü yazımı öğretmenler ve eğitimciler için yazmak istedim.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Kendime sordum. Eğitim dünyasına tek bir cümle söyleme şansım olsaydı, o ne olurdu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Sanırım o cümle Halil Cibranın şu cümlesi olurdu:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Öğrencilerinize bilginizden değil, sevginizden verin.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Nasıl mı, açayım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;EĞİTİM VE DENGESİZ GELİR DAĞILIMI&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Bizim gibi gelir dağılımının adaletsiz olduğu toplumlarda, piramidin üstüne çıkmanın üç yolu var: siyasi güç, ekonomik güç ya da eğitim gücü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Ekonomik güce sahip olanlar, bunu siyasi güçle taçlandırmak istiyor. (Ya da siyasi gücü arkalarına almak.)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Siyasi güce sahip olanlar da ekonomik güçle. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Bildiğiniz gibi siyasi güce sahip olanlar, hemen zengin oluveriyor ülkemizde. Çocuklarına işler kuruluyor, ortaklıklar sağlanıyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Piramidin altında olanların tek şansı var: eğitim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Onun için öğretmenlerimize çok iş düşüyor. Her çocuğun hayalinden onlar sorumlu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Kendilerini öğrencilerine adamış bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Ama dikkatinizi eğitime dezavantajlı başlayan öğrencileri sürekli dezavantajlı durumda tutan bir tehlikeye çekmek istiyorum. &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;O da öğretmenlerin sevgisinden vermemesi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;SEN TEMBELSİN, TEMBEL KAL!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Bir araştırmada öğretmenlere bir sınıftaki çocukların başarısız ve tembel olduğu, diğer sınıftaki öğrencilerin başarılı ve çalışkan olduğu söyleniyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Aslında durum tam da tersi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Aynı öğretmenler, bu sınıflar ile bir dönem ders işliyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Bir dönem sonra görülüyor ki öğretmenlerin çalışkan sandığı öğrenciler gerçekten çalışkan, tembel sandığı çocuklar da gerçekten tembel olmuş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Yani öğretmenlerin düşünce yapılarına ve önyargılarına bağlı olarak geliştirdikleri tutum ve davranışlar, çocukları gerçekten değiştirmiş. Öğretmenler, önyargılarını gerçeğe dönüştürmüş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Düşünün, kötü/başarısız olarak nitelendirilen okullara giden yüz binlerce parlak öğrenci bu önyargı yüzünden nasıl da başarısızlığa mahkûm ediliyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Her öğrencinin başaracağına inanmayan, yani sevgisinden vermeyen öğretmenler, kendi elleriyle (çoğu zaman da bilinçsiz olarak) geliştirmek istediği öğrencileri başarısızlığa mahkûm ediyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Bu çocuklardan adam olmaz diyen öğretmenler, bu önyargılarını mutlaka gerçekleştiriyor. Özel okullara giden ve öğretmenleri tarafından şımarık olarak nitelendirilen bazı çocuklar için de bu önyargılar geçerli. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Öğrencilere bilgisinden değil, sevgisinden veren öğretmenlerin sayılarının artması dileğiyle, bütün öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun.&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Özgür BOLAT</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 22:33:32 -0800</pubDate>
      </item>
      <item>
         <title>Mehmet Ali BİRAND - Hem “kollayın” diyoruz sonra da kızıyoruz…</title>
         <link>http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025486.asp</link>
         <description>&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Karşı karşıya kaldığımız çıkmazın farkındasınız değil mi? Türk Silahlı Kuvvetlerine 80 yıldır bir görev yüklemişiz. Bütün subaylarımızı, Bizi bölücülere ve irticaya karşı koruyup, kollayın diye yetiştiriyoruz. Onlar da bu görevi ciddiye alıp, iki darbe ve üç dolaylı müdahele ile ülkeye ince ayar yaptılar. Şimdi de, neden bu işlere karışıyorsunuz diye kızıyoruz. Artık karar verelim. Ya subaylarımızı farklı eğitelim veya görev tanımını değiştirelim.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Benim en sevdiğim kitaplarımdan biri &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Emret Komutanım&lt;/b&gt; idi. Bir Türk subayının hangi kesimden geldiğini, daha da önemlisi nasıl eğitildiğini ve muvazzaflık&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;döneminden sonra emekliliğinde nasıl farklı bir dünya ile karşılaştığının anlatıldığı bu kitap için aylarca okullarda, kışlalarda inceleme&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;yapmış, söyleşilerle subay adayları ve komutanların görüşlerini almıştım.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;TSK&lt;/b&gt; ilk defa, içini bir sivile açıyordu.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Karşımdaki kurumun disiplini, eğitimdeki&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kalite ve genç subayların her birinin samimiyeti beni çok etkilemişti.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Nitekim, içlerinden bazıları sonradan çok yakın arkadaşım oldu. &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Emret Komutanım&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir yerde, askerin kendi kendini anlattığı, içini döktüğü&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir kitaptı.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Beni en çok&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;düşündüren yanı ise, liseden başlayarak tüm eğitim sürecinde, o genç&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;komutan adaylarına yüklenen sorumluluktu.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Subaylarımıza inanılmaz bir &lt;b style=&quot;&quot;&gt;ülkeyi kollama&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;ve koruma&lt;/b&gt; bilinci yerleştiriliyor. Ancak bunu &lt;b style=&quot;&quot;&gt;darbe yapma bilinci&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;olarak almamak gerekir. Subay&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;hiçbir zaman darbeci yetiştirilmiyor. Ona yüklenen vatan sevgisi ve vatanı koruma bilinci, müdaheleleri getiriyor.&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu eğitimde iki yöntem izleniyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Biri, kitaplar aracılığı ile, ancak bence en etkili olanı, komutanların sürekli olarak yaptıkları konuşmalarla veriliyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;HER AN BÖLÜNECEK BİR TÜRKİYE GÖRÜNÜMÜ&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Eğitim sürecinde uzun uzun, Türkiye her an bölünebilecek bir ülke olarak gösteriliyor. Bölünme tehlikesi öylesine ağırlıklı&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir yer &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;tutuyor ki, dönem sonunda her subayın kafasında, dokunulsa darmadağın olacak bir Türkiye resmi oluşuyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Peki, bu ülkeyi kim bölecek?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Yanıt, &lt;b style=&quot;&quot;&gt;İç ve Dış düşmanlar&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu durumdan kurtulmanın ise, tek yolu gösteriliyor: &lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Atatürk ilkelerine bağlılık.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu eğitim şekli, 1950-60lardan&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;itibaren NATO kaynaklı yöntemlerin uygulanmasıyla derinleştirildi. Soğuk Savaş döneminde, Komünizme karşı mücadelenin temelini bu eğitim&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;dili oluşturuyordu.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;1950-70 yıllarında komutana yüklenen görev, Türkiyeyi komünizme ve&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;irticaya karşı korumaktı.&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;1980den itibaren&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;komünizm&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kalktı, yerine bir de bölünme tehlikesi (yani Kürtçülük) eklendi. Ancak, temel mesajlar değişmedi.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Dikkatleri çeken nokta, subay adaylarına yüklenen bu &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Komünizm-İrtica-Bölünme&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;tehlikesi korkusunun, sivil eğitimde&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;olmamasıdır.&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sivil eğitimde, çok daha dengeli bir Türkiye resmi çiziliyor. &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Böylesine karanlık bir manzara sergilenmiyor. Dolayısıyla, asker ve sivil arasında, (yani genç bir subay ile hayata atılan bir üniversite mezunu genç arasında) ülkeye bakış açısından büyük bir fark yaratılıyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Askeri lise ve akademiyi bitirmiş olan Komutana verilen mesaj hep aynı: &lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Türkiye büyük bir karmaşa içindedir. İrticacılar ve bölücüler, iç ve dış güçlerle&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;işbirliği yapmaktadırlar. Bu gidişi durduracak tek güç, anayasadan yetki alan ve koruma kollama görevini yerine getirmesi gereken &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;TSKdır. Bu ülkeyi Atatürk kurmuş ve koruyup kollanmasını da sana (subay) emanet etmiştir.&lt;/b&gt;&lt;u&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=&quot;TEXT-DECORATION:none;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;SEN BU ÜLKEYİ KURTARMAKLA SORUMLUSUN&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu eğitimle yetişen subayımız,&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kışlaya adım attığı andan itibaren, kendini sivillerden &lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;daha donanımlı, daha üstün, vatanını&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;daha çok seven ve daha namuslu görüyor.&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Atatürk kavramı içine öylesine yerleştiriliyor ki, ona toz kondurmuyor. Hele siyasetçilere hiçbir şekilde güvenmiyor. Onları, tek bir oy uğruna, kişisel çıkar sağlamak için Atatürk ilkelerini görmezden gelebilecek, vatanı da bir asker kadar sevemeyecek bir kesim olarak görüyor.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bu sistemle yetişen askerimiz,. 86 yıllık Cumhuriyetimizin &lt;b style=&quot;&quot;&gt;koruyucu ve kollayıcısı&lt;/b&gt; olarak yönetime&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;iki defa (27 Mayıs 1960- 12 Eylül 1980de) direkt olarak el koydu, üç defa da (12 Mart 1970- 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2006) dolaylı şekilde müdahele etti. Özetle, kendine verilen&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;görevi yerine getirdi.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bugün ise, giderek artan biçimde tepki gösteriyor. &lt;b style=&quot;&quot;&gt;Sen kendi işinle uğraş. Askerliğini yap. Siyasi iktidara karışma&lt;/b&gt; diyoruz.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Ortada apaçık bir çelişki var.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Ya askerimizin eğitimine ince ayar yapalım, koruma ve kollamadan neyi kastettiğimizi net şekilde ortaya koyalım. Sınırları çizelim veya şikayet etmeyelim.&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bölünmek ne demektir?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Bunun sınırı nedir?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Demokrasi-İnsan Hakları nerede biter ve bölücülük nerede başlar?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;İrtica nedir?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Sınırları nelerdir?&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Artık, işin temeline inme zamanı gelmedi mi?&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;*&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;*&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;*&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TSKNIN GÖREVİ&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1960daki ilk darbesinden sonraki tüm müdahelelerinde hukuki gerekçe olarak kullandığı, İç Hizmet Yasasının 35 inci maddesi şöyledir:&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan&lt;span style=&quot;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;MARGIN:0cm 0cm 0pt;&quot;&gt; &amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt; 24 Kasım 2009 &amp;nbsp;</description>
         <author>Mehmet Ali BİRAND</author>
         <guid isPermaLink="false"></guid>
         <pubDate>Mon, 23 Nov 2009 13:01:16 -0800</pubDate>
      </item>
   </channel>
</rss>
<!-- fe6.pipes.sp1.yahoo.com uncompressed/chunked Tue Nov 24 00:43:38 PST 2009 -->
